Kuzey Avrupa Devletlerinde Cumhuriyetin Kurulması

Kuzey Avrupa Devletlerinde Cumhuriyetin Kurulması
Avrupa’da bazı devletler, topraklarının veya nüfuslarının azlığına karşılık vatandaşlarının gösterdikleri siyasî olgunlukla ve iktisatlarına gösterdikleri özenle dikkati çekerler. İsviçre 1848’den sonra federal ve demokratik cumhuriyetini sağlamlaştırdı. Belçika ve Hollanda’da parlamenter kurumlar meşrutî krallığın himayesi altında düzenli olarak işledi. Norveç, İsveç’ten ayrılıp bağımsız bir krallık kurdu. Gerek bu iki ülkede, gerek Danimarka’da, hükümdarlar parlamenter demokrasinin kurallarına boyun eğdiler. Aynı zamanda da, İktisadî gelişmelere bağlı olarak sosyal kurumlar güçlenmekteydi. İsviçre’de 1848’de Radikal Parti iktidara geldi. 12 Aralık 1848’de çıkarılan Federal Anayasa, ülkeyi bir hükümdar devletler federasyonu olmaktan çıkarıp, federal bir devlet haline getiriyordu. Konfederasyonun hedefi, dışarıya karşı bağımsızlığı, içeride de iç düzeni sağlamak, konfederelerin hak ve özgürlüklerini korumak ve ortak refahı geliştirmekti. İsviçre’nin XIX. yüzyıldaki evrimi, 1848’de hazırlanan statünün sonucudur.
1874’te değişen anayasa ile ülkenin tarafsızlığını garanti altına almak, öğretimi yaymak ve merkezi idareyi güçlendirmek istendi. Referandum hakkı halkın yasamacıların çalışmalarına müdahale etmesini, kanun önerme hakkı da anayasasını kendi kendine değiştirmesini sağladı. Böylece kurumlar, çatışma olmaksızın çağın gereklerine göre değiştirildi. Dış güçlükler, iç uyuşmazlıkları hiçbir zaman arttırmadı. İsviçre, özellikle toprağının bütünlüğünü, özerkliğini ve tarafsızlığını korumayı düşündü. Barışta dünyadaki itibarım büyük ölçüde artıran milletlerarası bir role yöneldi.
Belçika’nın iç gelişmesi yüzyılın ortasından sonra, partilerin şiddetli, ama parlamento kurumlarına saygılı mücadeleleriyle gerçekleşti. Katoliklerle liberaller devrimden önce de çatışıyorlardı. 1828’de ülkenin bağımsızlığını sağlamak için birleşmişlerdi. 1842’de sağlanan bu programa sahip liberallerle, Roma’dan talimat alan Katolikler grubu arasında gerginlik arttı. Partilerin, iktidarı sırayla birbirlerine devretmeleri, parlamenter rejimin düzenli işlemesini sağladı; ama her parti iktidara gelir gelmez, karşı partinin koyduğu yasaları kaldırdığı için bir sürü çelişik yasanın oylanmasına sebep oldu. Bütün bu dönemlerde başlıca tartışmalar öğretim, dil ve seçim sorunları üzerindeydi.
Seçmen sayısını 135.000’den 1.350.000’e çıkaran 1893 yasası, ülkedeki derin değişikliklere eşlik ettiği için çok önemlidir. Partiler altüst oldular. Doktrinciler ortadan kalktı; ilericiler aşırı solla birleştiler. Katolikler çoğunluğu korudular, ama Wallon bölgelerindeki işçi yığınlarına danan sosyalistleri giderek daha çok
hesaba katmak zorunda kaldılar. Tarımla sanayi arasında denge kurmak için ılımlı bir himayecilikle Belçika 1914’lerde Avrupa’nın en gelişmiş ülkeleri arasındaydı. Bu refahlıkta Belçika Kongosu’nun payı büyüktür.
Hollanda’da, 1830’dan önce ancak güneyde güçlü olan liberaller, yavaş yavaş kuzeyde de üye kazandılar ve anayasada değişiklik yapılması için bir kampanya açtılar. Ticarî faaliyetin uyanması ve sanayinin gelişmesi nedeniyle siyasî hayatın da canlandığı; dönemdir bu. 1848’de liberal bir anayasa getirildi, ama Liberal Parti oy hakkını yaymadı, işçilerin hayat şartını düzeltmedi.
Hollanda 1870’e doğru bir refah çağma girdi. Bu refahı, sanayileşmiş İngiltere ile Almanya arasındaki konumuna, Amsterdam-Kuzey Denizi kanalı, Nieuwe Waterweg ve birçok iç kanalın düzenlenmesiyle gelişen ticaretine ve sömürgelerden yapılan ithalâtın desteklediği sanayiine borçludur. Siyasî güçler artık yeni eğilimlerin etkisindeydi. Liberaller hâlâ önemli bir gruptu, ama ılımlılar ve ilericiler olarak bölündüler. Hasımları olan karşıdevrimciler adı altında birleşen muhafazakârlar veProtestanlar, Katoliklerin oyuna güveniyorlardı. Becerikli önderlerin yönettiği sosyalizm, sonunda büyük bir yetki kazanmıştı.
1870’ten sonra kesinlikle belirlenmiş programlar bulunmaması ve partilerin bölünmüşlüğü kabine kararsızlığına yol açtı. Seçim konusunda Hollanda çok tutucu idi. Birinci Dünya Savaşı gerekli anayasa değişikliği yapılamadan patlak verdi. 1848’den beri Danimarka’nın siyasî hayatı düklükler sorununa bağlı olarak gelişmekleydi. İktidardaki Liberal Parti zamanla bir Muhafazakâr Parti görünümüne büründü ve demokratik tavizler isteyen muhalefet giderek güçlendi. Sol, biri ılımlı öbürü radikal iki topluluğa bölünmüştü. Zenginleri temsil eden meclis kamuoyunu tatmin etmiyordu. Ancak solcuların 1901’deki sistem değişikliği rejim bunalımına son verdi. 1914 savaşından önce başlıca tartışmalara vergi reformu, millî savunma sorunları, özellikle de Kopenhag tahkimatı ile ilgiliydi. Oskar II (1872-1907) döneminde meşrutî rejimden parlamenter rejime geçildi ve Norveç, İsveç’ten ayrıldı. Bu iki olaydan ilki, Danimarka’da olduğu gibi önce bir anayasa buhranı biçimini aldı. Siyasî hayat karıştı, çalkantılı bir hal aldı, bununla birlikte bazı demokratik reformlar, özellikle de genel oy sistemi oylanabildi. Millî anlaşmazlık, meşrutî anlaşmazlıkla aynı zamanda başlamıştı. Bağımsız millî yaşayışına dönen Norveç, işçi partilerinin desteklediği, solun öğütlediği İktisadî ve sosyal sorunların çözülmesi işine eğildi. Sol, 1912 seçimlerinde çoğunluğu ele geçirdi. Norveç XIX. yüzyılda parlamenter demokrasi düşüncesini benimsemeye başladı.
XIX. yüzyılın ilk yansında İsveç’in iç durumu sakindi. 1809 anayasası iktidarı, kral, devlet konseyi ve diyet arasında bölüştürmüştü. Bu anayasa 1866’ya kadar devam etti. Ama parlamentoda ayrıcalıklı sınıfların nüfuzu, eski sosyal ayrımlar kaldırılıncaya kadar devam etti. Oskar II (1872-1907) zamanında partiler oluştu. Milletvekillerinin pratik sorunlara canla başla eğildikleri bir ülkede serbest mübadele taraftarlarıyla himayecilik taraftarları çatıştılar. Sendikacılık parlak bir gelişme gösterdi. 1909,1918 ve 1921’de yapılan reformlarla bütün yurttaşlara oy hakkı tanındı. İsveç’te de, Norveç’te ve Danimarka’da olduğu gibi, siyasî mücadeleler demokratik güçlerin zaferiyle sonuçlanmıştı. Aynca da bu mücadeleler parlak bir İktisadî gelişmeyi kös- t eklemem işti.

Yorum yazın