Vassal Nedir

Vassal Nedir
vasal, Batı Avrupa feodal toplumunda, alt bey. Üst bey konumundaki bir süzerene verdiği hizmet karşılığında genellikle kendisine fief(*) denen bir toprak parçası bırakılan kişidir. Tarih(*) biliminin 16-19. yüzyıllardaki Avrupa merkezli gelişimi içinde Batı Avrupa ortaçağına ilişkin kavramlar başka yerlerdeki benzer toplumlann çözümlenmesinde temel alındığından, vasal terimi de bağımlı ve toprağa bağlı bir köylülüğün artıürününe vergi-rant biçiminde el konmasına dayalı bütün Batı ve Doğu sosyoekonomik formasyonlarında egemen sınıfın içindeki herhangi iki basamaktan görece aşağıdaki için kullanılır.

Toprağa dayalı geleneksel, feodal toplumlann maddi koşulları, maaşlı bir bürokratik ve askeri devlet aygıtıyla bütün ülkenin tek merkezden yönetilmesini, vergilerin nakit biçiminde merkezî hâzinede toplanıp maaş olarak dağıtılmasını hemen hemen olanaksız kılar. Bu durumda toprak gelirinin egemen sınıf içinde bölüşülmesi doğrudan doğruya toprağın bölüşülmesi biçimini alır. Başlangıçta kuramsal olarak hükümdann denetiminde bulunan ülke topraklan devletin kurucu sınıfı olan askeri aristokrasinin öbür mensuplanna dağıtılırken hiyerarşik kademe ve unvanlarla resmileşen bir fief ya da dirlik(*) sistemi ortaya çıkar. Bu sistemin çeşitli basamaklan, üst ve alt beyleri arasındaki ilişkilerin düzenlenme biçimi ise dönemden döneme ve ülkeden ülkeye farklılık gösterir; taraflar arasında karşılıklı bir sözleşmeye dayandınlabileceği gibi taraflardan daha güçlü bir merkez tarafından da zorla kabul ettirilebilir.

Batı Avrupa feodal toplumunun vasallık ilişkilerinin özgüllüğü, iki tarafın da hak ve yükümlülüklerini belirleyen karşılıklı bir sözleşmeye dayandırılmasıydı. Fief dağıtan merkezin fief alanlar ya da süzerenlerin vasallar karşısındaki göreli zayıflığından kaynaklanan bu düzenleme görece ademi-merkeziyetçi bir siyasal dokunun ortaya çıkmasına yol açtı. Bu doku içinde de fief dağıtma yetkisi sırf merkez ile sınırlı kalamadı. Fief lerini doğrudan hükümdardan alan bazı vasallar en önemli feodal grup olan baronları oluşturdu. Bu büyük vasalla-rın da kendi fief leri içinden başkalarına fief dağıtma (Latince subinfeodare) hakkı vardı. Fief lerini doğrudan kraldan alan senyörler ban, fief lerini kralın ilk yasallarından ve onların altındakilerden alan vasallar ise arriere-ban olarak adlandırılır ve kral feodal beylerin tümünü toplantıya çağırdığında, buna ban et arriere-ban denirdi. Buna karşılık Osmanlı Devleti’nde bütün dirlikler yalnızca mirî arazi(*) içinden ve sultan tarafından dağıtılabilirdi. Subinfeodare yoktu; tımar(*) sisteminin beylerbeyi, sancak beyi, alay beyi, sipahi biçiminde aşağıya uzanan hiyerarşisi de bağıtsal değil, tümüyle yukarıdan saptanan bir nitelik taşıyordu. Bu anlamda Osmanlı tımar sisteminin alt kademeleri, doğrudan kendi üstlerinin va-salı değildi.

Batı Avrupa’da süzeren feodal sözleşme uyarınca vasalına fief sağlamak, onu korumak ve ona adil davranmakla yükümlüydü. Karşılığında ise vasalından fief e bağlı (askeri, adli, yönetsel) hizmetleri istemek ve çeşitli feodal “yardım” ödentilerini almak hakkına sahipti. Kadınlar da vasal olabilir, onların hizmet yükümlülüklerini kocaları yerine getirirdi. Feodal “yardım”ların örnekleri arasında fief ini bir mirasçısına bırakan ya da elden çıkaran vasalın ödediği vergi ve askerlik hizmeti yerine ödenen bedel(*) vardı. Keyfi ödemelerin yerini zamanla gelenek ve göreneklerle belirlenmiş bir sabit ödemeler sistemi aldı.

Vasal (alt senyöı) süzerene (üst senyör) sadakat borçluydu ve buna aykırı davranmak hukukta ağır suç sayılırdı. Hatta İngiltere’de feodalizmle ilgisi olsun olmasın bütün ciddi suçlar bu kategoriye sokuldu, çünkü hepsi kamu barışı ve düzeninin bekçisi olan krala sadakat borcunun çiğnenmesi olarak yorumlanabilirdi.

Vasallarm fief ler üzerindeki hakları zamanla çok genişledi ve fief ler yükümlülüklerini yerine getiren mirasçıların elinden alınamaz duruma geldi. Miras kurallan, fief in bölünmesini engelliyor ve en büyük oğulu vâris sayıyordu. Ama bu kural mutlak değildi; yeterli baskıyı uygulayabilen küçük oğullara mirastan pay (bak. appanage) veri-lebiliyordu. Zamanla vasallar fief lerini bir başkasına devretme hakkını da aldılar, ama bunun için önce süzerenin onayını almak ve belirli bir vergi ödemek zorundaydılar.

Feodal sözleşmedeki taraflardan birinin ötekine karşı ciddi bir kusur işlemesi durumunda, zarar gören taraf sözleşmeyi bozabilirdi. Bir vasal mirasçı bırakmadan ölür ya da ağır bir suç işlerse, fief süzerene geri dönerdi. Bu bakımdan, Batı Avrupa tipi vasallık ilişkileri içinde fief lerin kral ya da üst beyler tarafından geri alınması olanağının hiç bulunmadığı görüşü doğru sayılamaz.

Yorum yazın