İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin Katıldığı Konferanslar

İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin Katıldığı Konferanslar

1943 yılı ile birlikte savaşa ağırlıklarını koyan batılı ülkeler ve Birleşik Amerika, aralarında sık sık görüşmeler yaparak sonuca en kısa zamanda ulaşacak kararlar almaya çalışıyorlardı. Liderler düzeyindeki bu toplantıların hemen hepsinde genellikle Türkiye’nin durumu da ele alınıyordu. Tüm liderler Türkiye’yi savaşa sokmaktan hâlâ vazgeçmemişlerdi.
Bu amaçla 19 Ocakta Cazablanca’da Birleşik Amerika Başkam Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Churchill bir araya geldi. Her iki lider de tüm yollara başvurularak Türkiye’nin savaşa girmeye zorlanması konusunda birleştiler.
Churchill, 30 Ocak günü Adana’da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile buluştu ve aldıkları kararı bildirdi. Balkanlara giren Almanya’nın bu bölgeden çıkarılması ve İtalya’nın savaş dışı bırakılması için Türk Ordusu’nun yardımına gerek vardı. İnönü, böyle bir savaş için hazırlıklı olmadıklarını, araç ve gereç yönünden çok eksikleri bulunduğunu söyledi. Ayrıca, savaş sonu ile ilgili başka kaygılarını da dile getirdi. Eğer Almanya savaştan yenik çıkarsa, Türkiye ile ilgili düşünceleri eskiden beri bilinen Sovyetler Birliği’nin herhangi bir girişimi nasıl engellenebilecekti? Bu konuda bir garanti verilebilir miydi?… İşte bu nedenlerle İnönü savaşa katılmama konusundaki kararlı tutumunu değiştirmedi. Churchill ülkesine, hiçbir olumlu sonuç alamadan dönmek zorunda kaldı.
Moskova’da 1943 Ekiminde düzenlenen Dışişleri Bakanları Toplantısında ise Stalin, Türkiye’ nin zor kullanılarak mutlaka savaşa sokulması konusunu gündeme getirdi. Savaşın kısa zamanda sonuçlanması ve başarı sağlanabilmesi için buna kesinlikle gerek duyduklarını bildirdi.
1943 Kasım sonu ve aralık başındaki Kahire zirvesine katılan Roosevelt, Churchill ve Stalin, Türkiye’nin yıl sonuna kadar savaşa girmesi, ülkenin önemli yerlerinde üsler kurulması yolunda karar aldılar. Roosevelt ile Churchill, kararı bildirmek üzere İnönü’yü Kahire’ye çağırdılar. İnönü önce bu çağırıya uymak istemedi, ama sonra Kahire’ye giderek iki liderle görüştü, önce prensip olarak savaşa katılmaya razı olmuş göründü. Ama, istediği savaş araç ve gereçlerinin zamanında verilmediği gerekçesiyle istenen zamanda savaşa katılmadı. Bunun üzerine Birleşik Amerika, Türkiye’ye askeri her türlü yardımı durdurdu. Türkiye, izlediği tarafsızlık politikasını, tüm zorlamalara karşın gene sürdürüyordu.
Ancak durumu şimdi daha da güçleşmişti. Birleşik Amerika’ya başvurularak, savaşa neden girilmediği konusunda bilgi verildi. Savaşla ilgili planlar kendilerinden gizli tutuluyordu. Bu davranış ise, Türkiye’ye güvenilmediğini gösterirdi. Kendisine güvenilmeyen bir ülke ise savaşmayı nasıl göze alabilirdi?
Konu Washington’da uzun uzun incelendi. Daha sonra yapılan açıklamada, tarafsız kalan tüm devletlerin Almanya ile her türlü ilişkilerini hemen kesmeleri beklendiği bildirildi. Oysa o sırada Türkiye, ekonomik sıkıntılarına çözüm yolu bulmakta çok güçlük çekiyordu ve batılı ülkelerden aldığı yardımın yanı sıra, Almanya’ya da krom satışını sürdürmek zorunda kalıyordu. İşte o ara,
Almanya’ya krom götüren bir Türk şilebi,torpillenerek batırıldı. 14 Nisan 1944 günü ise Birleşik Amerika, Türkiye’ye bir nota vererek, Almanya ile ilişkilerini kesmeyecek olursa, ekonomik abluka uygulanacağını duyurdu. Bu kadarla da yetinilmedi, ayrıca bazı tehditler ileri sürüldü. Türkiye,en çetin dönemi yaşıyordu. Hele aynı günlerde bazı Alman gemilerinin Boğazlardan geçerek Karadeniz’e çıkması, batıklarla ilişkileri kopma noktasına getirdi.
Ankara’ya başvuran Almanya, Romanya’ya gidecek bu gemiler için geçiş izni istemişti. Türkiye’nin bazı kuşkuları vardı. Gemilerin sivil amaçlarla kullanıldığı güvencesi verilince, geçişlerinde sakınca görülmemişti. Fakat batıklar, kararı hemen protesto ederek karşı çıktılar. Başbakan Şükrü Saraçoğlu, doğrudan doğruya Alman Büyükelçisi Von Papen’den kişisel güvence istemek zorunda kaldı. Bu güvence de verilince, endişe kalmamış gibi görüldü. Ancak Boğazda yapılan denetleme sırasında gemilerde radarlar, silahlar ve deniz eri giysileri bulununca işler karıştı. Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu görevini terk etti.
Türkiye, yoğunlaşan baskılar karşısında daha fazla direnme olanağını bulamadı. Almanya ile önce ticaret ilişkileri kesilerek krom satışı durduruldu. 2 Ağustos 1944 günü de diplomatik bağlar koparıldı.

Yorum yazın