Osmanlı Devletinin Duraklama Dönemi

Osmanlı Devletinin Duraklama Dönemi Hakkında Bilgiler

Murat III’ün saltanatının ilk yıllarında devlet yönetimi sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın elindeydi. Venedik ve Avusturya barışı yenilenirken Lehistan sorununa karışan Sokullu, Erdel beyi Bathory’yi Lehistan kralı seçtirerek bir süre Lehistan’ın Osmanlı himayesinde kalmasını sağladı. Sokul-lu’nun son dönemlerinde Osmanlı-İran savaşları başladı. On iki yıl süren bu savaşlar, 1590’da İstanbul Anlaşmasıyla (Ferhat Paşa Anlaşması) sona erdi. Kuzeydoğuda Osmanlı sınırları Hazar Denizi’ne ulaştı. Bu savaşlarda sadrazam Özdemiroğlu Osman Paşa büyük yararlılıklar gösterdi. Toprak kazancına karşın söz konusu savaşlar Osmanlı Devleti’ni yıprattı. 1568’den beri sürdürülen Avusturya barışı 1593’te savaşla bozuldu ve 1606’ya kadar aralıklı olarak sürdü (Bkz. MURAT III).
1595’te ölen Murat IH’ün yerine Mehmet III (Eğri Fatihi) geçti. Devlet işleriyle olduğu kadar askerlik işleriyle de ilgisi olmayan padişah, askere cesaret vermesi için ordunun başında
Avusturya seferine götürüldü. Eğri kalesi alındı. Haçova’da Avusturya’ ya karşı verilen meydan savaşında bozulan Osmanlı ordusu, yağmaya dalan AvusturyalIları arkadan vurarak yendi (1596). Kanije ve Estergon kaleleri fethedildi. Kanije’yi geri almak isteyen Avusturya ordusu, Tiryaki Haşan Paşa tarafından yenilgiye uğratıldı. Murat III döneminde başlayan Celali isyanları Anadolu’ya yayılarak kargaşaya neden oldu. Gene Murat III döneminden başlamak üzere Kapıkulu ocaklarının çıkartüğı isyanlar da İstanbul’un güvenliğini sarstı, devlet otoritesini ve merkez yönetimini etkisiz dürüma getirdi. Bu durum da Avusturya ve İran cephesinde yer yer yenilgilere yol açtı. Artık yükselme dönemindeki başarılar görülemez oldu. 1603’te ölen Mehmet ID’ün yerine Ahmet I padişah oldu. Avusturya ile yapılan savaşlar eşit koşullarla sona erdi. 1606’da yapılan Zitvatorok Anlaşması Avusturya karşısında Osmanlı üstünlüğünün kalktığım belgeledi. Ahmet I’in tahta çıktığı sırada başlayan İran savaşı 1611’de sona erdi. Osmanlı Devleti İstanbul Anlaşması’yla aldığı yerleri Safevilere geri verdi. 1617-1618’de yapılan savaştan sonra İran savaşları 1622’de yeniden başlayarak 1639’a kadar sürdü. Ahmet I döneminde Anadolu’da Celalilerin izlenmesine girişildi. Sadrazam Kuyucu Murat Paşa, bu isyanları bastırmada bir hayli etkili oldu. Ama sorunun nedenlerine inilmediği için İstanbul Kapıkulu ocaklarının hareketleri Anadolu’da Celali isyanlarına zaman zaman ortam hazırladı.

Ahmet I’in 1617’de ölümünden sonra Mustafa I padişah olduysa da akli dengesinin yerinde olmadığı anlaşılınca, onun yerine Osman II (Genç Osman) tahta çıkartıldı. Lehistan’ın Eflak ve Erdel işlerine karışması 1620’de Osman II nin, Lehistan seferine çıkmasına yol açtı. Osmanlılar Leh ordusunu yenerek Hotin kalesini kuşattılar. Ama ikinci savaş Yeniçerilerin disiplinsizliği dolayısıyla başarısızlıkla sonuçlandı. Dönüşte, padişah Yeniçeri ocağını kaldırmak istedi. Durumu öğrenen Yeniçeriler Osman Il’yi tahttan indirerek öldürdüler (Bkz. OSMAN II) ve Mustafa II yeniden tahta geçirdiler. Padişahın Yeniçeriler tarafından öldürülmesi Sipahilerin isyanına neden oldu. Bu arada Erzurum valisi Abaza Mehmet Paşa da Osman II nin öldürülmesi nedeniyle yıllarca süren ayaklanmayı başlattı. Mustafa I’in ikinci saltanatı da uzun sürmedi. Tahttan indirilerek yerine henüz 11 yaşında olan Murat IV getirildi (1623). Murat IV’ün çocukluk dönemi dışta İran savaşlarıyla, içte İstanbul ve Celali isyanlarıyla kargaşa içinde geçti. İran savaşları yer yer yenilgilerle sürdü. Devlet yönetimi Valide Kösem Sultan ve birkaç ocak ağasıyla vezirin elinde kaldı. Gençlik çağma gelen padişah annesini ve öbür devlet adamlarını çevresinden uzak-laşürarak yönetimi eline aldı (1632). İstanbul’un güvenliğini, Kapıkulu ocaklarının disiplinim sağladıktan sonra İran üstüne iki sefer yaptı. Revan ve Bağdat alındı. İran ile bugünkü sınırlara çok yakın bir sınır kabul edilerek Kasr-ı Şirin Anlaşması yapıldı (1639) [Bkz. MURAT IV],
Murat IV’ün ölümüyle tahta İbrahim geçti (1640). Deli İbrahim adıyla anılan hükümdarın sekiz yıllık saltanatı Murat IV dönemindeki güvenliğin, disiplinin ve düzenin bozulmasına. Valide Sultan ile Ocak ağalarının iktidarı ele geçirmelerine yol açtı. Ayrıca Cinci Hoca, padişahın akli dengesinin yerinde olmayışından yararlanarak devlet içinde büyük etkinlik ve servete sahip oldu. İstanbul’da ve taşrada yer yer isyanlar başgösterdi. 1645’te başlayan Osmanlı-Venedik savaşında Girit kuşatıldı. Hanya kalesinin Silahtar Yusuf Paşa tarafından alınmasına karşın, Çanakkale boğazının Venedikliler tarafından kapatılması ve Girit’e yardımın gitmemesi Girit’teki orduyu zor durumda bıraktı.
1648’de tahttan indirilen İbrahim’in yerine henüz yedi yaşmdaki oğlu Mehmet IV (Ava Mehmet) getirildi. Çocuk padişahın ilk yılları valide sultanların mücadeleleriyle geçti. Bu mücadelede Valide Turhan Sultan başarı kazanarak devlet yönetimine egemen oldu, Kösem Sultan öldürüldü. Saray ağalarıyla devleti yöneten Valide Turhan Sultan sık sık sadrazam değiştirdi. Bu arada mâliyeyi düzeltme girişiminde bulunan Tarhuncu Ahmet Paşa başardı olamadı ve İstanbul’da Yeniçeri ve Sipahi isyanları birbirini izledi. Anadolu’da yer yer Celali isyanları sürdü. Girit’e yardım gönderilmediği için, Venedikliler, Çanakkale önündeki adaları da işgal ederek boğazı bütünüyle kapattılar. Turhan Sultan yeni sadrazam aramaktayken, Köprülü Mehmet Paşa Osmanlı tarihinde ilk kez koşullu olarak bu makamı kabul etti, şiddetli davranarak duruma egemen oldu ve boğazı Venediklilerden temizledi, Girit’teki orduya yardım gönderildi, İstanbul’da ve taşrada güvenliği ve devlet otoritesini sağladı, devlete karşı isyan eden Rakoçi’yi cezalandırdı ve isyan bastırıldı. Köprülü’nün Er-del’de uğraştığı sırada Halep valisi çevresine Celalileri toplayarak ayaklandı ama bu isyanlar da bastırıldı (1658). Köprülü Mehmet Paşa’nın ölümü üzerine oğlu Fazıl Ahmet Paşa, sadrazamlığa getirildi (1661). Köprülü Fazıl Ahmet Paşa içte ve dışta babasının yöntemlerini izledi. Babasının döneminde başlayan Avusturya savaşım sürdürdü. Sefere çıkan sadrazamın Uyvar’ı kısa sürede fethetmesi Avrupa’da heyecan yarattı. Zerinvar kalesini de elde eden sadrazam St. Gotthard’da Raab suyunu geçerken Avusturya ordusunun baskını sonucu yenilgiye uğradı ve Uyvar’a çekilmek zorunda kaldı. Ama yapılan anlaşma Osmanlılar için uygundu (1664). Fazıl Ahmet Paşa Avusturya dönüşü Girit savaşıyla ilgilendi. Kan-diye’yi iki yıllık bir kuşatmadan sonra düşürdü ve Girit’i elde etti. (1669).

Osmanlı egemenliğindeki Ukrayna Kazaklarına Lehistan’ın saldırısı padişahın da katıldığı sefere yol açtı. Kameniçe kalesi alındı, Galiçya ve Po-dolya topraklan işgal edildi. Kırım hamımı aracılığıyla Bucaş Barışı yapıldı (1672). jan III Sobieski’nin barış koşullarım kabul etmemesi bazı çarpışmalara yol açtıysa da Bucaş Anlaş-ması’nın yenilenmesiyle savaş sona erdi (1676). Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’mn ölümünden sonra, gene Köprülülerden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazamlığa getirildi. Mustafa Paşa Ukrayna Kazakları sorununa çözüm için Rusların üstüne yürüdü, Çehrin kalesi alındı. İmparator Leopold’un Ma carlara baskı yaparak mezhep değiştirmeye zorlaması üzerine Macar soylularından İmre Tökeli’nin Merzifonlu’dan yardım sağlaması Osmanlı-Avusturya barışını bozdu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa İmre Tökeli’yi Orta Macaristan kralı seçti (1682). Ertesi yıl, tüm hazırlıklarını tamamlayarak Avusturya üstüne yürüdü, savaş toplantısında Kırım hanının, devlet adamlarının ve komutanların sözünü dinlemeyerel Viyana’yı kuşattı (1683). İmparatoı Almanya içlerine çekilerek Avrupg hükümetlerinden destek sağlarken Lehistan kralı jan III Sobieski Viya-na’nın yardımına koştu. Sadrazamır hatalı tutumu, Kırım hanının sadrazama kırgınlığından dolayı ihaneti, jar III Sobieski’nin kuşatma sırasmda Osmanh ordusunu arkadan vurmasına ve bozulmaya yol açtı. Bozulan ordu Budin’de de toparlanamayarak Belgrat’a çekilmek zorunda kaldı. Sadrazam Belgrat’ta idam edildi. Yüzyıllar boyu elde edilmiş olan kaleler birer birer düşmeye başladı. Avusturya, Ve-nedik, Lehistan ve Rusya bir ittifak oluşturarak dört koldan Osmanlılara saldırdılar.

Yorum yazın