Modern Hristiyanlık ve Yeni İnançlar

Modern Hristiyanlık ve Yeni İnançlar

XX. yüzyılın ikinci yarısında Hristiyan kiliselerinde meydana gelen gelişmeler, XVI. yüzyıl Protestan Reformundan bu yana görülen bütün değişimlerden daha hızlı ve geniş boyutludur. Kiliselerin birleşmesini öngören dinsel hareket; dış dünya hizmetlerine dönüş ve dünya adaletine hizmet; inançsızlıkla. özellikle Marksizm’ le diyalog, bu gelişimin ana hatlarını oluşturur. Bu dönemin göze çarpan iki olayı, Dünya Kiliseler Birliği’nin (ki buna Roma Katolik Kilisesi girmemiştir), ve Katolikler arasında İkinci Vatikan Konsili’nin kuruluşudur (1962-1965).

Dünya Kiliseler Birliği’nin Çalışmaları

1948 de kurulan Dünya Kiliseler Birliği bugün 90 ülkede çalışan 271 kiliseyi içermektedir. Bu Birlik, teoloji ve evrensellik (ekümenizm) konularında incelemeler yapar ve toplumun sosyo-ekonomik ve politik sorunlarını Hristiyanlık açısından irdeler. Aynı zamanda dünyanın yoksul bölgelerine yardım götürmek için çalışmalar yapar Dünya Kiliseler Birliği’nde temsil edilen başlıca kiliseler : Anglikan, Baptist Kongregasyonalist, Luteriyen, Metodist, Moravyen, Eski Katolik, Ortodoks, Presbiteryen’dir. Dostlar derneği de (Quaker) Birliğe üyedir.

Bellibaşlı kiliselerin birleşmesi henüz evrensel düzeyde gerçekleşmemiştir; ancak yerel düzeyde bir-araya gelmiş yüzlerce Hristiyan grup vardır.

Roma Katolik Kilisesi başlangıçta, karşı olmamakla birlikte, Dünya Kiliseler Birliği’nden uzak kalmayı yeğledi. Kısa bir süre sonra Birlik toplantılarına gözlemciler göndermeye, daha sonraysa, çeşitli alanlarda işbirliği yapmaya başladı.

Roma Katolik Kilisesi’nde Papa XII. Pius (1939-1958 arasında Papa) tarafından başlatılan yeni evrensellik akımı, Papa XXIII. Johannes (1958-1963) liderliğinde yoğunluk kazanmış ve Canterbury Piskoposu Dr. Michael Ramsey’nin (1904- ) Papa VI. Paulus’e yaptığı ziyaret bu yoğunluğu arttırmıştır. Oluşturdukları birleşik komisyon, bir ölçüde düşünce birliğini şimdiden sağlamış bulunmaktadır. Çözümlenmeyi bekleyen önemli sorunlardan ikisi. Kilisenin yetki sorunu ve Papalığın özel durumudur.

İkincil Vatikan Konsili’nin Etkileri

Papa XXIII. Johannes’in topladığı İkinci Vatikan Konsili’ne çok sayıda gözlemci katıldı. (Johannes’ in başlattığı konsil daha sonra Papa seçilen VI. Paulus tarafından tamamlandı.) Roma Katolik Kilisesi’nin İkinci Vatikan Konsili yorum (İncil ve gelenek), kilisenin yapısı ve tüm Hristiyanların vaftiz yoluyla İsa’da birleşmeleri gibi konularda kiliseler arasındaki uçurumları daralttı. İkinci konsilde Hristiyanlık ile öteki büyük dinler arasında ve Hristiyanlarla inançsızlar arasında diyalog kurulması için Kilisenin kendini dünya hizmetine adaması ilkesi, Papa VI. Paulus’un çeşitli ülkelere yaptığı gezilerle, özellikle Birleşmiş Milletlere yaptığı ziyarette ve Uzak Doğu ile Güney Amerika’nın gelişmekte olan ülkelerine gitmesiyle. güç kazandı. Kudüs’e giderek, Ortodoks Patriği Athenagoras ile görüşmesi (1964), Roma ile Doğu’nun Ortodoks Kiliseleri arasında yaklaşık 1000 senedir kopuk bulunan bağların onarılması yolunda atılan ilk adım oldu. VI. Paulus’un papalığı, komünist güçlerle yapılan görüşmeler açısından da önem kazanır. Sovyet Prezidyum Başkanı Podgomi ve Dışişleri Bakanı Gromiko’nun Vatikan’ı ziyaretleri gelişen diyalogun simgesi sayılır

Geleneğe Başkaldırı

1060’lar «Tanrının ölümü- kavramının büyük ilgi uyandırdığı bir dönemdir. Bu kavram Paul Tillich (1880-IMS) ve Dietrictı Bonhoeffer (1900-1045) gibi düşünürlerin -tanrı tanımaz hristiyanlıgı» ile özdeşleşmektedir ve Dr. John Robinson adında bir Anglikan Piskoposunun -Honest to God-(1963) adlı yapıtıyla yaygınlaşmıştır. Aynntıya girmeden açıklanırsa, bu düşünüş Tanrı’dan söz ederken kullanılan geleneksel «karşılaştırma- yöntemini yadsımaktadır. Tann artık -yukarılarda bir yerde-bulunan -bir kişi- değildir; insan aklını -aşan- bir varoluş biçimidir. İsa’nın yaşamının dünyaya ilettiği kavram budur.

Sonraları -Tanrının ölümü» teolojisinin yerini, daha olumlu bir kavram olan -Umut Teolojisi- almıştır. Bu düşünce Cizvit bilim adamı Pierre Teilhard de Chardin’ den (1881-1955) kaynaklanır. -Bu Dünya» teolojisi olarak adlandırılan bu akım, şimdi Latin Amerika’ da -Kurtuluş Teolojisi- olarak tanımlanan eylemin kaynağıdır .

Kurtuluş Teolojisinin ilk uygulayıcılarından biri, Kolombiyalı din adamı Camilo Torres’dir (1928-1967). Torres, yoksulların zengin sömürücülerini hedef alarak, 1965’de yerel gerilla örgütüne girmiş ve kısa bir süre sonra polis tarafından öldürülerek, Hristiyanlığın Che Guevara’sı- olarak tanınmıştır. Anglikan Kilisesinin önderliğini, daha sonra Piskopos olan Trevor Huddleston (1913- ) üstlenmiştir.

Sonuç olarak, son kuşağın tanık olduğu akımların ayırt edici özelliği dinin entellektüel yanından çok duygusal coşku ve -anlayış-a verilen önemin artmasıdır.

1950 ve 1960’larda görülen (sözgelimi Amerikalı Billy Graham’ınki Güney Afrika’daki gibi) değişik dinlerden insanları din değiştirerek Hristiyanlıftı canlandırma girişimlerini -Pentekostalizm- veya Karizmatik Yenileme- akımları izlemiştir.

Yorum yazın