Osmanlı Mirası Üzerine Oyunlar

Osmanlı Mirası Üzerine Oyunlar

Polonya bağımsız bir millet olarak ortadan kalkarken, Osmanlı İmparatorluğu da tam bir gerileme içindeydi. İstanbul, yönetime düzen vermek, haksız servet ve güç sahibi olan paşaları yola getirmek için harekete geçtiği zaman, artık hayli geç kalmıştı.

Düzeni bozulmuş imparatorluk, ciddi tehditler altındaydı: özellikle doğuya dönük büyük güçler, öncelikle Avusturya ve Rusya, Osmanlı mirasına göz dikmişti. Askeri olmaktan daha çok diplomatik yönde tek müttefiki Fransa olan imparatorluk, bu büyük güçlerin saldırısına karşı yalnızdı. İç durum dış tehditleri daha tehlikeli hale getiriyordu.
Osmanlı Devleti Fransa’nın kışkırtması, Lehlerin yardım çağrısı ve Rusların Bar şehrinde Türkleri katletmesi üzerine Rusya’ya savaş ilan etmek zorunda kaldı (1768).

Rusya, Lehistan’ın kapısı denilebilecek Hotin kalesine saldırdı. Büyük savunmaya rağmen kale bırakıldı. Ruslar Kafkasya’da birçok yere girdiler. Mora’da sonuçsuz bir isyan çıkarttılar. Çeşme’de Türk donanmasını bozdular (1770).

Katerina Il’nin ordularının bu zaferi karşısında batının hâkim devletleri ilgisiz kalamazdı. Avusturya Prusya ile birleşip Ruslara karşı koymak istedi. Ama Katerina II bunlara Polonya’nın parçalanmasını önererek Osmanlı meselesine karışmalarını önlemek istedi.
Fransa Polonya’da milliyetçileri birleştiremedi. İngiltere’nin tarafsızlığım elde etmiş olan Katerina II, böylece hareketlerinde serbest kalıyordu. Friedrich II ile, Polonya’mn paylaşılması için ortak bir plan hazırlandı. Uzun süre tereddüt ettikten sonra Avusturya da Petersburg’da paylaşma projesini imzaladı. Artık Polonya’nın kaderi de belli olmuştu.

Baltık denizinin kontrolünü ele geçiren Friedrich II, bu harekâttan en kârlı çıkan taraf oluyordu. Avusturya’nın kazana özellikle OsmanlIlara karşı savaşa daha güvenli bir biçimde devam edebilmesi açısındandı.

Polonya, yıkıntılarını onarmağa çalışırken, Osmanlı İmparatorluğu, yeniden Avusturya ve Rusya’nın saldırılarına uğramıştır. 1770 Ağustosunda Ruslar Boğdan’ı, sonra Besarabya’da Bender kalesini kuşattılar.

Kaynarca Antlaşması 21 Temmuz 1774’te yapıldı. Bu antlaşma ile Rusya kesin bir biçimde Karadeniz’e inmişti. Azak, tam bir Rus gölü olmuştu.

Kırım Tatarları bağımsızlıklarını kazanıyor, Rusya Karadeniz’in kendi ticaretine açıldığını görüyor, Boğazlardan geçme iznini ele geçiriyordu. Böylece, Avusturya onu durdurmak için hiçbir girişimde bulunmadan, Doğu’da hâkim güç haline geliyordu. Bundan sonra, tüm gücüyle doğu fetihlerini tamamlamağa çalışacaktır.

Yorum yazın