İkinci Dünya Savaşında Almanların Yenilmesi


İkinci Dünya Savaşında Almanların Yenilmesi

Avrupa’daki savaş alanlarında İngilizler tek başlarına kaldılar. 1942 süresince Almanlar, özellikle deniz savaşlarına ağırlık verdiler. Ocaktan temmuza dek üç milyon tonluk, kasımda da 700 bin tonluk gemi batırdılar. İngilizler mayıstan ekime dek Madagaskar’ı ele geçirdiler. Libya’da Mareşal Rommel’in komutasındaki Alman ordusu, Mısır üzerine yürüdü. Bu saldırı, El Alameyn’ de durduruldu. General Montgomery komutasındaki İngiliz birlikleri, temmuz sonunda büyük bir saldırıya geçti. Bağlaşık devletler kasım ayında Fas ve Cezayir’e çıkarma yaptılar. Fransız birlikleri önce şeref için bir süre direndiler. Ancak sonra bağlaşıklar arasında yer alarak Almanlara karşı savaşa katıldılar. Bağlaşık devletlerle Fransızlar, Almanların çok güçlü oldukları Tunus üzerine yürüdüler. Hitler hemen karşı önlemler aldı.
Tüm bu gelişmeler arasında Sovyetler Birliği topraklarındaki savaş sürüyordu. Toparlanan Sovyetler, etkili saldırılara giriştiler. Moskova önlerine kadar gelen Alman ileri hatları kolaylıkla parçalandı. Ocak ortasında Hitler’in emriyle büyük ölçüde geri çekilme başladı. Daha sonraki aylarda bunalım büyüdü. Hava koşullarının düzelmesi ve eksiklerin tamamlanmasından sonra Almanlar yeniden savaşa başladılar. Bazı başarısızlıklara ve yenilgilere karşın, başarılar da kazanıldı. Sekiz aylık bir kuşatmanın arkasından Sivastopol ele geçirildi. Diğer cephelerde de üstünlük Alınanlardaydı. Bu dönemde sürekli savunmada kalan Sovyetler, Rostov’u da yitirdiler. Stalingrad ve Kafkasya’ya dek sokulan Alman orduları gerçekte bir önceki yıla oranla başarısız kalmıştı. Üstelik yeniden bastıran kış, şans ibresini Sovyetler yönüne çevirme eğilimi gösteriyordu. Komutayı tümüyle kendi elinde toplayan Hitler, generaller ve diğer ordu yöneticileri arasında sık sık değişiklik yapıyordu.
Dondurucu soğukların bastırması ile birlikte, kasım ayı ortasında Sovyet ordusu, Stalingrad üzerinden amansız bir saldırıya geç ti. Üst üste başarılar kazanarak Almanları gerilemeye zorladılar. 1943 yılının ilk ayında Alman gerilemesi sürdü. Stalingrad kurtarıldı.
Havaların ısınması, Almanların başarısızlıklarını ortadan kaldıracağı düşüncesi yarattı ama, umulanın tersiyle karşılaşıldı. Hitler’in başlattığı Citadel girişimi, başlangıçtaki iyi gidişe karşın, sonradan gerçek bir hezimet oldu. Güçlü bir direnmeyle karşılaşan Almanlar, saldırıya son vererek bazı cepheleri boşaltmak zorunda kaldılar.

KAYITSIZ VE KOŞULSUZ TESLİM
1943 yılı ile birlikte, Almanlar ve yandaşlarına karşı birleşen güçlerin aralarındaki görüşmeler yoğunluk kazandı. Alınan önemli kararlar, savaşın dönüm noktası sayılacak nitelikteydi. Özellikle ocak ayındaki Casablanca Konferansı, alman bazı kararlar nedeniyle bunların en önemlileri arasında yer aldı. Bu konferansa Birleşik Amerika Başkanı Roosevelt, İngiltere Başbakanı Churc- hill, özgür Fransa girişiminin önderi General de Gaulle ve Fransız Generali Giraud katıldı. Konferansta, Almanya ve yandaşları tarafından istenecek her türlü barış önerisinin geri çevrilmesi kararlaştırıldı Roosevelt, barışın ancak kayıtsız ve koşulsuz teslim konusunda istek gösterilirse düşünülebileceğini dünyaya açıkladı. Bu arada, ikinci bir cephe açılması sorunu üzerinde de duruldu.
Bu dönemde başlangıçta, Almanya ve yandaşlarının savaş koşulları yönünden durumları çok güçlüydü ama, tüm cephelerde davranış önceliği her gün ellerinden gidiyordu. Bağlaşık devletler bir yandan Çin ordusunun yeniden örgütlenmesiyle Uzakdoğu’daki kendi güçlerinin pekiştirilmesine çalışırken, öte yandan açılacak ikinci cepheyle ilgili hazırlıklarını hızlandırıyorlardı. İkinci cephe, Almanya ve yandaşlarının Akdeniz’den temizlenmesi, İngiltere’de General Eisenhovver’in emrinde bağlaşık kurtuluş orduları kurulması, Berlin ve Alman endüstri kuruluşlarına hava saldırıları yapılması amacını taşıyordu.
Akdeniz’deki çarpışmalarda İngiliz Generali Montgomery’nin saldırıları ile Trablusgarp baştan başa ele geçirildi. Başarılar birbiri ardısıra geldi ve kısa sürede Libya’dan Tunus’a dek uzanan bölge düşmandan temizlendi. Burada öteki bağlaşık güçlerle bağlantı kurulması, Tunus kentinin kurtarılmasına ve Afrika’daki Alman-İtalyan birliklerinin teslim olmasına yol açtı.
Bu arada İtalya’da halk arasındaki hoşnutsuzluk büyüyor ve siyasal bunalım gelişiyordu. İtalyan ulusu artık savaşmak istemiyor, Almanya ile dostluk ilişkilerinin kesilmesi için direniyordu. Afrika’daki İtalyan birlikleri, ağır bir yenilginin acısını tatmışlardı. Mussolini tarafından Almanya’yı desteklemek üzere Sovyet cephesine gönderilen İtalyan ordusu da tümüyle bozguna uğramıştı. İtalyan donanmasının büyük bölümü ya batırılmış, ya da ağır hasara uğratılmıştı.
İşte tam bu bunalım döneminde bağlaşıklar
fırsatlardan yararlanmaya çalıştılar ve İtalya’yı teslim olmaya zorlamak için bir dizi çıkartmayı gerçekleştirdiler, önce Sicilya, sonra da Calabriya’ya yapılan çıkarma, buralarda önemli köprü başlan kazandırdı.
İtalyanlar iyiden iyiye endişeye kapılmışlardı. Sonunda Mussolini, 25 Temmuzda görevinden ayrılmaya zorlandı ve Mareşal Pietro Badoglio başbakan atandı. Tutuklanan Mussolini’nin tüm yetkileri elinden alındı. Yeni başbakanın onayı ile İngiliz ve Amerikan güçleri İtalya’nın güneyine hava indirmesi yaptılar. Ayrıca, bağlaşıklarla gizli bir savaşı bırakma antlaşması imzalandı. Olay, 8 Eylül günü General Eisenhovver tarafından dünyaya açıklandı. Böylece İtalya, teslim olmayı kabul ediyordu. İtalya, 13 Ekim günü de Almanya’ya savaş açtı.
Bu olay, Almanların karşı önlemler almasına yol açtı. Kuzey veOrta İtalya, Alman orduları tarafından ele geçirildi. Bu arada Mussolini, Almanlar tarafından tutuklu olduğu yerden kaçırıldı ve yeni kurulan hükümetin başına getirildi. Bu bölgedeki kukla cumhuriyetle İtalya ikiye bölünüyordu.
Bağlaşıkların İtalya güneyine yerleşmeleri, burada hemen hava üsleri oluşturulmasını sağladı. Böylece Güney Almanya ve Balkanlara, özellikle Romanya’nın petrol bölgesine ulaşma olanakları gerçekleşti.
Uzakdoğu’da birleşik güçlerle Japonya arasındaki kanlı savaşlar aralıksız sürdürülüyordu. 1943 yılı başlarında Güney ve Güneybatı Pasifik’te girişim tümüyle Japonların elinden alınmıştı. Solomonlar ve Yeni Gine’nin kuzey kıyısı boyunca yeni saldırılar birbirini izledi. Pek çok ada arka arkaya ele geçirildi. Japon güçlerini savaş dışı bırakmak amacı ile türlü girişimlerde bulunuldu. Pek çok bölge şiddetle savunuldu. Japon gücü ciddi bir biçimde baltalandı. Birleşik Amerika güçleri, daha sonraki büyük saldırıda çok yararlanacakları bir biçimde denizden ve karadan aynı andaki savaşlarda ustalık kazandılar.
Ayrıca, desteklenen Çinliler de zaman zaman olumlu başarılar sağladılar. Mayıs ayında Çung- king’de bir Japon saldırısını durduran Çin ordusunun savaş araç ve gereç gereksinmesini karşılayabilmek için bağlaşıklar tarafından Birmanya’da yeni bir cephe oluşturuldu.
Savaş arasında, liderler arasındaki toplantıların biri bitiyor, diğeri başlıyordu. Bunların en önemlileri, 1943 Ekiminde Moskova’da yapılan Birleşik Amerika, İngiltere ve Sovyet Dışişleri Bakanları konferansıydı. Bunu, 22-26 Kasım günleri arasındaki Kahire toplantısı izledi. Churchill, Roosevelt ve Chiang Kai-Shek arasındaki bu toplantıdan sonra, 28 Kasım ile 2 Aralık arasında düzenlenen Tahran Konferansı’na ise Churchill, Roosevelt ve Stalin katıldı. Bu son toplantının en önemli yönü, üç ülke arasındaki ortak işbirliğinin ana çizgilerini saptamaktı. Toplantı bitiminde, Almanya’ya karşı savaşta ortak davranılacağı ve işbirliğinin savaştan sonra da sürdürüleceği konusundaki kararı açıklayan bir bildiri yayınlandı.

Yorum yazın