TBMM’nin Açılışından Sonra Askeri ve Siyasi Gelişmeler

TBMM’nin Açılışından Sonra Askeri ve Siyasi Gelişmeler

1. İç ayaklanmalar:

TBMM kurulduğu zaman karşısına çıkan iki büyük mesele vardı. Birincisi ülkenin genelinde asayişi ve otoriteyi sağlamak; ikincisi de cepheleri oluşturmak, biran önce düzenli orduya geçişi sağlamaktı.

Ankara bu dönemde bir hayli sıkıntıya düşmüştü çünkü damat Ferit paşa hükümeti İngilizlerle iş birliği yapmış ve milli mücadele aleyhtarı yoğun bir propaganda yaparak TBMM hükümetine karşı ayaklanmaların çıkışına neden olmuştur.

Ayaklanmaların başlıcaları şunlardır:

Bozkır ayaklanmaları, şeyh eşref ayaklanması, aznavur ayaklanması, bolu- düzce ayaklanmaları, Yozgat ayaklanmaları, zile ayaklanmaları,milli aşiret ayaklanması, Konya ayaklanması, demirci Mehmet efe ayaklanması, koçgiri ayaklanması, Çerkez Ethem ayaklanması, pontus Rum ayaklanması.

Ayaklanmaların en büyük ve en önemli sebebi İngilizlerin yaptığı propagandalardır. İngilizlerin amacı ; milli mücadeleyi önlemek ve boğazları ellerinde tutmak için eğer Anadolu da bir devlet kurulursa; bu devletten gelebilecek tehditleri önlemekti. Bunun için tampon olarak gördükleri Marmara’nın doğusundaki Biga ve gönen civarında ayaklanmalar çıkarttılar. Doğu da ise ermeni ve Kürt devleti kurmak, orta Anadolu da dini duygular kullanılarak, doğu kara denizde de Rum devleti kurulması için ayaklanmalar çıkarılmıştır.

M. Kemal ve milli mücadeleciler iç de çıkan ayaklanmaları hallederek, da sonra asıl düşmanla savaşa başlamıştır. Ayaklanmalar yeni kurulan TBMM’yi yıpratmıştır ancak bu ayaklanmalar olağan üstü çabalarla bastırılmıştır.

2. Milli Ordunun Kurulması.

İzmir yunanlılar tarafından işkal güçlerine karşı Osmanlı ordusu karşı koyamayınca kuva-yı milliye işgalci güçlere karşı savaşmaya başlar. Kuva-yı milliye ordudan terhis edilen askerlerin öncülerin de oluşturulmuş daha sonra asker ve sivil, aydın, milliyetçi, vatan sever kişilerin katılması ile güçlendirilmiştir. Bunlar belirli bir merkezden yönetilmedikleri, düzensiz güçleri birbirinden farklı gruplar içerisinde bulunduğu insan gruplarından oluşuyordu bu nedenle kuva-yı milliye den düzenli orduya geçiş zor idi. Ağır silahlarda yoktu üstelik .

Ancak bütün güçlüklere rağmen düzenli ordu kurularak bu dağınık güçler birleştirildi.

3.Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)

Türklere kabul ettirilecek olan antlaşmanın son şeklini itilaf devletleri sen-Roma’da toplanarak son şeklini verdiler üstelik bu kararlar Türk milleti hakkında olmasına rağmen Türklerin görüşlerini bile almadılar.

İtilaf devletleri Sevr barış antlaşmasını kabul ettirmek için yunan kuvvetlerini Bursa-Uşak istikametinde işgal ettiler. Bunun üzerine 10 Ağustos 1920’de Sevr barış antlaşması imzalandı. M. Kemal İstanbul hükümetinin bu antlaşmayı imzalaması üzerine imzalayanları vatan haini ilan etti. Vatandaşlık haklarından yoksun bırakıldılar.

c.Milli Cephelerin Kurulması

Mondros mütarekesinden imzalanmasından sonra itilaf devletleri hiç vakit kaybetmeden ülkenin çeşitli yerlerini işgal etmeye başlayınca bu duruma Türk milletinin tepkisi kuva-yi milliye adlı milli bir direniş hareketi şeklinde kendini göstermiştir. Bu durum 19 Mayıs 1919’a kadar sürmüştür. Kuva-yi milliye kimi zaman büyük bir başarıya destanlaşmış kimi zamanda düşünce ve davranışıyla ters hareketlerde de bulunmuştur. Kuva-yi mili yenin amacı vatanın içinde bulunduğu durum ve koşulları oluşturur. Düzenli ordu ile aralarında büyük farklılıklar vardır. Düzensiz, merkezi otoriteden yoksundurlar. Eğitimsiz, eğitimli bir kaç kişiden meydana gelen kuva-yi milliye kişisel davranış farlılıkları, kahramanlık duyguların verdiği davranış ve düşüncelerdir. Yasalarını ve kurallarının kendileri koymuş gösteriş gibi faktörleri itici görmüşlerdir.

İşgalci güçlere karşı büyük bir direniş göstermiş ve karşı koymuşlardır. Kuva-yi milliye yi oluşturan milli cepheler şunlardır:

1.Güney ve Güneydoğu Cephesi
2.Doğu cephesi ve Gümrü Barışı
3.Batı Cephesi

1. Güney ve Güneydoğu cephesi

İtlaf devletleri birinci dünya savaşı sırasında Osmanlı topraklarına gizli antlaşmalarla paylaşmışlardır. Mondros ateş kes antlaşmasının imzalanması ile bu antlaşmada yaptıkları paylaşmalara göre, istediklerini elde etme fırsatı geçmiş ve hemen işgallere başlamışlardır. İşgali ilk başlatan İngilizler olmuştur. İngiliz Mondros mütarekesine aykırı olmasına rağmen Musul, İskenderun ve Kilis’i işgal eder. Haberleşme araçlarına el koyulmuş, halkın malı direk olarak alınmış, silahlar toplanmıştır. Daha sonra İngilizler Mondros’un 7. maddesine dayanarak Antep, Maraş ve Urfa’yı işgal etmişlerdir.

Fransızlar ise Adana, Mersin, Osmaniye’yi işgal etmişlerdir. İşgal sırasında burada bulunan Ermenilerde işgalci güçlere yardım etmişlerdir.

15 Eylül 1919’da İngiltere ve Fransa kendi aralarında ikili bir antlaşma yaparlar. Böylece orta doğuyu nasıl paylaşacaklarına masa başında karar verdiler. Bu antlaşmaya göre; Irak ve Filistin İngilizlere, Suriye ve Lübnan Fransızlara verildi. Bunu yanında Fransızlar Antep, Maraş ve Urfa’yı da almışlardı.

Bu işgaller karşısında bu bölgedeki insanlar örgütlenerek direnişe geçtiler. Esaslı ve şiddetli çarpışmaların sonunda TBMM 8 Şubat 1921’de Antep’e gazilik ünvanını verdi. İşgaller 1921 yılında imzalanan Ankara antlaşması ile sona erdi. Bu antlaşmaya göre itilaf devletleri güney topraklarımı tamamen boşalttı.

2. Doğu Cephesi ve Gümrü Barışı

Mondros’a göre Türk orduları terhis edilmiş, kuzey batı İran ve Kafkasya’yı boşaltmıştır. Oradaki Türkler bu durum karşısında Gürcistan ve Ermenistan’ın tehdidi ile karşı karşıya bıraktı. Ermeniler doğuda bir devlet kurma amacını güdüyorlar, Wilson ilkeleri de buna imkan sağlıyordu. Ermeniler; Gümrü, Açmiyazin, Iğdır, Arpaçay ve Aras kıyılarına kadar işgal ederek zulüm yapmaya başladılar. Bütün orduların terhis edilmiş olmasına rağmen doğuda Kazım Karabekir tarafından 15. kolordu terhis edilmemişti. Kazım Karabekir’in kıvrak zekası, askeri manevraları, sert tutumu karşısında Ermeniler girdikleri bölgelerden çıkarılarak Gümrü antlaşması imzalanmıştır. Bu zafer ve sonuç TBMM’nin ilk başarısı olarak görülür. Bu durumdan kısa bir süre sonra Ermenistan Ruslar tarafından işkal edilir. Sovyet Rusya’nın egemenliğine giren Ermenistan ile yapılan Gümrü anlaşması hükümlülüğünü kaybeder 16 mart 1921’de yerine Moskova, 13 ekim 1921’de kars antlaşmaları imzalanmıştır. Bu antlaşmayla doğu sınırlarınız kesin olarak belirlenir.

1 Mart 1921’de Afganistan yetkilileri ile Türk yetkilileri arasın da Moskova’da bir dostluk – kardeşlik antlaşması imzalanır. Afganistan ile bir sınırımız olmamasına rağmen bu antlaşma afganistanın kurtuluş savaşımıza verdiği değeri göstermekle beraber manevi gücümüzü arttırarak büyük moral olmuştur.

3. Batı Cephesi

Türk milleti, işgaller konusunda en çok mücadeleyi İtilaf Devletleri ile değil Yunanlılara karşı vermiştir. Düzenli ordunun kurulmasıyla birlikte, Doğu Cephesindeki elde edilen başarılar la devam ederken, gözler Batı Anadolu üzerinde yoğunlaşmıştı.

Yunanlılar 9 Kasım 1920 de İzmit’ten yola çıkarak Saray köye kadar ilerleyerek işgallerin şiddetini arttırır. En son ordu silahları ile askerlerin dinç olması işgalde büyük ve zorlu oldu, Yunan saldırısı üzerine 24-25 Haziran 1920’de Garp Cephesi Komutanlığı kuruldu, Komutanı ise Ali Fuat Paşa idi 12 ve 20 İzmir Kuzey Ordusu da Ali Fuat Paşanın emrine verildi. Bu şekilde Batı Cephesi bir düzene koyuldu ve Yunanlılar Çerkez Ethem isyanına kadar Bursa mevzilerinde çıkartılamadı.

Yorum yazın