Stonehenge Nedir – Stonehenge Nerededir

Stonehenge Nedir – Stonehenge Nerededir

Stonehenge, İngiltere’de, Salisbury’nin 13 km kuzeyinde Neolitik Çağ sonuyla Tunç Çağı başından (İÖ y. 1800-1400) kalma, toprak bir setle çevrili, iç içe birkaç halka oluşturacak gibi aralıklarla yerleştirilmiş dikine taş bloklan topluluğu. Önceleri taş-lann druid’lerle ilişkisi olduğu düşünülmüşse de, Londra Eski Yapıtlar Kurumu’nun 1919’dan başlayarak yürüttüğü kazılar sonucunda blokların üç evrede (Stonehenge I, II ve III) yapıldığı ve üçüncü evrenin de tekrar üç döneme (illa, Illb ve IIIc) aynldığı saptanmıştır.

Geç Neolitik Çağda, İÖ y. 1800’de yapılan Stonehenge I, yuvarlak bir dış hendekle bir setten oluşur. Setin hemen içinde hendek boyunca sıralanan 56 çukur, onları bulan Aubrey’nin adıyla Aubrev Çukurları olarak anılır. Kuzeydoğuda, setin kesildiği noktadan başlayan yolda duran 35 ton ağırlığındaki kumtaşı bloka Heel (“Hele”) Taşı adı verilmiştir. Aubrey Çukurları’nın kazıldıktan kısa bir süre sonra yeniden doldurulduğu anlaşılmaktadır.

İÖ 17. yüzyıldaki Stonehenge II evresinde, setin kuzeydoğusundan başlayan yol 3 km doğuda kalan Avon Irmağına kadar uzatılmıştır. Hendeğin iç tarafında, eşmerkezli iki çember oluşturacak gibi dizilmiş dikine kaya blokları da bu evreden kalmadır.

Göztaşı diye anılan korkayaç türü bu kayalar, Güneybatı Galler’in Dyfed ilindeki Prescelly Dağlarından çıkarılarak buraya taşınmıştır. Taşların bu ilk dizilişinde giriş bölümü, güneşin yaz gündönümündeki doğuşuna göre ayarlanmıştır. Bu çift çember tamamlanmadan kalmış ve daha sonraki evrede taşlar yerlerinden alınıp yeniden kullanılmıştır.

İÖ 1600’den kısa bir süre sonra yapılan yeni bir düzenlemeyle Stonehenge illa ortaya çıkmıştır. 30 km kuzeydeki Marlborough Downs’dan 80 kadar iri blok getirilmiş, bunların 30 tanesi dik olarak daha küçük bir çember üzerinde yerleştirilmiş, üstlerine konan yatay bloklarla da kesintisiz bir halka oluşturulmuştur. Bu halkanın içine beş tane üçlü taş grubu at nalı biçiminde dizilmiştir. Üçlü grupların her biri dikine iki taş ve bunların üstüne oturtulmuş bir yatay taştan oluşur. Avrupa’ daki megalitik (büyük taş) anıtlar arasında özgün bir yeri olan bu üçlü grupların olağanüstü büyüklükteki taşları 9 m uzunluğunda ve 50 ton ağırlığındadır. Hepsi özenle biçimlendirilmiş, dışa gelen yüzleri çok düzgün yontulmuştur. Bu ince işçilik akla Yunanistan’daki Miken ve Girit’teki Minos uygarlıklarını getirmektedir; arkeolojik ipuçları da böyle bir ilişkinin varlığını destekler niteliktedir.

Stonehenge Illa’yı kısa bir aralıkla izlediği sanılan Stonehenge Illb döneminde, Stonehenge II evresindeki 20 kadar göztaşı blok yontularak düzeltilmiş ve bir elips biçiminde sıralanmıştır; bunun, en içteki at nalı biçiminde sıralanmış bloklarla eşzamanlı olduğu sanılır.

Sonuncu evre olan Stonehenge Illc’nin İÖ 1400’den önce bitirildiği anlaşılmaktadır. Bu evrede, lllb’de yapılan elips biçimindeki düzenleme bozulmuş, bu taşlarla Stonehenge Il’nin arta kalan blokları bir çember ve bir at nalı oluşturacak gibi yeniden yerleştirilmiştir. Bu düzenlemenin izleri bugün de görülmektedir.

Stonehenge’in bir tapmak olduğu düşünülür; ama bağlı olduğu dinin yapısı ve niteliği keskinlikle belirlenebilmiş değildir. Güneşin ve ayın belirli günlerdeki doğuş ve batış noktalarına yönelen belirli eksenlerin varlığı, Stonehenge’in gökyüzüyle ilişkili bir dinin tapmağı olduğu görüşünü destekler. Ama bu tür veriler henüz kesin birer kanıt olarak değerlendirilmekten uzaktır.

Stoney, George Johnstone (d. 15 Şubat 1826, Öakley Park, King’s County, İrlanda – ö. 5 Temmuz 1911, Londra), temel elektrik birimi için “elektron” terimini ilk kez kullanan İrlandalI fizikçi.

1848’de astronom William Parsons Rosse’ un asistanı oldu, 1852’de Rosse’un yardımıyla Galway’deki Queen’s College’da doğa bilimleri profesörlüğüne getirildi, 1857’de de Dublin’deki Queen’s Üniversite-si’nin sekreterliğine atandı.

Molekül fiziği ve gazların kinetik kuramı üzerindeki çalışmaları sonucunda, standart koşullarda birim hacimdeki gaz içinde yer alan molekül sayısına ilişkin bir kestirim geliştirdi. Elektron yükü için de tahmini bir değer belirledi (1874); bu çalışmada izlediği yol doğru olmakla birlikte vardığı sonuç hatalıydı, çünkü hidrojenin 1 gramındaki atom sayısı için yanlış bir kabulden yola çıkmıştı. Hidrojen ve helyumun Yer’in çekim alanından kaçmış olmasını ve uydularda atmosfer bulunmayışını açıklamaya yönelik çalışmaları da vardır.

Yorum yazın