Tarihleme Nedir – Tarihleme Yöntemleri

Tarihleme Nedir – Tarihleme Yöntemleri

tarihleme, Yaş belirleme olarak da bilinir, jeolojide, Yer’in oluşum tarihi içinde gerçekleşen olguların kronolojisinin belirlenmesi. Tarihleme çalışmalannda çoğunlukla, geçmiş jeolojik çağlarda kara ve deniz ortamlarında oluşan tortul kayaçların içerdiği organik evrim kanıtlarından yararlanılır. Geçmiş olayların, süreçlerin, oluşumların ve fosil organizmaların tarihlendirilme-sinde çeşitli tekniklerden yararlanılır. Bu amaçla, belirlenen bulgular ya kendi içinde belirli bir zaman sırasına konularak ya da bilinen bir olaylar dizisine bağlanarak bağıl bir kronoloji oluşturulur. Bulguların, günümüzden yaklaşık kaç yıl önce ortaya çıkmış olduğunun saptanmasına yönelik mutlak tarihleme teknikleri de vardır. İki yaklaşım çoğunlukla birbirini tamamlar; böylece örneğin, belirli bir içerikteki oluşumlar dizisi, mutlak kronoloji yardımıyla bir başka yerdeki oluşumlar dizisiyle ilişkilendirilebilir.

Bağıl tarihlemede iki temel kavramdan yararlanılır: Kronolojik ardıllık ve eşzamanlılık. Örneğin, bir olaylar dizisi ya da organizmalar topluluğu, belirli bir bölgede rastlandıkları kayaçların katmanlaşma düzeni gözlemlenerek kronolojik bir ardıllık düzeninde sıralandırılabilirse, başka bir yerde aynı ardıllık düzeninde gözlemlenen bir olaylar dizisi ya da organizmalar topluluğuyla ilişkilendirilebilir. Bu tür bir ilişkilendir-menin eşzamanlı oluşumlara dayandırıldığı durumlarda, örneğin aynı püskürme sonucu olan yanardağ külü katmanlarında ya da kısa bir zaman diliminde yaşayıp sonradan soyu tükenmiş olan organizmaların fosillerinde, geliştirilen ilişkilendirme şemaları bağıl kronolojinin temel çerçevesini oluşturur. Bu açıdan, stratigrafik ardıllık ve bölgesel, hatta yerküresel açıdan eşzamanlı olguların belirlenmesi büyük önem taşır.

Mutlak tarihleme, zamana bağlı bazı süreçlerin jeolojik kayıtlar üzerindeki etkisinin saptanmasına dayandırılır. Bu tür süreçler mevsimsel çevrimlerin ya da radyoaktif bozunumun sonuçları olabilir. Mevsimsel çevrimler, her yıl yinelenen birikme ya da çökelme dizilerine neden olur; örneğin, varvlı (şeritli) buzullar bu yolla oluşur ve varvlann sayısı ve kalınlığı belirlenerek bu buzullar başka bölgelerdekilerle ilişkilendi-rilir. Hatta buz sınırlarının ötesinde bile göllerde yıllık katmanlar çökelebilir; bunlar mevsimlerin suda yaşayan canlı toplulukları, gölün kimyasal yapısı ya da tortullaşma süreçleri üzerindeki etkilerinin sonucunda ortaya çıkar. Öte yandan radyometrik ölçümlere dayalı olan tarihleme yöntemi, kullanılan radyoizotopun yarı ömrüne bağlı olarak milyarlarca yıl ile birkaç gün arasında değişen çok geniş bir zaman ölçeği için uygulanabilir. Radyometrik tarihlemede yararlanılan ilkeler ve kullanılan malzemeler çok çeşitlidir. Örneğin karbon-14’le (radyo-karbon, yan ömrü yaklaşık 5.730 yıl) tarihleme, yaşamlan sırasında karbon-14’lü bir atmosferle temas halinde olan 40.000-

100.000 yıllık organizma fosillerine uygulanabilir. Bu yöntemde, tarihlendirilmesi yapılan organizma henüz canlıyken, organizmadaki radyoaktif karbonun radyoaktif olmayan karbona oranının kabaca sabit olduğu varsayımı temel alınır (bak. kar-bon-14’le tarihleme). Ama ağaçlardaki yıllık halkalarla kıyaslanarak gerçekleştirilen karbon-14 ölçümleri bu varsayımda belirli değişikliklerin yapılmasını gerektirmiştir. Kurşun-210’la (yarı ömrü 22,26 yıl) tarihleme tekniği ise yaklaşık 150 yıllık tortullara, turbaya ve buz çekirdeklerine uygulanır. Bu yöntemde de atmosferden, radyum-226’nın radon-222 gazına bozunumu sonucunda sürekli bir kurşun-210 izotopu beslemesi olduğu varsayımı temel alınır (bak. kurşun-210’la tarihleme). Potasyum-argonla tarih-leme(*) yöntemi, potasyum-40’ın (yarı ömrü 1,3 milyar yıl) argon-40’a bozunduğu kristalin kayaçlara uygulanır. Herhangi bir örneğin yaşı gerçekleşen radyoaktif bozun-manın miktarı ölçülerek belirlenebilir. Bu teknik Yer’deki en yaşlı bazı kayaçlara uygulanabilir. Rubidyum-stronsiyumla tarihleme(*) yöntemiyle de daha yaşlı örnekler tarihlendirilebilir; hatta, Güneş sisteminin yaşının saptanmasında bu yöntemden yararlanılmıştır. Yukarıda sayılan bütün izotoplar, doğal radyoaktif izotoplardır (radyoizotop). Daha kısa zaman ölçeklerinde, yerküredeki toplam radyoizotop derişki-lerindeki (örn. sezyum-137’nin) değişiklikler saptanarak son 30 yılın kronolojisi çıkartılabilir.

Daha dolaylı ya da yaklaşık kronolojiler belirlemeye yönelik başka tarihleme teknikleri de vardır. Bir kez bir zaman ölçeği belirlendiğinde (örn. radyometrik bir teknikle), bu ölçek yardımıyla jeolojik önem taşıyan kronolojiler kurulabilir. Yer’in magnetik kutupları, jeolojik çağlar boyunca önemli ölçüde yer değiştirmiştir. Eğer okyanus tabanındaki bazaltların ve derin deniz tortullarının yaşı potasyum-argonla tarihleme yöntemiyle saptanır ve bu malzemelerdeki magnetik kutup değişimleri belirlenebilirse, deniz dibi yayılması, levha tektoniği ve uzun dönemli deniz tortullaşması olayları için zaman ölçekleri kurulabilir. Her uzun jeomagnetik kutupsallık dönemi içinde gerçekleşen olayların daha kısa zaman ölçekleri de saptanarak bunların yaşı uygun radyometrik tekniklerle belirlenirse, bu kez göllerdeki tortullaşmanın kronolojisi elde edilir. Kimyasal dönüşümler (taşoluşumu) ve ufalanmayla birlikte gerçekleşen uzun dönemli değişimlerin incelenmesine dayalı olarak başka dolaylı tarihleme teknikleri de geliştirilmiştir. Örneğin obsidiyen (volkan camı) zaman zaman son derece düzenli ufalanmalara uğrar; bu olgudan yararlanılarak bazı kronolojiler çıkartılabilir. Işık ya da ısı etkisinde kalıp sonradan gömülen tortullarda ise ısılışıldama olgusuna rastlanır; bu olgudan da tarihlemede yararlanılır.

Bütün tarihleme yöntemleri uygulamada hatalar içerir, ayrıca istatistiksel belirsizlikler söz konusudur. Bu nedenle değişik yöntemler uygulanarak elde edilen sonuçların karşılıklı denetlenmesi gerekir.

Yorum yazın