Surre-i Humayun

Surrei Hümayun ilk defa Osmanlılarda Çelebi Mehmed zamanında gönderildi. Her yıl gönderilme geleneği, Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı alışından sonra başladı. Surre alayının gidiş şekli zaman zaman değişti. Surre, 1864’e kadar deve ve katırlarla gönderilirdi. Bundan sonra denizden vapurla gönderilmeğe başlandı. Hicaz demiryolunun yapılmasından sonra trenle gönderildi. 1914’e kadar her yıl surre alayı düzenlenirdi. Surre alayı Dârüssaade ağasının yönetimi altında hazırlanırdı. Tören sırasında bulunması gerekenlere bir gün önceden dârüssaade ağası ve kethüda bey tarafından tezkireler yazılırdı. Surrei Hümayunun Topkapı sarayından çıkması bir gelenekti. Surrenin Üsküdar’a ulaşması için Kireçkapısı iskelesinde bir çektiri bulundurulması kaptanpaşaya bildirilirdi. Divanı Hümayun ve süslenmesi gereken başka yerlere halılar, perdeler döşenir, çadırlar kurulurdu. Davetliler, Dârüssaade odasında beklerler; ağa gelince, Mekke şerifine gönderilmesi gelenek olan mektup, ona teslim edilirdi. Bıı namei hümayun daha önce sadrazamın huzurunda mühürlenirdi. Davetlilere ağa tarafından hilâtlar giydirilirdi. Bu sırada hazırlanan Surrei Hümayun defterlerini önce dârüssaade ağasının yazıcısı, sonra Haremeyn müfettişi mühürlerdi. Defterdar, kuyruklu sah işaretini koyar, nişancı da tuğra çekerdi. Sonra dârüssaade ağası namei hümayunu alır ve Enderuna giderdi. Bu arada yemek yenir; padişah, yemekten sonra Divana gelir ve davetliler tarafından karşılanırdı. Burada harem ağalarının o-muzlarmda getirilen dolu meşin keselerle Surrei Hümayun defterleri ve Mekke e-mîrine yazılan namei hümayun padişahın gözü önünde kızlarağası tarafından surre e-mınine verilirdi. Bu sırada hilâtlar giydirilir, yer öpülürdü; bir taraftan da Kur’an okunur, surrenin yüklendiği mahmel devesi, ahır kethüdası; yedek deve de sek-banbaşı tarafından Kubbei Hümayun önünde gezdirilirdi. Surrenin yüklendiği deveyi bir süre de dârüssaade ağası dolaştırırdı. Mahmeli şerif develeri sıra ile Babı Hümayundan çıkar, Alay köşkü altında Hocapa-şa, Bahçekapı yolundan Kireç iskelesine i-nerdi. Halk yol boyunca toplanırdı. Kireç iskelesinde tekrar dua edilerek Üsküdar’a geçilir ve alay oradan Hicaz’a yollanırdı. Surre alaymın en gösterişlisi başta giden, donatılmış surre devesiydi. Surre alayını götürmekle görevlendirilen surre emini. Haremeyn’de, emanetleri ilgililere dağıttıktan ve hac görevini de yerine getirdikten sonra İstanbul’a dönerdi. Cumhuriyetin ilânından sonra bu gelenek kaldırıldı (1923).

Yorum yazın