Mançu İmparatorluğunun Çöküşü

Mançu İmparatorluğunun Çöküşü

Çin’in çağdaşlaşma mücadelesini incelerken, ülkenin genişliğini, medeniyetinin eksikliğini ve geleneklere olan körü körüne bağlılığını unutmamak gerekir. Bu geniş ülke coğrafi ve demografik yapısıyla birbirinden çok farklı bölgeler ayrılıyordu. Çin’in, bu fizik özellikleriyle birbirine zıt bölgelerinde, yapı ve karakter bakımından birbirinden farklı Çinliler yaşıyordu.
Medeniyetin ve Konfuçius’çuluğun beşiği kuzeydir. Konfuçius, aile soyluluğunu ve ordu kastlarını reddeden eşitlik üzerine kurulu, toprağa sıkıca bağlı bir toplumun yaratıcısı oldu. Çin halkı, bu geleneksel din ve terbiyeyle siyasi çalkantılardan uzak kaldı.
Çin toplumunun, iki önemli niteliği vardı; vatanseverliğin yerini almış bir milli gurur ve Çinli olmayan her şeye duyulan nefret.
Tatar mançu soyu toplumdan tamamen kopuktu. XIX. yüzyılda, milli Ming kral soyunun hatırasına bağlı milliyetçi güney halkları, Çin’i Çinliler’e bırakmak ve Mançu iktidarına son vermek için harekete geçecek; imparator, isyanı bastırmak için Avrupalılar’dan yardım isteyerek bunalımı daha da tehlikeli hale getirecekti.


MANÇU İMPARATORLUĞU’NUN ÇÖKÜŞÜ (XIX. YÜZYIL)

Kiaking (1796-1820) güçsüz bir imparator oldu. Korsanlar kıyıları yağmalıyor, her yerde isyanlar çıkıyordu. Ülke yabancılara kapalıydı. Sadece Kanton’da (Ingiltere) ve Makao’da (Portekiz) yabancılar vardı. İngiltere Çin’le ticaret yapmak için baskı yapıyordu. 1839’da Pekini, afyon ithalini yasaklayan eski bir emirnameyi yeniden yürürlüğe koydu. Bu olay, tarihe, “Afyon Savaşı” (1840-1842) adıyla geçecek savaşın başlangıcı oldu. İngiltere Çin’e donanma göndererek Kanton’u bombaladı. Kanton kuşatmasını, öteki Çin kıyı ve limanlarının bombardımanı izledi, Amoy ve Şanghay işgal edildi. Savaş Nankin’de imzalanan bir barış antlaşmasıyla sona erdi. Savaşın, çok Önemli sonuçlan oldu. Gerçekte Afyon Savaşı, Çin’in dünyaya açılma savaşıydı. İngiltere’den sonra A.B.D., Fransa ve diğer ülkeler ticaret imtiyazı aldı. İngiltere’den sonra ABD, Fransa ve diğer ülkeler ticaret imtiyazı aldı.
İktisadi, sosyal ve ahlakî çöküntü, gizli derneklerin çalışmalarıyla, görülmedik bir isyana dönüştü. Hedef Manuçular’ı devirip yine Mingler’i iktidara getirmekti. Hung-Hsiû- Çyûen Naukin’de kendini imparator ilân etti (1853). Pekin hükümeti asker gönderdi.
İç savaş, Batılı sömürgeci devletlerin işine yaradı. Müttefikler, yeni bir askeri müdahaleyle 1857’de Kanton’u ele geçirdiler. Pekin üzerine yürüdüler, Taku müstahkem hattını zaptettiler (1858). Ertesi yıl, Batılı elçileri taşıyan bir geminin topa tutulması üzerine müttefik orduları Pekin’e girdi, şehir yağma edildi, yazlık saray yıkıldı. İmparator kaçmak zorunda kaldı. Pekin hükümeti, Fransa ve İngiltere ile Tientsin Antlaşması’nı imzaladı (Ekim 1860).

Peş peşe başarısızlığa uğrayan Pekin sonunda düşman Avrupalı devletlerden yardım istemek zorunda kaldı. İngiliz ve Fransızlar’ın bütün isteklerine boyun eğen Pekin, Batılıjar’- dan silâh, cephane ve asker yardımı sağladı. İngiliz ordusunun desteklediği imparatorluk ordusu Nankin’i aldı (1864).
Çin isyancıları temizledi, siyasi birliği yeniden kurdu. Batılı fikirler ve teknikler getirilmek istendi ama aydınların muhalefeti güçlüydü. Avrupalılar da nefret uyandırmak için her- şeyi yapıyordu. Çin, 1879’da Çin Türkistanı’na saldıran Rusya ile çok ağır koşullarda barış yaptı. 1885’te amiral Courbet’nin FuÇou ve Foımoza’ya saldırması üzerine Pekin, Fransa’yla Tientsin Antlaşması’nı imzalayarak Çinhindi’ni Fransızlar’a bıraktı.
Bütün bu gizli-açık savaşlar ve devletin bu savaşlardaki başarısızlığı, imparatorluğun güçsüzlüğünü gösteriyordu. Milletlerarası siyasette dar görüşlülük ve tutuculuk, devletin, sadece askeri alanda değil, siyasi alanda da yenilmesine, Batılılar’ın isteklerine âlet olmasına sebep olmuştu.

Yorum yazın