Otuz Yıl Savaşları Nedenleri ve Sonuçları

Otuz Yıl Savaşları Nedenleri ve Sonuçları Hakkında Bilgiler

1618 ile 1648 yılları arasında Avrupa’yı, özellikle de Almanya’yı kana bulayan savaş. XVI. yy’ın başında Habsburg sülalesinden Maximilian I, imparatorluğa bağlı devletlerde vergi ve asker toplanması, anlaşmaların onaylanması, savaş kararı ve egemenlik hakkının kullanılmasmda imparatora daha fazla iktidar sağlamak için Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nu yeniden örgütleme girişiminde bulundu. Ama bu girişimler bir sonuç vermedi; XVII. yy’ın başında, imparatorluk içindeki prenslerin iktidarları kendi devletlerinde güçlenirken, imparatorun iktidarı giderek azaldı. Üstelik Katolikler ve Protestanlar arasındaki dinsel rekabet de hâlâ sürmekteydi. Augsburg barışıyla (1555), Cujus regio, ejus religio (bir prens, bir din) ilkesine göre Luthercilere din ve vicdan özgürlüğü tanınmıştı. Ama bir yandan bu özgürlük yalnızca prenslere verilmişti, öte yandan da devletler, Reform rejimine geçerken Kilise’ye ait mülklerin laikleştirilmesi sorunu tam anlamıyla çözülmemişti.
Augsburg barışı geçici bir denge sağladı. İmparatorların desteğiyle güçlenen Katoliklerle, Karşı-Reform hareketlerinin gelişmesinden kaygılanan, üstelik kendi aralarında Lutherciler ve Calvinciler diye ikiye ayrılan (Cal-vinciler Augsburg barışı tarafından tanınmamışlardı) Protestanlar arasındaki yarışma çok büyüktü. Bundan dolayı dinsel prensliklerde her koltuk boşalmasında iç savaş patlak veriyordu. Bu tehditlere göğüs germek için Protestanlar. 1608’de Pfalz seçici prensliği tarafından yönetilen Protestan Birliği’nde bir araya geldüer. Bu birlik Hollanda’da, İngiltere’de ve Hen-ri IV dönemi Fransası’nda destek buldu. Bunun üstüne Katolikler de Bav-yera dükü Maximilian I’in yönetimi altında bir birlik oluşturdular. 1526’dan başlayarak Habsburgların mal varlıklarına, Macaristan ve Bohemya tahtları da katılmıştı; bu sonuncusu özellikle ilginçti, çünkü Bohemya kralı, imparator seçen yedi seçiciden biriydi.
1609’da imparator Rudolf II von Habsburg tarafından “Majestenin Buyrukları”yla Çeklere dinsel özgürlük tanında. Ama 1617’de Bohemya tahtına kuzeni Ferdinand II von Habsburg (Ferdinand von Steiermark) seçildi. Ferdinand II Cizvitlerin eski bir öğrencisiydi ve keşişlere özgü bir dindarlığı vardı, ama zekâsı pek parlak değildi. Protestanlarla, etkili ve varlıklı bir azınlık olan Katolikler arasındaki savaşın şiddetlendiği bir ülkede her şeyi tehlikeye düşürdü. Ayrıca, dinsel çatışmaya bir de toplumsal çatışma eklenmişti: Toprakla uğraşan orta halli soyluların giderek güçten düşmesi ve büyük malikânelerin gelişmesi, toprak sahiplerinin, çoğu kez de bağımsız kılınmış eski Kilise topraklarının sahiplerinin işine yarıyordu. Bazı soyluların Ferdinand IInin niyetleri karşısındaki kaygıları buradan kaynaklanıyordu.

Prag başpiskoposu, bir Protestan kilisesinin yakılması emrini verince bir Çek meclisi, Ferdinand IFnin üç danışmanını olaydan sorumlu tutarak onlara saldırdı. Danışmanlar şatonun pencerelerinden hendeklere atıldılar (1618). İmparatora yapılan bu hakaret, iki taraf arasındaki ilişkinin kopmasına neden oldu. Ama bu kopma kesin gibi görünmüyordu ve .çatışma özellikle Bohemya’da kalmış gibiydi. Ama, 1619’da Ferdinand II, imparator seçildiği zaman Bohemya Diyet Meclisi, onu iktidardan düşürdüğünü ilan etti; yeni bir anayasa oylanarak Ferdinand IFnin yerine Calvinciliğe inanan ve Pfalz seçicisi olan Bohemya kralı, Friedrich V adı altında seçildi. Bunun üstüne çatışma bütün imparatorluğa yayıldı.

Düzenli orduları bulunmadığı için her iki taraf da etkin önderlerin yönettiği serüvenci çetelere başvurmak zorunda kalıyordu. Protestanlar tarafında Mansfeld, Katolikler tarafında da Tilly ve VVallenstein gibi önderler vardı. Friedrich V, Alman Protestan prenslerinin desteğini sağlayamadığından 8 Kasım 1620’de Prag yakınlarındaki Bila Hora’da (Beyaz Dağ) yenilgiye uğradı. Yenilgiden sonra Prag ele geçirildi; Bohemya ve Moravya
devletleri teslim oldular.

Ardından ağır bir baskı dönemi başladı. Ölüm cezalarına dinsel özgürlüğün kaldırılması, devlet dini haline gelen Katolik dinine girmek zorunluğu, yeni bir anayasanın yanı sıra Friedrich V’in imparatorluğunun ortadan kaldırılması (Friedrich V Birleşik Eya-letler’e sığınmak zorunda kaldı) eklendi. Seçicilik yüksek görevi.Katolikliği benimsemiş olan Bavyeralı Maximili-an I’e geçirildi ve Pfalz’a el kondu. Bu sırada, Protestanlardan yana olan ve Katolik ordularının ilerlemesi yüzünden kendini tehlikede gören Danimarka kralı Christian IV olaya karıştı. Wallenstein tarafından yenilgiye uğratıldı ve Lübeck barışını imzalamak zorunda kaldı (1629). Bu dönemde, Katoliklerin Protestanlara karşı zaferi tamamlanmıştı. Ama 1629’da Protestanları, 1552’den beri ellerinde bulundurdukları Küise topraklarım geri vermek zorunda bırakan bir fermanın ilam tüm imparatorlukta büyük bir hoşnutsuzluk yarattı. Prensler, isteksizliklerini Ferdinand IFnin oğlunu “Romalıların kralı” (imparatorun halefi) seçmemekle ve Wallenstein’i göndermekle gösterdiler. Bu Ferdinand Il’nin ilk başarısızlığıydı. Aynı tarihte İsveç kıralı Gustaf II Adolf, Protestanlara güçlü bir yardım sağladı. Gayretli bir Lutherci olan Gustaf II Adolf, olaylara kuşkusuz dinsel gerekçelere dayanarak, ama aynı zamanda iktisadi (İsveç demir ve bakırına yeni pazarlar bulmak), siyasal (kuzeyde Katoliklerin ilerlemesinin yarattığı tehlikenin yayılmasını önlemek) ve askeri gerekçelerle de müdahale etti, Kral çok iyi bir ordu düzenlemişti, Yoklama usulüyle askere alman ve Lutherci inanışa bağlı askerlerdeı oluşan bu ordu disiplin ve dinsel inan cıyla öbür ordulardan çok farklıydı Rusya ve Fransa, Gustaf II Adolf’ı destekliyorlardı. Tilly’nin ordusunm Magdeburg’u yağmalaması, Protes tan Alman prenslerini Gustaf I Adolf’un çevresine topladı. Eylü 1631’de Gustaf II Adolf, Breitenfeld de Tilly’yi yenilgiye uğrattı 1632’deyse Münih ve Nümberg’e gir di. 16 Eylül 1632’de imparatorun Lüt zen’e geri çağırdığı Wallenstein’h karşılaştı. İsveç ordusu savaşı kazan dı ama Gustaf II Adolf savaşta öldü rüldü. Bernhard von Sachsen- Wei mar, Protestan ordusunun başma geç ti. Ama onun da Eylül 1634’te Nörd lingen’de yenilgiye uğraması, Almaı prenslerinin ayrılmalarına ve Protes tanların Prag barışım imzalamak zo runda kalmalarına yol açtı (1635) Augsburg barışının yürürlükte kaldı ğı bu barışla, yüksek seçicilik görevi nin ve Ren ırmağının sağ kıyısmdak Pfalz topraklarının Bavyeralı Maxi milian I’e verilmesi öngörülüyordu Bernhard von Sachsen-Weimar ve da ha birkaç prens dışında Alman prens lerinin çoğunluğu barışı kabul ettiler Bunun üstüne Fransa’da Richelieu 1635’te İspanya’ya, 1636’da df imparatora karşı girişimde bulunma ya karar verdi.l626’dan başlayaral Habsburglarm güçlenmesinin Franse için yarattığı tehlikeyi göstermiş ve Protestanlara parasal destek sağla mıştı.
Richelieu’nün savaştaki amaçlarınır neler olduğu tartışmalara yol açtı. Bununla birlikte, başlangıçta, yalnızcs üç piskoposluğun (Metz, Toul, Verdun kendisine ait olduğunun doğrulanmasını ve Lorrain bölgesinin ülkesine katılmasını istediği sanılıyordu. Bununla birlikte Bernhard von Sachsen-Weimar’in Alsace’daki başarıları Richelieu’nün bu bölgeyle ilgili yeni düşünceler benimsemesine yol açtı. Ama Fransızlar için savaş kötü başlamıştı: 1636’da İspanyollar Corbie1 yi aldılar ve Picardie’yi istila ettiler, imparatorluk birlikleri Saint-Jean-de-Losne’u işgal etmişlerdi. Ama 1638’den sonra durum Fransa’nın lehine döndü. Rocroy zaferi İspanyol piyadesinin yenilgisini sergiledi. 1646’da Turenne, Bavyera’ya girdi 1648’de Viyana’ya yürüdü.. Bu sırada Köningsmarck da Prag’a giriyordu. Aynı yıl Vestfalya Anlaşması’yla gerçek anlamda Otuz Yıl savaşları (1618-1648) Almanya sınırları içinde sonra erdi, ama Fransa ve İspanya arasmda hâlâ sürmekteydi. Conde’nin Lens zaferi (1648), ardından ihaneti, Mazarin’in Ren birliğini sonuçlandırması ve Cromwell’le birlik oluşturması bellibaşh olaylardı. Cromwell’in orduları, Fransızların yanında Turenne’in İspanyollara karşı kazandığı Dunes savaşına katılmışlardı (1658). Pireneler barışı (1659) çatışmaya bir son verdi. İspanyollar, Artois ve Roussillon bölgelerini Fransa’ ya bıraktılar, ayrıca Louis XTV’e prenses Marie-Therese’i verdiler. Habs-burglar artık tümüyle bozguna uğratılmıştı.
Savaşın siyasal sonuçlan çok önemliydi (Vestfalya Anlaşması). Bu savaş Almanya’nın özellikle de kırsal bölgelerinin yakılıp yıkılmasına neden oldu.
Kentler, surlarla korunduklarından genellikle pek zarar görmedi. Almanya’da kabataslak üç yıkım bölgesi ayırt edilebilir. Orduların geçtiği ulaşım yollarına olan uzaklığa göre yıkım derecesinde büyük farklılıklar görülür. Almanya’nın kuzeybatısı ve güneyi az, Bohemya dörtgeni, Saksonya, Moravya ve Silezya’nın orta derecede zarar görmesine karşın öbür bölgeler, özellikle de Brandenburg uç eyaleti, Alsace ve bütün Ren vadisi büyük yıkıma uğradı.

Yiyecek ve giyecek bulma güçlüğü, yıkımlar ve ordular yüzünden daha da arttı. Bu arada salgınlar çok sayıda can kaybına yol açtı; öte yandan, çeşitli devletlerin parasal güçlükleri, vergilerin sert yöntemlerle toplanmasına, bunun sonucu olarak da halk ayaklanmalarına yol açtı. Parasal güçlükler, bu devletlerin büyük çapta borçlanmalarına ve değeri düşürülmüş paralar basmalarına neden öldü Bazı bölgelerin iktisadi açıdan çökme si Hamburg’un dışında Hansa kentlerinin ve Ren ırmağı boyunca, sözgelimi Leipzig gibi başka bölgelerin işine yaradı.
Savaş, aynı zamanda çeşitli müsadereler nedeniyle mülklerin el değiştir meşine yol açtı. Bu durumdan Wallenstein gibi büyük toprak sahipler yararlandı. Bohemya’da krallığu dörtte üçü sahip değiştirdi. Vestfalya anlaşmalarından sonra uzun yıllar Otuz Yıl savaşlarının yarattığı demografyayla ilgili, dinsel, si yasal, iktisadi ve toplumsal bunalımlar sürüp gitti.

Yorum yazın