Şövalyelik Nedir

Şövalyelik Nedir

şövalyelik (Fransızca chevalier, “atlı savaşçı”), ortaçağda senyör karşısındaki feodal yükümlülüğün toprağa bağımlı olmayan özgür vasatlarca askeri hizmet biçiminde ödenmesine dayalı tarihsel kurum; günümüzde bazı Avrupa ülkelerinde onursal unvan.

Başlangıçta şövalyelerin bir bölümü, askeri yükümlülüğü karşılığında senyörünün fief(*) olarak bağışladığı toprak üzerinde tasarruf hakkı bulunan vasallardı; bir bölümü ise fief sahibi değildi. Senyör, fie fi doğrudan askeri hizmet yükümlülüğünde bulunan kişiye bağışlayabileceği gibi, fief sahibini kendisine başka şövalyeler getirmekle de yükümlü kılabilirdi. Bütün şövalyeler özgür bireyler olmakla birlikte, toprağa bağlı serf ailelerinin çocukları da şövalye sınıfına girerek özgürlüklerini elde edibilir-di. İngiltere’de şövalyelik hizmeti talebinde bulunabilecek tek senyör kraldı. Buna karşılık Fransa’da baronlar da şövalyelik hizmeti karşılığında fief bağışlayabildikleri için büyük kişisel güç kazandılar.

Bir fief karşılığında senyörün hizmetine giren şövalye sayısı genellikle fief in büyüklüğüyle orantılıydı. Başlangıçta hizmet ve donanım giderlerinin tümünü vasal karşılıyordu; bir yıllık olağan hizmet süresi 40 gündü. Şövalyenin askeri yükümlülüğü, savaş ve askeri seferlere doğrudan katılmaktan, törensel hizmetlere ya da yalnızca şato muhafızlığına kadar uzanıyordu. 12. yüzyıl ortalarından sonra askeri hizmet talep edilen şövalyelerin sayısı azalırken, hizmet süresi uzamaya başladı; bazen de vasal, askeri hizmet yükümlülüğü yerine senyöre bir vergi ödüyordu. Şövalyelik kurumunun en olgun dönemi olan 10-12. yüzyıllar arasında fief bağışı da toplumsal bir etmen olarak bu kurumun belirleyici bir özelliği olmaktan çıkmıştı.

Şövalye sınıfına katılma süreci genellikle sıkı kurallara bağlanmıştı. Savaşçılık mesleğine hazırlanan bir genç 7-8 yaşlarından sonra babasının yanında paj(*) olarak hizmet etmeye başlar, 12 yaş dolayında babasının süzereninin yanına gönderilir, orada askerliğin yanı sıra başka konularda da eğitilirdi. Küçük soylu anlamında Fransızca damoiseau ya da valet (Almanca Knappe) olarak anılan şövalye çırağı daha sonra ecuyer (İngilizce squire ve armiqer) olarak efendilerinin seferlerinde kalkanlarını ya da silahlarını taşımaya başlardı. Sonunda yeterliliğini kanıtladığında ve şövalyelik donanımı için yeterli para bulunduğunda şövalye unvanım alırdı. Unvan töreni büyük yortu günlerinde ya da kraliyet şölenleri sırasında çok gösterişli biçimde düzenlenebileceği gibi, savaş alanında sıradan bir işlem gibi de yapılabilirdi. Unvanı veren şövalye tören sırasında dilediği formülü kullanabilirdi. Ama törenin bugün de süren değişmez öğesi, unvanı veren şövalyenin kılıcının sırtıyla adayın omuzlarına dokunmasıydı.

Sıradan şövalyeler savaş alanında genellikle sivri uçlu flamalar taşırdı. Banneret adıyla anılan ayrıcalıklı şövalyeler ise kare biçiminde bir sancakla savaş alanına gelirdi; banneret terimi İngilizce ve Fransızca konuşulan ülkelerde 13. yüzyıldan 16. yüzyıla değin kullanıldı. 13. yüzyılda İngiltere’de 10’dan çok mızraklı askere komuta edenler (kontlar dışında) banneret adını taşırdı. Banneret daha sonra üstün askeri yararlılık gösterenlere verilen onursal bir unvan oldu.

Şövalyelik kurumu geliştikçe, kiliseye saygı, üstlere bağlılık, kişisel onurun korunması gibi öğelerden oluşan, Hıristiyanlığa özgü bir şövalyece davranış ülküsü oluştu. 11. yüzyıl sonlarından başlayarak Haçlı seferleri Hıristiyan Avrupa’nın her köşesinden şövalyeleri kilisenin önderliğinde ortak bir amaç çevresinde topladı. Böylece Templier ve Hospitalier gibi ilk şövalye tarikatları ortaya çıktı. Bu tarikatlar hem gerçekten uluslararası, hem de amaçları ve kuralları (örn. bekârlık) bakımından açıkça dinsel nitelik taşıyordu; hiyerarşik örgütlenmeleri de kilise yapısını örnek almıştı. Ama çok geçmeden tarikatlar genişleyip zenginleştikçe dinsel amaçların yerini siyasal etkinlikler aldı. Öte yandan görece daha ulusal temelli Haçlı tarikatları ortaya çıktı. Kastilya’da Müslümanlara karşı savaş ya da hacıların korunması amacıyla 1156-71 arasında Ca-latrava ile Alcantara ve Santiago tarikatları kuruldu. Portekiz’de yaklaşık aynı dönemde Aviz Şövalyeleri ortaya çıktı. Templier tarikatının dağılmasından sonra Aragon’da Moıltesa Şövalyeleri (1317), Portekiz’de İsa Şövalyeleri kuruldu. 1190’da Akkâ’da kurulan Alman Haçlı tarikatı Töton Şövalyele-ri(*) Prusya’yı ele geçirerek ortaçağın güçlü devletlerinden biri durumuna getirdi. Bu ulusal Haçlı tarikatları da uluslararası tarikatlar gibi dünyevi güç kazanma yolunu izlediler, ama gerek Avrupa’da gerekse Filistin’de giriştikleri Haçlı seferleri çok uzun süre hem başka ülkelerden hem de kendi saflarından çok sayıda şövalye için çekim merkezi oldu.

11. yüzyıl sonları ile 13. yüzyılın ortaları arasında şövalyelik kurumunun feodalizmle ilişkisi yavaş yavaş değişti. Krallık ölçeğindeki savunma ve askeri hizmetler için elverişli olan feodal ordu, artık gitgide sıklaşan uzun mesafeli seferler için uygun değildi. Bu nedenle bazı krallar, belirli bir değerin üzerinde fief i bulunan vasallarına zorunlu şövalyelik vermeye başladılar. Öte yandan paralı asker oranı sürekli artıyor, eskiden savaşçı topluluğun gövdesini oluşturan şövalyeler artık azınlığı (bir anlamda subay sınıfını) oluşturuyordu. Haçlı seferlerinin yavaş yavaş sonunun gelmesi, şövalye ordularının piyade ve okçu orduları karşısında uğradığı ağır yenilgiler, topçu savaşının gelişmesi, merkezî krallıklar karşısında feodalizmin sürekli aşınması gibi etmenler 14. ve 15. yüzyıllarda geleneksel şövalyelik kurumunun çözülmesiyle sonuçlandı. Şövalyelik askeri işlevini yitirdi ve 16. yüzyıla gelinceye değin hükümdarların diledikleri gibi dağıttıkları onursal bir unvana dönüştü.

Ortaçağdan sonra çok sayıda dindışı şövalyelik unvanı oluşturuldu (örn. Büyük Britanya’da Garter, Altınpost Tarikatı, Thistle, Bath). Bu unvanları biçimsel olarak gene birer tarikat gibi örgütlenmekle birlikte, gerçekte artık hükümdarların soylular ve devlet görevlileri arasındaki en seçkin kişileri ya da çeşitli mesleklere ve güzel sanatlara büyük katkıda bulunanları onurlandırmak için kullandığı birer nişan niteliğindeydi. Günümüzde Birleşik Krallık’ta şövalyelik, hem hükümdarın hem de uyruğunun hâlâ bizzat katıldığı bir törenle verilen tek unvandır. Bu tören sırasında hükümdar, çö-melmiş durumdaki kadın ya da erkek şövalye adayının önce sağ, sonra da sol omzuna kılıçla dokunur; bunun için genellikle bir devlet kılıcı kullanılır. Erkek şövalyeler “sir”, kadın şövalyeler “dame” olarak anılır.

Fransa’da da şövalyelik unvanı belirli bir tarikat üyeliğiyle ilişkisini zamanla yitirdi ve genellikle doğuştan soylu olmakla birlikte belirli bir toprak parçasıyla ilişkili standart unvanlar talep edemeyenlerce kullanılmaya başladı. Fransa’da 1629’da çıkarılan bir fermanla şövalye unvanının kullanılabilmesi kralın iznine bağlandı. Kraldan şövalyelik unvanı alanların unvanı genellikle bir toprak parçasının adıyla anılırdı, ama unvana böylece kazandırılan soyluluğun kalıtsallığı tartışmalıydı. Napoléon Bonaparte’ın 1802’ de kurumlaştırdığı Légion d’honneur şövalyeliği günümüzde de ülkenin en yüksek onur nişanıdır ve Fransa cumhurbaşkanı Légion’un birinci şövalyesidir.

Yorum yazın