İsrail sorunu

İsrail sorunu

Filistin’de bir devlet kurmak isteyen Yahudilerin hareketi olan Siyonizm, XIX. yüzyıl sonlarında Avrupa’da yaygınlaşan milliyetçi akımların bir biçimi olarak ortaya çıkmıştı. Bu görüş, Yahudilerin toplu yaşama isteğini, süregiden anlaşmazlıklara bir çözüm aralayacak olan güvenilir bir siyasal varlığa dönüştürme çabasını temsil ediyordu. Aynı dönemde, Araplar arasında milliyetçilik kavramı Osmanlı yönetimi altında uykuya dalmış ve kökleri derinde olan bağımsız bir kimlik duygusunu beslemeye başlıyordu.

Anlaşmazlığın Kökenleri

1882 yılında Filistin’de Yahudilerin ilk modern tarımsal yerleşme merkezi kurulmuştu. Yahu-diler burada yüzyıllar boyu bir azınlık halinde yaşamışlardı. Kudüs’deki Müslüman ve Hıristiyanların ileri gelenleri Yahudi göçünün engellenmesi konusunda Osmanlı İmparatorluğu’nu uyarmışlardı. Buna rağmen, siyonist hareket yavaş yavaş gelişti ve Filistin’in Yahudi nüfusu giderek arttı.

I Dünya Savaşı’nda Türkler’in yenilgisi müttefikler için hayatı nitelikte askeri bir hedefti. İngiltere, Hicaz’ın yöneticisi ve Mekke’nin koruyucu Hüseyin İbn Ali’nin (1854-1931) desteğini kazandı. Bunu sağlarken, belli belirsiz bir tarzda Arapların bağımsızlığı konusunda ^öz vermişti.

2 Kasım 1917’de, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour’un (1848-1930) -Filistin’de Yahudi halkın ulusal bir devlet kurması konusunda Kral’ın aynı görüşte» olduğunu bildirmesiyle siyonistle-rin umutları hemen hemen gerçekleşmiş oldu. Ancak 1916’da müttefikler gizlice yaptıkları bir antlaşmada, siyonistlerin umutlarını pek önemsemeyerek,, Arap devletini bir Fransız-İngiliz kuklasına dönüştürecek biçimde. savaştan sonra Ortadoğu’yu kendi aralarında bölmeye karar vermişlerdi. 1920 San Remo Konferansı’nda, 1918′ den beri İngiliz askeri yönetimi altında olan Filistin, İngiliz mandasına geçti.

Bundan sonraki 25 yıl boyunca Filistin’de durum gittikçe kötüleşti. Yahudi nüfusu hızla artarken (1), 1921 ve 1929’da ayaklanmalar oldu. 1930’larda Nazi Almanya’ sındaki ırkçı uygulamalardan büyük zarar gören Yahudiler, büyük çapta bir göçün gerekli olduğuna inanıyorlardı. Öte yandan, Filistin’deki Arap liderler göçün durdurulmasını istiyorlardı. İngiltere 1936-1939 Arap isyanını bastırdı. Ancak 1939 yılında, İngiliz hükümeti yeni bir karar alarak, Yahudilerin göçünü kısıtladı. Bu Arapların siyasi zaferi oldu.

II. Dünya Savaşı sırasında Nazizmin baskısı altında Siyonizm, kitlesel bir hareket halini aldı ve ABD hükümetinin desteğini kazanmaya çalıştı. 1945’den sonra Amerikan Yahudileri, yarı-yeraltı ordusu Haganah’a ve daha aşırı gerillalara para ve silah yardımında bulundu. İngilizlerin Yahudi göçüne karşı çıkmaları karşısında Yahudilerin gerilla faaliyetleri ve İngilizlerin uyguladığı baskı yoğunlaştı. Sonunda İngiltere sorunu Birleşmiş Milletler’e götürdü. BM 1947 Ağustosunda taksim tavsiyesinde bulundu.

İsrail’in Doğuşu

İngilizler 14 Mayıs 1948’de bölgeyi terk ettiler. Aynı gün İsrail devleti ilân edildi. Bunun arkasından Arap – İsrail savaşı patlak verdi. 1949’daki ateşkesten sonra İsrail toprakları elinde tuttu, ancak Arap Filistin devleti için ayrılan toprakları da almıştı . Bu devletin yokluğu durumunda, Ürdün Batı Yakası’nı, Mısır da Gazze Şeridi’ni ele geçirdi. Böylece 600.000 Filistinli Arap yurtlarını kaybettiler.

İsrail’in çevresi tümüyle kendisine düşman olan komşularla çevrilmişti. Yenilgiye düşen Araplar ise haklarını almak istiyorlardı. Bundan sonra üç «sıcak savaş» oldu. Süveyş Kanalı’ndan gemilerinin geçmesi yasaklanmış olan İsrail, 1956’da İngiliz ve Fransızlarla gizli bir antlaşma yaparak, Süveyş Kanalı ‘nı ele geçirmek istedi. Saldırıya geçen İsrail, Süveyş Kanalı’nın doğu yakasında Sina Yarımadası’nı işgal etti. ABD ve SSCB’den gelen baskılar sonucunda İsrail Sina’dan çekildi. Gazze Şeridi’nde ise tampon görevini görecek bir BM gücü kuruldu.

Mısır 1967 yılında BM gücünün kaldırılmasını isteyip, 22 Mayısta Tiran Geçidi’ni kapatınca, İsrail 5 Haziranda Mısır, Ürdün, Suriye ve Irak’taki havaalanlarına ani bir baskın yaptı. 6 gün süren savaştan sonra İsrail bütün Kudüs’ü ve Süveyş Kanalı’nı ele geçirdi. Ürdün ordusu Ürdün boyunca zorlandı ve Suriye’deki Golan Tepeleri ele geçirildi. Bu kez İsrail geri çekilmedi.

İlk darbenin etkileri derinden yaralanmış Araplarda hâla hissediliyordu. 6 Ekim 1973’de Mısır ve Suriye birlikte İsrail’e karşı saldırıya geçtiler. Mısır birlikleri kanalı geçerken, Suriye birlikleri Golan Ovası’nda ilerledi. 16 günlük savaşın sonunda Mısır ve Suriye az bir toprak ve büyük ölçüde saygınlık kazandılar.

Uzak Barış Umutları

Sürgündeki Filistinliler kamplarda ayrı gerilla grupları kurdular. Bu gruplar 1969’da Filistin Kurtuluş Örgütü altında birleştiler. 1974’de FKÖ tüm Arap ülkelerince, Filistinlilerin tek temsilcisi olarak tanındı .

1975 yılında Mısır ve İsrail bir barış antlaşması için masaya oturdular. Bu toplantılarda barış için tohumlar atıldığı öne sürüldüyse de, bunun somut sonuçlarını görmek pek mümkün değildir. Filistinlilerin ulusal haklarını elde etmek verdikleri mücadele, sorunun temelini oluşturmaktadır. Orta Doğuda bir Filistin devletinin kurulması yolunda Filistinli Arapların ta başından beri sahip oldukları hakkın tanınması bu bölgede barışın yerleşmesi için ön koşul olarak nitelendirilmektedir.

Yorum yazın