Yavuz ve Midilli Olayı

Yavuz ve Midilli Olayı

Enver Paşa, savaşın fazla uzun sürmeyeceği kanısındaydı. Eğer Türkiye bu arada bir şeyler koparmak istiyorsa, bir an önce savaşa katılması gerektiğini söylüyordu. İşte bu dönemde birbirini izleyen iki olay, durumun istediği yönde gelişmesine yardımcı oldu.
Bu olaylardan ilki, İngiltere’ye ısmarlanan iki savaş gemisiyle ilgiliydi. Armstrong Whitworth tezgâhlarında yapımı tamamlanan “Reşadiye” ve “Sultan Osman” savaş gemilerine İngilizler el koydular. Oysa hem parası ödenmişti, hem de daha önce yapılan anlaşmada, eğer bir savaş çıkarsa gemilerin verilmeyeceği konusunda hiç bir hüküm yoktu. Bu davranışa, Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere’nin yanında yer alan bazı ülkeler bile karşı çıktılar.
ikinci olay ise, iki Alman savaş gemisinin herkesi şaşırtan serüveniydi. Akdeniz’de dolaşan Goben ve Breslau gemilerine birdenbire, Türkiye’ye gitme emri verildi. Bu emirden, Enver Paşa’nın bilgisi vardı. Akdeniz’deki İngiliz donanmasını atlatarak Mesina Boğazı’m geçen gemiler, 8 – 9 Ağustos gecesi Çanakkale Boğazı’m geçtiler. İngilizlerin el koyduğu iki geminin yerini, bu Alman gemileri alacaktı. Eksikleri kısa zamanda tamamlanan ve satın alma işlemleri sonuçlandırılan Alman savaş gemilerinden Goben’e “Yavuz”, Breslau’a ise “Midilli’ adı verildi. Gemilerde görevli Alman deniz subayı ve erleri, başlarındaki kendi ülkelerinin şapkasını çıkarıp fes giyerek yerlerinde kaldılar. Görünüşte Türkleştirilmişlerdi. Gerçekte ise gemiler gene Alman komutanın ve denizcilerin elindeydi. Bu Alman komutan, Alman Büyükelçisi ve Berlin’le ilişkisini sürdürdü.
İki Alman savaş gemisinin Türk donanmasına katılması, dünyada büyük tepki ve protestolarla karşılandı. İngilizler ve onu destekleyen bazı devletler Türkiye’ye başvurarak, bu iki gemiyle birlikte Türkiye’deki Alman subayları geri gönderilir, böylece Türkiye tarafsızlığını açıkça gösterirse onun bütünlüğünü ve egemenliğini koruyacaklarını, kapitülasyonları kaldıracaklarını, ayrıca ekonomik yardım yapacaklarını bildirdiler.
Bu istekler geri çevrildi. Alman gemilerini izleyen İngiliz ve Fransız savaş gemileri, Çanakkale Boğazı’m abluka altına aldılar. Türkiye de 1 Ekimde Boğazları tümüyle kapattı.
önceleri iki yıl içinde savaşa girilebileceğini bildiren Türk Genelkurmayının kurmay başkanı Alman Bronzart Von Şellenburg Paşa, türlü baskılar karşısında, “Rus donanmasına baskın yaparak savaşın başlatılmasını” öngören bir öneride bulundu. Türk devlet adamları başlangıçta ilkbahara kadar beklemek niyetindeysen, Almanya’ dan gelen iki geminin komutanı Amiral Wilhelm Souchon, yeni Rus gemileri Karadeniz’e çıkmadan Rus donanmasına baskın yapmak istediğini bildirdi. Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın yazılı izniyle Amiral Souchon, Türk donanmasını 23 Ekimde Karadeniz’e çıkardı. Yavuz ve Midilli adları verilen Alman gemilerine, ayrıca her birine Alman yardımcı gemi süvarisi yerleştirilmiş bir Türk deniz filosu da katıldı. Bu, benzeri görülmemiş tuhaf bir korsanlık serüveniydi.
Donanma Karadeniz’de Odessa, Sivastopol, Novorossiyk ve Teodosya limanlarını hiç bir uyarıda bulunmadan topa tuttu, çarpışmalar sırasında bazı Rus gemilerini batırdı. Bu beklenmedik saldırı üzerine Rusya, 3 Kasım 1914 günü Türkiye’ye savaş açtı. 5 Kasım günü de Rusya’yı, İngiltere ve Fransa izledi. Sonunda istenen olmuş, Türkiye Birinci Dünya Savaşı’na Almanya’nın yanında girmişti.
Türkiye’yi bu şekilde bir ölüm kalım serüvenine sürükleyenler, komşularımızdan Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan’ın henüz savaşa girmediğini düşünmemişlerdi. Ayrıca, uğrunda savaşa katıldığımız dostlarımızla hiç bir sınır bağlantımız bulunmadığı da akla getirilmemişti.

Yorum yazın