Tanrı’nın Ölümü hareketi

Tanrı’nın Ölümü hareketi, 1960’larda ABD’de büyük ilgi uyandırarak geniş tartışmalara yol açmış Protestan ağırlıklı radikal ilahiyat okulu. Harekette yer alan çeşitli grupların çoğu, temel olarak, çağdaş dünyada Tanrı inancının olanaksız ya da anlamsız olduğunu, kurtuluşun dindışı yaşamda aranması gerektiğini savunur.

Hareketin en ünlü ilahiyatçılarından Thomas J. J. Altizer’e göre Hz. Isa’nın çarmıha gerilmesiyle Yahudi-Hıristiyan düşüncesinin geleneksel Tanrı’sı gerçekten ölmüş ve tarih içinde yaşanan dindışı bir sürece girmiştir. Paul Van Buren’e göreyse Tanrı’ dan söz etmek dilbilimsel açıdan saçmadır, çünkü bu, üzerinde artık anlamlı biçimde konuşulamayacak aşkın bir gerçekliği dil aracılığıyla anlatmaya çalışmak demektir. Hareketin öbür savunucularından William Hamilton, Tann’nın yokluğunun ya da ölümünün, insana, gökteki Baba’nın kayrasına bağımlı kalmaksızın bu dünyada çalışma ve sevme sorumluluğunu tümüyle üstlenme ve bu uğurda çalışma yolunu açtığını öne sürer. Radikallikten çok Yeni Kalvenci eğilimleri ağır basan Gabriel Vahanian’a göre Tann’nın Ölümü hareketi hem dinsel hem de kültürel bir olgudur. Ona göre, geleneksel Hıristiyan inancını, özünde putperestliğe özgü mitolojik terimlerle dile getirmenin, bilimsel anlayışın egemen olduğu günümüz dünyasında artık geçerliliği kalmamıştır. Bu nedenle Hıristiyan kültürünün ürünü olan sahte bir Tann’ya değil, yeniden tam anlamıyla aşkın bir Tanrı’ya inanılmalıdır. On yıl kadar kısa bir sürede Tann’nın Ölümü terimi kullanılmaz olmuş, ama hareketi doğuran temel nedenler ve sorunlar, “radikal ilahiyatçılar” adını alan sınırlı bir çevrede etkisini sürdürmüştür.

Yorum yazın