İsrailoğulları Kimdir

İsrailoğulları Kimdir
İbrahim, oğlu İshak ve İbrahim’in torunu Yakup, ibranilerin ataları olarak bilinirler. Arkeologlar bu kişilerin, İsa’dan önce, 1900 yıllarında yaşadıklarını söylemektedirler.
İsrail sözünün nereden geldiğini Tevrat şu yol da açıklar: Yakup,babasına, kendisini hile ile kutsallaştırmasına kızan kardeşi Esav’dan kaçar; Harran taraflarında bir yere gelir ve gece bastırdığı için başının altına yastık olarak bir taş koyup uyur. Düşünde, yerle gök arasında kurulmuş bir merdiven görür. Melekler bu merdivenden inip çıkmaktadırlar. Tanrı da Yakub’un üzerine gelir ve ona, bu diyarı kendisine ve soyuna vereceğini, soyunun yerin tozu kadar kalabalık olacağını, dört bucağa yayılacağını söyler. Ona ayrıca, her gittiği yerde kendisiyle birlik olacağını da vaat eder.
Öykü Tevrat’ta şöyle sürmektedir; “Ve Paddan – aram’dan geldiği zaman Tanrı Yakub’a yeniden göründü ve onu kutsadı. Ve Tanrı ona dedi: Senin adın Yakup’tur; artık adın Yaktip çağırılmayacak, fakat adın İsrail olacaktır; ve onun adını İsrail koydu. Tanrı ona. dedi: Ben Yaratan
Tanrıyım; üretken ol ve çoğal; senden bir budun ye budunlar topluluğu olacak ve senin soyundan krallar çıkacak; ve İbrahim’e ve İshak’a verdiğim ülkeyi sana vereceğim ve senden sonra o ülkeyi senin çocuklarına vereceğim. Ve Yakup Tanrının kendisiyle sözleştiği yerin adını Beyt-el (Tanrının evi) koydu. (Tekvin 28. Bap, 10 -15 ve 35 Bap 9-15)
Kutsal Kitab’ın “Çıkış” ve “Nehemya” bölümlerinde belirtildiğine göre, baba yine de oğullarıyla kızlarını köle gibi satabilmek hakkına sahipti.
Klanın bütün üyeleri, kendilerini aynı kandan saymaktaydılar. Birbirlerini “kardeş” diye çağırırlar, klanın katışıksız kalmasına büyük önem verirlerdi.
Klana giriş “sünnet” ile olur. Sünnetin amacı, delikanlıyı evlenmeye yeterli bir erkek haline getirmektir. “Nişanlı” sözü, aynı zamanda “sünnetli” anlamına da gelir. Sünnet, ilkin erginlik çağında yapılmaktaydı. Daha sonraları ise bebeklik döneminde uygulanmaya başlanmıştır. Sünnet herhalde tunç devrinden de önce var olan çok eski bir töredir. Bu törenin ibranilere Mısır’dan gelmesi olasıdır. Asuriular, Babilliler ve Persler gibi hiç sünnet olmayan budunların egemenliği altındayken de İsrailliler, sünneti korumuşlardır. Bu töre hem ulusal, hem de dinsel, ayırıcı bir simge olmuştur. Bütün öteki ulusal töreler gibi, bu da Yehova’nın bir buyruğu sayılmıştır. Kutsal Ki- tab’ın Tekvin, Yeşu ve Çıkış bölümlerinde de belirtildiği gibi sünnet, “Yehova ile kavmi arasındaki antlaşmanın simgesi” olmuştur.
Klanlar ve kabilelerden oluşan ilkel İsrail toplumunda çok sayıda ‘Totemizm” izlerine rast- lanmaktadır. Bazı gruplar hayvan ya da bitki adları taşımaktadır. Nitekim Lea’nın oğulları geyik, Rahel’in oğulları koyun adını almışlardır. Yasak (tabu) olan bazı hayvanların eti yenmemiştir.
Musa’dan önceki ibranilerde de “Animizm”e rastlanmaktadır. Bazı ağaçlar sanki ruhların oturdukları yerlerdir. Vahalardaki bazı pınarlarla bazı dağlar, özellikle Sina Dağı da öyledir.
Bütün öteki budunlarda olduğu gibi, Musa’dan önceki ibranilerde de Animizmin yanı sıra “büyücülük” varlığını korumuştur. Bunun ne denli önemli bir yeri olduğu, Musa’nın, asasını düşmandan yana yönelterek zafer kazanılacağı inancında görülebilir.
ilkel çağdaki İsrailliler de ölülerin öteki dünyada yaşadıklarına inanmışlardır, ölüler başka bir dünyada, Şeol’da yaşamakta ve kendi soylarından gelme kişilerin yazgılarını belirlemekte etkiliydiler.
Ölülerinin, insanüstü bir güç ve bilgi edinerek, ruh(Elohim’ler) durumuna geldiğine inanılmıştır.
Toprağa bağlı olan Kenanlılar yerli Baal’lere, göçebe İbraniler de gezginci grupların koruyucuları olan Elohim’lere tapınmalardır.
Tapınmaya başlamadan önce temizlenip arınmaları, urba değiştirmeleri gerekiyordu. Bunu yapmakla kişiye bulaşan çevrenin yabancı ruhsal güçlerinden arınılmış olunuyordu.
Tapınma sırasında birtakım övücü sözler, rakslar, kurbanlar, şenliklere yer veriliyordu.
Kenaneli’ne girdikleri zaman İbranilerin dinleri bu şekildedir ve birçok bakımdan Filistinlilerin dinlerine benzemektedir.
İbraniler Kenaneli’ne girmezden önce Babilonya ve Mısırla ilişki kurmuşlardır. Tekvin’in XII. Bab’ında İbrahim’in Babilonya’daki Ur’dan yola çıkarak, Kenaneli’nden geçip Mısır’a gittiği görülür

Yorum yazın