Revan seferi

Revan seferi hakkında bilgiler

Murad IV’ün Revan kalesini almak için Iran üstüne yaptığı sefer (1635). Safevî hükümdarı Şah Safî 1633’te Gürcistan’a hücum etmiş, bir İran ordusu da Van’a saldırmıştı. Bu durum karşısında Murad IV, Van’ın savunmasını Murtaza Paşaya vermiş ve kendisi de büyük bir sefer hazırlığına başlayarak, sadrazam Mehmed Paşa kumandasındaki orduyu Üsküdar sahrasına çıkarmıştı (15 ekim 1633). Fakat aradaki karışık durum yüzünden önce Abaza Mehmed Paşayı, sonra da şair Nef’i’yi öldürten Murad IV, Kafkas ve Irak cephelerinden hangisine gideceğinde tereddüt etmiş, istihareden sonra Revan üstüne yürümeğe karar vermişti. Bu sebeple Murad IV, 21 aralık 1634’te, önce sarayda, sonra da Üsküdar sahrasına otağını kurdurdu (21 şubat 1635) ve beraberinde şeyhülislâm Yahya Efendi bulunduğu halde, 28 martta Üsküdar’a geçerek ordunun yürüyüşe başlamasını emretti. Kendisi sefere çıkarken tersane kethüdası Uzun Piyale’yi önden, cephane ve mühimmat götürmeğe memur etti. Uğradığı yerlerde şiddet hareketlerine başvurarak İzmit, Eskişehir, Konya ve Kayseri yoluyle Sivas’a geldi;, burada ordusuna kendisinin de katıldığı bir harp oyunu yaptırdı. Bu sırada sadrazam Mehmed Paşa da Erzurum’dan gelerek orduya katıldı. Murad IV muhtemel bir safevî saldırısına karşı ordudan ayırdığı 50 000 kadar askeri Erzurum’da bıraktı ve 200 000 asker, 25 balyemez ve 100’den fazla şahî topla altı günde Soğanlı yaylasını geçti; Kars’tan İran topraklarına girdi. Osmanlı ordusu 26 temmuz 1635’te Revan önüne gelerek epeyce uzak bir yerde ordugâha girdi; sonradan ordugâh surlara „yaklaştırıldı; padişahın otağı da ileri sura yakın bir tepeye taşındı. Buraya uzun süre bu sebeple Hünkârtepesi dendi. Osmanlı askeri mehtaplı bir gecede (28/29 temmuz) kaleyi kuşatma hazırlığına başladı, fakat kaleden açılan ateşle birkaç yüz yeniçeri yaralandı. Bununla beraber bir gece içinde kaleyi çevreleyen metrisler tamamlandı ve asker, içine girerek her kol yerli yerine geçti. Ertesi gün (29 temmuz) osmanlı topları ufak bir yer işgal eden Revan kalesini dövmeğe başladılar.Bu suretle gece gündüz atılan gülleler bazen kaleyi aşarak osmanlı hatlarına düşüyordu. Surlar bu şekilde yıkıldı, asker metrislerini değiştirc değiştire kaleye yaklaştı, özellikle Gözcü kalesi denilen tepeye yerleştirilen balyemez toplar, Revan’daki binaları yıktı. Surlarda gedikler açıldı; müdafilerin bunları kapatmak çabası bir sonuç vermedi. Nitekim 8 günlük bir kuşatma sonunda Murad IV’-ün orduya genel bir hücum emri verdiğini hisseden kale kumandanı Emirgûneoğlu Tahmasp Kulı Han, kethüdası Murad’ı göndererek aman dilemek zorunda kaldı (8 ağustos 1635). Mezhebi sünnî olan Murad Ağa müdafilerin canlarına dokunulmamak şartıyle teslim teklif etti, mağlûpların si-lâhlarıyle çekilmelerine de izin istedi. Teklifleri kabul edilerek bir ahitname ile kaleye gönderildi. Murad IV, 9 ağustos günü Emirgûneoğlu’nu törenle huzuruna kabul etti; şahın kaleye yerleştirdiği Mîr Fettah emrindeki mazenderanlı tüfekçileri afetti. Murad IV, 10 ağustos cuma günü büyük törenle şehre girerek şeyhülislâm Yahya Efendi tarafmdan kıldırılan cuma namazına katıldı; Revan kalesini tamire başlatarak, kuşatma sırasında kale yakınma gelen «hanı hanan» (hanlar hanı) Rüstem’e karşı Murtaza Paşayı 12 000 askerle gönderdi. Murad IV, teslim olan Emirgûne-oğlu’na Yusuf Paşa adını vererek Halep beylerbeyliğine getirdi; kethüdası Murad Ağaya da Trablusşam valiliğini verdi. Sonradan padişahın yakını olan Emirgûneoğ-lu’nun Boğaz’da sahip olduğu bahçe, bugün Emirgân adını aldı. Murad IV, bir kısım kuvvetini Ahıska’nm fethine gönderdi, kendisi de sefere devam ederek Revan önünden ayrıldı, 20 ağustos 1635’te Makû, Hoy, Merend gibi şehirleri vurdu; fakat hastalanarak sefere tahtırevanla devam etti; bu sırada padişahın kardeşlerinden şehzade Bayezid ile Süleyman’ı öldürttüğü bilinmektedir (26/27 ağustos 1635). Revan’ın fethi müjdesi İstanbul’a geldiği sırada vu-kubulan bu olay herkeste hüzün ve nefret uyandırdı. Murad IV, 10 eylülde Tebriz’i tahrip ettirdi, fakat Cihanşah ve Sultanhasan camilerine dokunmadı. Erde-bil ve Kazvin’e kadar ilerlemek istiyordu.

Hastalığı yüzünden Van’a dönmek zorunda kaldı (1 ekim). Burada üç gün süren bir istirahatten sonra Bitlis’e ve Diyarbakır’a vardı. Hastalığı yeniden nüksettiği için burada 13 gün kaldı. Sonra ordusunun başında aynı yoldan dönerek İzmit’e geldi ve burada ulema ve devlet ilerigelenleri tarafından karşılandı. Ahıska’yı alan Kenan Paşa ile Emirgûneoğlu da buraya gelerek padişahın elini öptüler. Murad IV, İzmit’ten kadırgalarla hareket etti. Üsküdar’a gelerek oradaki sarayda kaldı ve ertesi gün muhteşem bir alayla Edirnekapı’dan İstanbul’a girdi. Padişahın zaferle dönmesi üzerine şehirde yedi gün yedi gece şenlik yapıldı. Bu vesile ile İstanbul kaymakamı Bayram Paşa şehir surlarını tamir ettirerek beyaza boyattı. Revan seferi 8 ay 29 gün sürdü. Osmanlı ordusu Revan’dan ayrılınca Şah Safî, Rüstem Han ile birlikte Revan üstüne yürüyerek kaleyi kuşattı. Kale muhafızı Murtaza Paşa, ölümüne kadar iki ay, onun ölümünden sonra da kethüdası Zülfikâr Ağa bir ay karşı koyduktan sonra Revan, İranlılara teslim olmak zorunda kaldı (1 nisan 1636). Revan’ın Iranlılar eline düşmesine çok üzülen Murad IV, İranlılardan intikam almak için büyük bir orduyle Bağdat seferine çıktı (1638).

Etiketler:

Yorum yazın