İkinci Dünya Savaşının Sonuçları

İkinci Dünya Savaşının Sonuçları

Avrupa’nın kurtuluşu ve tüm dünyada savaşın sonuçlanması, gene de her yanda bazı siyasal sorunlar ortaya çıkardı. Bu sorunların çözümü zaman zaman gerginlikler yarattı.
Orta Avrupa yeniden örgütlendi. Avusturya 14 Mayıs 1945’te bağımsızlığını açıkladı. Çekoslovakya’da Beneş Hükümeti, 10 Mayısta Prag’a döndü. 1938 yılında Çekoslovakya’ya bağlı olan Karpatlaraltı bölgesinin Sovyetler Birliği topraklarına katılması bu hükümet tarafından kabul edildi. Tito Yugoslavyası ile İtalya arasında nisan ve mayıs ayında Triyeste sorunu, mayıs ayında Cezayir’de karışıklıklar çıktı. 26 Nisanda Fransa’ya dönen Mareşal Petain, Almanlarla işbirliği suçundan yargılanmak üzere tutuklandı. Londra ile Paris arasındaki anlaşmazlıkların yarattığı gerginlikten yararlanmak isteyen Suriye ve Lübnan’ da Fransa’ya karşı direnişler başladı, karışıklıklar patlak verdi.
Sovyetler Birliği, Birleşik Amerika ve İngiltere arasında şubat ayında düzenlenen uluslararası Yalta Konferansı’nda; 17 Temmuz ve 2 Ağustos arasındaki Potsdam görüşmelerinde Avrupa’nın, özellikle de savaş sonrası Almanya’sının örgütlendirilmesi konusu incelendi. 25 Nisan’da toplanan San Francisco Konferansı’nda ise savaş sonrası dünyanın siyasal yönden örgütlendirilmesi üzerinde duruldu. Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllardaki deneyimleri göz önünde tutan bağlaşıklar, Birleşmiş Milletler Örgütünün kurulmasını, barış antlaşmalarının imzalanmasından kesin biçimde ayrı tuttular. Birleşmiş Milletler Yasası, 26 Haziranda kabul edildi.
Bunlardan ayrı olarak, Almanya’nın tesliminden de önce, savaşı yöneten kişiler arasında da bazı değişiklikler oldu. Stalin ile de Gaulle yerlerinde kaldılar ama, 12 Nisan 1945’te ölen Roosevelt’in yerini yardımcısı Truman aldı. 28 Temmuzda Potsdam Konferansı sırasında İngiltere Başbakanı Churchill’in yerine de seçimleri kazanan İşçi Partisi’nin lideri Attleeatandı, Dışişleri Bakanlığına da Bevin getirildi.
Bağlaşıklar, Almanya konusunda çelişik düşünceler içindeydiler. Sovyetler Birliği, Almanya’nın parçalanmasını, gelecekteki çıkarları açısından gerekli görüyordu. Birleşik Amerika ve İngiltere ise, Avrupa’yı Sovyet egemenliği altına sokmadan sorunu çözümleme çabaları içindeydiler. Ancak, gene de bazı temel konularda anlaşmaya vardılar. AlmanyaNazilikten, silahlardan ve ordudan arındırılacak, savaş suçluları cezalandırılacaktı. Ayrıca Almanya’dan savaş ödencesi alınacak, savaş endüstrisi ortadan kaldırılacak, sınırları küçültülecek, merkezden yönetilen bir düzen içinde bağımsızlığı tanınacak ya da parçalanacaktı.
Yalta’da 1945’te varılan antlaşma gereğince Almanya’nın kuzeybatısı İngiltere’nin, güneyi Birleşik Amerika’nın, güneybatısı Fransa’nın, doğusu ise Sovyetler Birliği’nin denetimi altına gire-
çekti. Ortak denetimle ilgili ayrıntılar, Berlin’deki
dörtlü bir komisyon tarafından saptanacaktı.
Savaş ödencesi ve endüstriden yoksun bırakılma konularında hiç bir zaman tam bir anlaşmaya varılamadı. Birleşik Amerikalılar önceleri, Almanya’daki tüm endüstri kuruluşları ile gereçlerinin savaş ödencesi olarak bağlaşık devletlere taşınması önerisini ortaya atmıştı. Stalin, Yalta’da Almanya’nın 20 milyon dolarlık savaş ödencesi ödemesini, bunun 10 milyon dolarlık bölümünün Sovyetler Birliği’ne bırakılmasını istedi. Stalin’e göre bu ödence, Almanya’nın savaş gücünün ortadan kaldırılması amacı ile diğer endüstri kuruluşlarından yüzde 80’inin taşınması sonucu karşılanabilirdi. Bu konuda gerek liderler, gerekse kurulan komisyonlar kesin bir karara varamadılar. Bu arada Sovyetler Birliği, kendi denetim bölgesindeki önemli kuruluşları ülkesine taşımakta gecikmedi.
Bağlaşık devletler, daha savaş yıllarında Almanya sınırlarının daraltılması konusunda görüş birliği içindeydiler. Avusturya ve Çekoslovakya’ nın bağımsızlığı konusunda hiç bir anlaşmazlık çıkmadı. Polonya’ya Alman topraklarından verilmesine de karşı gelen .olmadı. Ancak ne kadar toprak verilmesinin uygun olacağı sorunu kararsızlıklar yarattı. Sovyetler, 1945 baharında işi ele alarak, Almanya-Polonya sınırı olarak Öder ile Neisse hattının kabul edilmesi konusunda ayak diredi.
Stalin, kesin biçimde Almanya’nın parçalanmasından yanaydı. Ancak, bu parçalanmanın ölçüsü ne olmalıydı? Bu konuda karara varılamı- yordu. Stalin daha sonra, kendi denetiminde bulunan bölgeleri, batıdaki denetim bölgeleriyle birleştirerek özgür ve birleşmiş bir Almanya oluşturulması önerisini reddedince, eylemsel parçalanma 1945’ten sonra gerçekleştirildi.
Daha sonraki dönemde, savaşa katılan ülkelerle ayrı ayrı antlaşmalar yapıldı.
İtalya barış antlaşmasında, Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki barış antlaşmalarında yer alan savaş suçluluğu konusu üzerinde duruluyordu. İtalya bir saldırı savaşını göze almış, bu nedenle bağlaşıklar ve onlarla birlikte davranan devletlerle birlikte, Birleşmiş Milletler’e savaş açmıştı. Bu nedenle savaş sorumluluğunda payı vardı.
Antlaşmaya göre Fransa-İtalya sınırında bazı değişiklikler yapılacaktı. Bazı toprak parçaları Fransa’ya verilecekti. Dalmaçya adaları Yugoslavya’nın olacaktı. On iki Ada’yı Yunanistan alacak, Triyeste ise Birleşmiş Milletlerin güvencesinde serbest bir bölge durumuna gelecekti.
İtalya, tüm faşist kuruluşların ya da buna benzer örgütlerin yeniden canlanmasını önlemeyi kabul ediyordu. Eski sömürgelerinden Libya, Erit- re ve İtalyan Somalisi üzerindeki haklarından vazgeçiyordu. Arnavutluk’un egemenliğini ve bağımsızlığını tanıyordu. Aynı hakları Habeşistan’a da tanıdığı gibi, savaş suçlusu olarak saptananların teslimine de söz veriyordu. Askerlik yönünden tam bir kısıtlama uygulanan İtalya, 25 binden çok deniz gücü, 250 binden çok kara gücü
bulundurmayacak, hava gücü ise, 350 uçağı ve 25 bin kişiyi aşmayacaktı. Savaş ödentisi olarak Yugoslavya’ya 125 milyon dolar, Yunanistan’a 105 milyon dolar, Sovyetler Birliği’ne 100 milyon dolar, Habeşistan’a 25 milyon dolar, Amavutluk’a 5 milyon dolar verecekti. Bu ödenceler para olarak değil, mal biçiminde karşılanacaktı.
Bulgaristan,1 Ocak 1941’deki sınırları içinde kaldı. 1940’ta ülkeye verilen Güney Dobruca, bu sınırlar içindeydi, öbür konularda yalnızca sayılar değişti ve Italyan barış antlaşmasındaki koşullar uygulandı. Romanya, Macaristan barış antlaşmaları da Bulgaristan ve İtalya barış antlaşmaları çerçevesi içinde düzenlendi.
Birleşik Amerika, Fin antlaşmasında taraflardan biri olmamasına, Finlandiya ile hiçbir zaman savaşa girmemesine karşın, antlaşma diğerlerinden farklı bir nitelik taşımadı.
Daha sonraki görüşmelerde Avusturya, Almanya ve Japonya antlaşmalarına çok zaman harcandı ama, büyük bir ilerleme sağlanamadı. Almanya’nın savaştaki yandaşları ile barış antlaşmalarının imzalanması sırasında bile, Birleşik Amerika ve Sovyetler Birliği çok ayrı görüşleri savundular. 1947 ve 1948’de aralarında geçen tartışmalar gerginliği aktırdı. 1949 yılının sonuna doğru bu ilişkiler,bir “Soğuk Savaş”aşamasına vardı. 1950’de ise bir yanda Sovyetler Birliği’ nin desteklediği komünist ülkeler, diğer yanda Birleşik Amerika’nın yönetimindeki Birleşmiş Milletler kuvvetleri arasında Kore’de silahlı çatışma patlak verdi.

Yorum yazın