İkinci Viyana Kuşatması

İkinci Viyana Kuşatması Nedir , İkinci Viyana Kuşatması Hakkında Bilgiler

Avusturyalılar, Osmanlı ilerleyişine karşı sürekli olarak Macar sınırında önemi stratejik noktaları elinde bulundurmayı amaç edinmişlerdi. Bunun için de, Macar halkıyla çok yakından ilgileniyorlardı. Katoliklik propagandası yaparak, Macar halkını, Protestan halk üzerinde sürekli bir baskı yapmaya yöneltip kilisenin etkinliğinden yararlanma yönüne gittiler. Ancak 17. yy’ın ikinci yarısında, Imre Tököli AvusturyalIların bu çabalarına karşı, Macar halkını uyandırmak ve bağımsızlık elde etmek için harekete geçti. Buna ulaşabilmek için de Osmanlı boyunduruğunu kabul etti. Bu tarihlerde Osmanlı Devleti’nin sadrazamı olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’-yı Avusturya üzerine kırkırtmaktan çekinmedi. Gerçekte bu sıralarda Osmanılar-la Avusturyalılar arasında sınırda sürekli çatışmalar oluyordu. Osmanlı Devleti’ne baş kaldıran bazı asiler Avusturya’nın yararına etkinlikler gösteriyorlardı. Avusturya için de benzer sorunlar vardı. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, savaştan uzak bir siyaset izleyen IV. Mehmet’i savaşa razı edebilmek için çok uğraştı. Hatta, harekâtın yalnızca sınırda bazı kalelerin alınmasıyl ayeterli tutulacağına ilişkin sözde verdi. Böylece Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, daha orduyu hazırlamadan sınırdaki bazı kaleleri ele geçirerek, bunları ¡mre Tököli’nin buyruğuna verdi. Ondan sonra da çok büyük bir orduyla Avusturya cephesine hareket etti. Padişah da kendisi ile Belgrad’a kadar birlikte gitti. 13 Mayıs 1683 günü, Belg-rad’da yapılan bir danışma meclisinde, Mustafa Paşa başkomutan atandı ve IV. Mehmet avlanarak geri döndü. OsmanlIların, büyük bir orduyla Avusturya cephesine hareket etmesi, Avusturya imaratorunu büyük bir telaşa sürükledi. Elçisi Caprara’nın Edirne’de Osmanlı Dev-leti’ni barışa yönlendirmemesi üzerine, Avrupa’nın Katolik devletlerinin yardımını sağlamak için büyük çabalar harcadı. 31 Mart 1683’te Avusturya ile Lehistan arasında bir barış yapıldı. Bu barışa göre, savaşta Osmanlılar yenilirse, Lehistan’ın Bucaş Antlaşması ile yitirdiği toprakları geriye alması kararlaştırıldı. Osmanlı Ordusu, 10 Haziran 1683’te Ûssek’e vardı ve burada imre Tököînin 20.000 kişilik kuvveti, Osmanlı Ordusu’na katıldı. Dra-va Irmağı geçildikten sonra, 26 Haziran günü istolni Belgrad’a varıldı. Burada Kırım hanı orduya katıldı. Murat Giray, büyük Tatar ordusuyla akına yönelik bir taktik peşindeydi. Ayrıca 150 gemiden oluşan Tuna Donanması (ince Donanma) da, bir yandan ordunun savaş malzemesini taşırken, öte yandan, ırmak yolunun güvenliğini sağlıyordu. Buraya kadar OsmanlI Ordusu Yanık Kalesi’ni alma göreviyle gelmişti. Ancak sadrazam, yalnızca bir kale için bu kadar büyük bir ordunun gelişini amacına uygun bulmadığından, Viyana’ya kadar gidilmesini ve kentin ele geçirilmesi düşüncesini ortaya attı. Nitekim İstolni-Belgrad’da topladığı bir savaş meclisinde bu görüş ve niyetini komutanlarına kabul ettirdi. Yalnızca Kırım hanı bu görüşe şiddetle karşı çıktı.
Kararın alınsaından sonra Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Viyana üzerine yürüdü. OsmanlI Ordusu’nun Viyana üzerine yürümesi Avrupa’da büyük bir heyecan yarattı. Avusturya imparatoru, Avrupa devletlerinin başkentlerine ve Papalığa elçiler göndererek, ivedilikle yardım edilmesini istedi. Kendisi de Viyana’da kalamadı ve kentin 150 km batısında bulunan Linz’e çekildi. Osmanlı Ordusu 14 Temmuz günü Viyana önlerine geldi. Viyana kuşatmasına karar verilmesine karşın yollarda fazla zaman harcandı. Önlerine çıkan, ancak savaşmadan, Osmanlı Ordu-su’nu oyalamaya çalışan Avusturya Ordusu, Viyana’yı savunacak birliklerin örgütlenmesine ve gerekli önlemlerin alınmasına yardımcı oldu.

Kuşatma işlemi başladığı sırada, Merzifonlu kara Mustafa Paşa, kentin teslimini istedi. Ancak bu isteği geri çevrildi, bunun üzerine, kuşatma başladı. Topçular kenti topa tuttular. Akıncılar işe, Avusturya’nın geniş bir bölümünü, istirye, Bur-genland eyaletlerini talana başladılar, imre Tököli ise Kuzey Macaristan’da askeri harekâtla görevlendirildi.

Kuşatma, topçu ateşiyle kentin önemli bir bölümünün yıkıma uğratılmasından sonra, ssaldırılarla desteklendi. Kent içinde çıkan yangınlar, AvusturyalIları zor duruma düşürdü. Yangınların, kale içindeki cephaneliğe doğru yayılması güçlükle önlenebildi. Adana beylerbeyi, Avusturya Ordusu’nun savunma komutasını, Leo-pold Kenti önünde yenilgiye uğrattı. Ancak Osmanlı Ordusu’nun Viyana üzerine yürümesi, yolda zaman yitirilmesi ve İmparator Leopold’ün yardım isteklerinde karşılık buunması sonucu, Viyana’yı kurtarmaya gelen yardımların hızla artmasına, dolayısıyla durumun OsmanlIların aleyhine dönmesine yol açtı.

Kuşatma için ağır toplar getirilmemesi, orduda yiyecek sıkıntısının baş göstermesi, kuşatmanın uzaması yüzünden askerlerin moral çöküntüsü içine sürüklenmeleri, kuşatmayı giderek zorlaştırıyordu. 26 Ağustos günü yapılan bir saldırıyla bazı tabyalar ele geçirilmişti. Kent içinde çıkan salgın hastalıklar ise, AvusturyalIlara büyük kayıplar verdiriyordu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın, Leh Ordusu’nun geçeceği köprüyü tutmakla görevlendirildiği Kırım Hanı Murat Girây’ın bu görevi yapmaması ve Leh Kıralı Jan Sobiyeski’nin

60.000 kişilik bir orduyla AvusturyalIların yardımına gelmesi, kuşatmanın sonu oldu. Jan Sobiyeski’nin 7 Eylül günü Tuna Irmağı’nı aeçip, Osmanlı Ördusu’nun sol geri hatlarına yanaşmasıyla, kuşatma birlikleri büyük bir tehlike içine girdi. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, ordunun bir bölümünü gelen yardım kuvvetleriyle savaşa hazırlarken, bir yandan kuşatmayı tüm şiddetiyle sürdürdü. Budin Beylerbeyi Sarı İbrahim Paşa’nı Lehistan Ordusu’na ye-niymesiyle de bozgun başladı. Osmanlı Ordusu’nda ilk çözülmeler başlar başlamaz, Kırım hanı Murat Giray, ganimetlerle doymuş olan askerlerini alarak hızla Kırım’a doğru çekildi. Kuşatma için metriste bulunan 15.000 yeniçerinin yerinden ayrılmaması, öteki Osmanlı birliklerinin fazla kayıp vermeden çekilmesine yol açtı. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sonuna kadar savaşı sürdürmek istiyordu. Ancak kendisinin ölmesi durumunda ordunun tümüyle dağılacağı anlatılınca istemeyerek Belgrad’a çekildi. İstanbul’dan gönderilen bir fermanla da burada İdam edildi, ikinci Viyana Kuşatması, 16 yıl süren, ve daha sonra, Rusya, Lehistan ve Venedik Cumhuriyeti’nin katılmasıyla kutsal ittifaka dönüşen devletler birliğine karşı Osmanlı Devleti’nin tek başına savunma savaşlarıyla 1699’da sonuçlandı. Osmanlı Devleti için ilk büyük kayıpların verildiği, daha doğrusu ilerlemenin durup, gerilemenin başladığı bir dönemin başlangıç noktası oldu. Osmanlı tarihi İçin önemli bir olay olan ikinci Viyana Kuşatması sırasında, Merzifonlu Mustafa Paşa’nın kişiliği büyük bir önem taşır. Olayı değerlendirirken, paşanın bu kişiliğiyle harekat sırasında başlıca kusurlarını burada belirtmekte yarar vardır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, padişahın izni olmadan böylesine büyü bir orduyu Vlyana’ya kadar götürmüştür; sefer sırasında deneyimli komutanların görüşlerine önem vermemiştir; savaştan anlamayan bazı devlet adamlarının düşüncelerine bağlanmıştır; Viyana üzerine daha önceden karar verdiği halde, Avusturya’nın düşmanları olan devletlerle gereken temaslarda bulunmamış ve onları kendi yanına çekmeyi gerekli görmemiştir; kuşatma için ağır toplar götürmemiştir; orduyu psikolojik yönden böyle bir sefere hazırlamamıştır. Yanık Kalesi’nden sonra, yavaş yavaş Viyana’ya doğru çekilen düşman ordusunu izlememiş tereddütlü davranmış, böylece düşmanın hazırlanmasına fırsat vermiştir. Darılttığı ve kendisine düşman haline getirdiği kişilerin ihanetinden de kuşkulanmamıştır.

Etiketler: , , ,

Yorum yazın