Rönesans’ta Bilimsel Gelişmeler

Rönesans’ta Bilimsel Gelişmeler
XVI. yüzyıl Avrupa’sında, dinsel tabuların yıkılmasına koşut olarak baş gösteren bir başka eğilim de insanın fiziki çevresini araştırmaya başlamalıydı. Bilimlerin ilki ve temeli olan matematik bu dönemde büyük gelişme göstermiştir.
Ancak, bu dönemde bilimsel düşüncenin gelişmesine en büyük katkıyı sağlayan araştırma ve gözlemler astronomi alanında olmuştur. PolonyalI astronomi bilgini Copernicus (Kopernik), İlkçağ bilginlerinden Ptoleme’nin kurduğu, gezegenler sistemi kuramının yanlışını kanıtlayarak astronomi biliminin en büyük devrimini yapmıştır.
Ptoleme sisteminde Yeryüzü (Dünya) evrenin merkezinde, duruk bir cisim olarak kabul ediliyordu. Kopernik, kendi sisteminin ilk izlerini de yine antik dünyada bulmuştu. Eski Yunan’daki astronomi çalışmalarını incelerken, Ptoleme’nin kuramına karşılık, Pythagoras (Fisagor)’cuların dünyanın kendi ekseni çevresinde döndüğü yolundaki varsayımlarına rastladı. Bu varsayımları, kendi gözlem ve deneyleriyle geliştiren Kopernik bugünkü Güneş sistemini açıklamayı başardı. Görüşleri daha sonraları, Galileo’nun dürbünü bulmasıyla iyice kesinlik kazandı. Galileo, Dünyanın yuvarlak olduğu yolundaki iddialarını kanıtlayınca çağdaş evrenbilimin temelleri atılmış oluyordu.
Bilimsel düşüncenin gelişmesini sağlayan bir başka etken de Aristo mantığının karşısına, Descartes’in akla ve kuşkuya dayanan tümdengelim düşünme yönteminin çıkması oldu. Bu düşünme yöntemi, batıda bilimsel gelişmenin en büyük kaynağı olmuştur.
Yine bu dönemde tıp alanında da önemli gelişmeler kaydedildi. Padua Üniversitesi’nden Andreas Vesalius adında bir tıp bilgini, 1543’ten sonra deneylerinin sonuçlarını içeren ilk eksiksiz insan anatomisi kitabını yazdı. Latince yazılan bu kitabın adı De Hunıani Corporis Fabrica (İnsan Bedeni Hakkında)’dır.

Yorum yazın