Rus Çarlığının Yıkılışı

Rus Çarlığının Yıkılışı – Rus Çarlığının Çöküşü

OTOKRASİ VE DEVRİMCİ GÜÇLER (1881-1914)
Aleksandr II’nin acıklı ölümü Rusya’da yirmibeş yıl süreyle anayasa reformlarına yolu kapadı. Otokrasi yeniden gelişti. Ülkedeki iktisadi değişikliklerin pekiştirdiği liberal ve sosyalist muhalefete karşı polis tedbirlerine başvuruldu. XX. yüzyılın başında devrimci faaliyet yeniden canlandı, Rus-Japon savaşındaki yenilgiler
1905 patlamasını kolaylaştırdı. Otoriter bürokrasinin egemenliğini ortadan kaldırmayan, sözde anayasal bir rejim başladı. Sosyal ve siyasi reformlar çözüme ulaştırıldı. 1914 savaşı arifesinde Rus devleti çözülme belirtileri gösteriyordu.

OTOKRASİ, ORTODOKSLUK, MİLLİYETÇİLİK (1881-1905)
Yeni Çar Aleksandr III (1881-1894), tahta çıkışından kısa süre sonra, babasının yaptığı reformlara kesinlikle karşı olduğunu belli etti. .Askeri disipline tutkun, Rus otokrasi geleneğine sıkıca bağlı bîr insandı.
Hocası Pobyedonostsev ve başlıcası kont Tolstoy olan iş arkadaşlarının gözünde en önemli şey, Rusya’yı İslav, geleneklerine döndürmek, Batıcılığı ve demokrasiyi yenmekti. Programları, birbirinden ayrılmaz bir
üçlü halinde “Otokrasi, Ortodoksluk, milliyetçilik” idi. Basın özgürlüğü ortadan kaldırıldı.
Pobyedonostsev’in baskı rejiminin, Rus ülkelerinde devrimci anlayışı kışkırtmaktan başka işe yaramadığı sırada, Rus olmayan halklar açısından siyaseti de, Rusya’yı bir çıkmaza sürükleme tehlikesi taşıyordu. Polonya’da, Baltık ülkelerinde Ruslaştırma politikası tepki doğurdu. Yahudiler ezildi. Ayrıca muhteris bir dış siyaset hazırlandı. Aleksandr III 1894 Ekim’inde öldüğünde, Rusya, dışta hırslı bir siyaset gütmek için gerekli maddi imkanları elde etmişti, ama ülke içinde ne birlik vardı, ne de bu birliği sağlayabilecek bir hükümdar.

İKTİSADİ DÖNÜŞÜM VE DEVRİMCİ ÖRGÜTLENME (1881-1905)
Nüfus, özellikle köylü nüfusu, çarların istediği gibi hızla artıyordu. Aleksandr III işçilere ve aydınlara karşı köylüden destek istemişti. Ama teşvikler zengin köylülere yaradı. Büyük çoğunluk perişandı.
Devlet büyük bir sanayi politikası gütmek için çok borçlandı. Sanayi hızla yoğunlaştı ve tekelleşti. 1880’den sonra ciddi buhranlar, apansız yaratılan Proletarya sınıfının önemi arttıkça işçi sorununu birinci plana geçirmeye başladı. Avrupa’nın hiç bir yerinde işgünü bu kadar uzun (13-15 saat), ücretler bu kadar düşük değildi.
Rusya’da sınıfların çatışması ciddileşiyor, aynı zamanda da muhalefet örgütlenmeye başlıyordu. Muhalefet, biri liberal ve demokratik, öbürü sosyalist ve devrimci iki grupta toplandı.
Bir kaç geniş yankılı grevin çok geçmeden etkisini ortaya koyduğu Sosyal Demokrat Parti böyle doğdu.

Ama 1898 Minsk Kongresi’nde iki eğilim ortaya çıktı: Martov’un peşinden giden ve partiyi demokratik yoldan örgütlemek isteyen “iktisatçıların” eğilimi, Ulyanov-Leni’nin birlikte yönettiği ve merkeziyetçi bir gizli örgüt öneren “siyasilerin’ eğilimi. Bu parti içinde, aydınlar ile Proleterler’- in çatışmasıydı. 1903 Londra Kongresi’nde Leninciler ağır bastı. Bunlar bolşevik (çoğunlukçular) adını aldı; Martovcular ise menşevikier (azınlıkçılar) diye adlandırıldılar.

1905 OLAYLARI (1905-1914)
Japonya’ya savaş bir hezimet oldu (1904). İdari yolsuzluklar su yüzüne çıktı. Ordu yedekleri ayaklandı. Rejim daha da sertleşti.
22 Ocak 1905, acıklı “kanlı pazar” günüdür. 100.000 işçinin gösterisiyle başladı. Göstericiler, kış sarayına bir dilekçe sunmak istiyorlardı. Polis acımasız bir karşı harekete girişti. Halk hemen cevap verdi, Petersburg’da barikatlar kuruldu. Hareketin yönetimini sosyal demokratlar aldılar. Moskova’dan sonra Petersburg’da da birçok üniversiteler kapandı. İşçilerin yanı sıra, burjuva aydınları da eyleme geçtiler. Çuşima yenilgisi (28 Mayıs), en önemlisi 14 Haziran’da kızıl bayrak çekerek Odesa limanına giren ve şehri 15 gün topa tutan Potemkin zırhlısının isyanı olan, birkaç ayaklanmaya yol açtı. Çar 19 Ağustos’ta bir devletduma’sının toplanacağını bildirdi.

1906-1912 arasında birbiri ardına dört duma seçildi. Çarlığın ancak parlamenter sistemin karikatürü sayılacak tavizler vermeğe razı olduğu apaçık ortadaydı. En ciddi sorun toprak sorunuydu.Köylüler (1907’de toplam nüfusun yüzde 87’si) toprakların bölüşülmesini istemeğe devam ediyorlardı. Savaş arifesinde, hükümet bir çıkmaza girmiş görünüyordu. Siyasi bakımdan, rejimin yapısını temelinden değiştirmedikçe milletin desteğini elde edemezdi. Saraydaki güçlü topluluk ise buna izin vermiyordu. Raspu- tin ve başka şarlatanlar, çıkarlarını korumak için imparatoriçenin mistik mizacını ve Nikolay II’nin kararsız ruhunu istismar ediyorlardı. Sosyal bakımdan Rusyadengesizdi. Devrim 1905’ten beri yolunda sağlamadımlarla ilerlemekteydi.

Etiketler:

Yorum yazın