Reformasyon Nedir

Reformasyon Nedir
Daha önceki bölümlerde, Katolik kilisesinin ortaçağın son yarısında bir yozlaşma sürecine girdiğine ve çeşitli yolsuzluklara sahne olduğuna değinmiştik. Yine bu çağda kilisenin önemli bir siyasal ve toplumsal güç haline geldiğini de belirtmiştik. Bu durum o kadar büyük boyutlara varmıştı ki, ayrıcalıklı bir ruhban sınıfı ortaya çıkmıştı. Bu sınıfın yaşam biçimi halkınkinden farklıydı. Öte yandan kilise zamanla büyük servetler elde etmişti; bunun sonucu olarak artan ekonomik bunalımla yoksullaşan halk, kilisenin mal varlığına hırs ve öfkeyle bakmaya başlamıştı. Bu durum, Avrupa Hıristiyan aleminin pek çok kesiminde hoşnutsuzluklara yol açıyordu. İlk dinsel reform düşüncesi 1414’te Jan Huss adında bir din adamı tarafından ortaya atılmıştı. Ama bu girişim kilise tarafından şiddetli bir tepkiyle karşılandı.
Dinsel reform düşüncesinin gelişmesinde önemli bir etken de Rönesans’ın getirdiği yeni ruh olmuştur. Ortaçağ, insan bedenini kötülüğün kaynağı saydığı ve aklın rolünü sınırlamaya çalıştığı, bir otoriteye kayıtsız, koşulsuz boyun eğmeye zorladığı için, bu çağın felsefesi, Rönesans’ın yeni ruhuyla çatışıyordu. Rönesans yeniden doğaya dönüyor, çıplak bedeni antlaştırıyor, eleştiri ve araştırma eğilimini güçlendiriyordu.
İşte bu dönemde, Almanya’nın Saksonya bölgesinde Martin Luther adında keşiş’in Wittenberg Üniversitesi profesörlerinden biriyle ortaklaşa hazırlayarak Latince kaleme aldığı 95 maddelik bir Reformasyon Bildirisi kilisenin duvarına asıldı. Bu bildiri Almancaya çevrildi ve hemen taraftar toplamaya başladı. Luther, kiliseyle bağlarını koparmak istemiyordu. Roma’ya gelerek papayla görüştü. Ama papalık onu pek sıcak karşılamadı.
Böylelikle Avrupa’nın dinsel birliği bozulmuş oldu. Almanya’da Luther’in başlattığı, Fransa’da Kalven in liderliğinde yaygınlık kazanan dinsel başkaldırma hareketi Hıristiyan kilisesinin bölünmesiyle sonuçlandı. Luther Mezhebi kısa zamanda İsveç ve Danimarka krallarınca benimsendi. Kalvenizm ise İsviçre’de, Fransa’da, Hollanda’da ve İskoçya’da taraftar buldu.
Protestanlık İngiltere’ye de sıçradı. Ne var ki, bu ülkede bir dinsel reform biçiminden çok, Kral VIII. Henri’nin Papa’yla olan kişisel çatışmasından ötürü ortaya çıkan siyasal bir hareket görünümündeydi. İngiliz kilisesinin benimsediği mezhebe ”İngiliz Protestanlığı” ya da Anglikanizm adı verilir.
Protestan reformunun Avrupa’da bu kadar içten bir kabul görmesinin temelinde, Avrupa krallarının, papalığın kazandığı siyasal güç karşısındaki ürküntüsünü görmek yanlış olmaz. Ayrıca iki büyük Avrupa hanedanının, (Alman Habsburg ve Fransız Burbon) birbirleriyle savaşa tutuşmaları da Protestan reformunun yararına olmuştur.

Yorum yazın