Rusya ve İngiltere’nin Yeni Sömürgeleri (1815-1848)

Rusya ve İngiltere’nin Yeni Sömürgeleri (1815-1848)

Doğu’da karşı karşıya gelmiş olan üç devlet yavaş yavaş Avrupa dışında da genişlemeye başlamıştı. Ama bu ülkelerden hiçbirinin belirli bir sömürge politikası yoktu. 16. yy’da sömürgecilik başladığından beri itici güç ekonomik menfaatler olmuştur.
Rusya, sömürgecilik hareketine XVI. yüzyılda Doğu Sibirya’yı topraklarına katarak başlamış, Pasifik kıyılarına kadar ilerlemişti. Maksat toprak elde etmekti. Ruslar yüzyılın başlarında İran ile Ermenistan sorununu hallettikten sonra, Kafkasya’yı istila etmek için hazırlanmaya başladılar. Osmanlı Devleti’yle İran’ın bir türlü uzlaşmaya varamaması Rusya’nın genişlemesini kolaylaştırıyordu. Rus askerleri Kafkas dağlarına doğru ilerlemeğe başlamıştı.

Kafkas direnişi Şeyh Şamil önderliğinde 30 yıl sürdü. Ruslar Hindistan’a doğru ilerlerken önemli güçlüklerle karşılaşıyorlardı. Çünkü iki büyük vaha şehri Buhara ve Hive Müslüman şeflerin elindeydi. Bu sırada, İngiltere’nin Afganistan’da Kâbil’i ele geçirmek için yaptığı çarpışmalar başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bunun üzerine, İngiltere ile Rusya Türkistan’ın bir kısmını tarafsızlaştırmak
için aralarında anlaşmaya vardılar.

Rusya, topraklarını genişleterek büyüyordu ama sömürgecilik sorunlarıyle ilgilenen yoktu. Buna karşılık güç geçtikçe genişleyen İngiltere İmparatorluğu sömürgecilik siyasetini sistemleştirmeğe çok önem veriyordu.
İngiltere, Fransa’nın iç meseleler yüzünden sömürge politikasının gevşemesinden istifade etti. Pencap dışında tüm Hindistan ve Seylan’ı ele geçirerek Asya’ya yerleşmiş, Avustralya’da Yeni Güney Galler’i ele geçirmişti.

Kanada’da tutunmuşlar, Jamaika, Tobago, Trinidad adalarını işgal etmişlerdi. İngiltere’nin 1815-1849 yılları arasında genişlemesi. Büyük Britanya’nın içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunlar etkeniyle oldu. İngiltere hızlı bir gelişme içindeydi. Ülkelerinden göç eden İngilizler Kanada ve Avustralya’da nüfusun artmasına etken olmuşlardı İngiltere’nin 1815 yılında kazandığı zafer ülkede denizciliğin gelişmesini de sağladı.

Kısa bir süre sonra sömürgelerin iç yapısı, İngiltere’deki değişikliklere paralel olarak yeni bir biçim aldı.
Avrupa ablukası sırasında kıtaya İngiliz mallarının girmesi engellenmişti. O sıralarda sömürgeler İngiliz malları için Avrupa ülkelerinden daha iyi bir pazar görünümündeydi ve İngiliz malları akın akın bu bölgelere gönderiliyordu. Henüz bir sömürge imparatorluğu kavramı doğmamıştı.

1832 seçim reformundan sonra, İngiltere’nin sömürgeler bakanı Stanley’in kölelerin azat edilmesi gerektiğine dair önergesi onaylanmıştı. Jamaika ve Guyana’da karşılanan direnmelere rağmen kölelerin azat edilme işlemi 1839’da tamamlandı. İngiltere’nin sömürgeleri gerek yönetim bakımından, gerek iktisadi bakımdan pek çok sorun ortaya çıkmasına sebep oluyordu.

1849 yılında İngilizler Pencap’ı da zaptetmişlerdi. Sömürgelerin genişlemesine paralel, olarak bu bölgelerdeki etkileri de artıyor, güçleniyordu.

Sömürgeler doğrudan İngiltere’ye bağlandı. 1788’de Avustralya’ya ilk kürek mahkûmları getirilmişti. Göçlerle nüfusu artan kıtaya 1850’de bağımsız parlamenter rejime, 1850 yılında da özerklik tanındı. Yeni Zelanda da 1840’de işgal edildi. 1852’de özerklik verildiğinde yerli halkın üçte ikisi katledilmişti.

Capetown’da İngilizler çeşitli halklarla karşılaşmışlardı. Hotantolar ve Kafraryalı zencilerden başka, Hollanda asıllı Protestan Boerler de bu topraklarda yaşıyordu, İngilizler 1833 yılında, köleliğe Capetovvn’da da son verince, Boerler işçilerinden yoksun kalmışlardı. Boerler ile bazı İngilizler arasında anlaşmazlıklar çıkmıştı. Bu olaylardan dört yıl sonra, Güney Afrika’ya yeni gelen göçmenlerin oturdukları topraklarda altın madeni bulununca durum daha da gerginleşti.
Kanada’da İngilizler anavatana bağlıydılar. Ama Fransız asıllılar vergi ödemeyi reddederek isyan ettiler. İngiliz askeri duruma hâkim oldu. 1840’ta Londra’da, birlik antlaşması kabul edildi. 1848 yılında Kanada, Avustralya’dan önce özerk, parlamenter bir yönetime kavuşmuştu.

Endüstrileşmekte olan ve serbest ticaret sayesinde hareketli bir ticari merkez haline gelen İngiltere artık bu sömürgelerinden vazgeçemezdi. İngiltere, o devirde Çin’de, Hong-Kong’u ele geçirmek amacıyle afyon savaşını başlattı ve 1842’de şehri ele geçirdi.

Yorum yazın