İkinci Dünya Savaşı Türkiye Almanya İlişkileri

İkinci Dünya Savaşı Türkiye Almanya İlişkileri

Tüm Avrupa’yı çok kısa süre içinde kana bulayacak yaygın bir savaşı gerçekleştirmeye çalışan Almanya, Türkiye’yi mutlaka yanında görmek istiyordu. Bunu sağlayabilmek için her yola başvuruyor, her olanaktan yararlanıyordu. Birinci Dünya Savaşı sırasında aynı saflarda çarpışmışlardı. Gene aynı yakınlığın sürdürüleceği inanandaydı. Bu amaçla, 1938 Temmuzunda yapılan ilk girişimlerden olumlu bir sonuç alınamadı ama karardan da dönülmedi ve çabalar aralıksız sürdürüldü.
Almanya’nın o dönemde Türkiye üzerinde oldukça önemli bir etkisi vardı. Aralarında krom da bulunan bazı işlenmemiş madenleri Türkiye’ den alıyor, karşılığında sanayi ürünleriyle silah satıyordu. Ayrıca Türkiye’de oldukça çok sayıda Alman asker ve sivil danışman görev yapıyordu. Zaman zaman kredi de veriyordu. Bu yakın ilişkilerin nasıl olsa istenen sonuca ulaşmayı sağlayacağını umuyordu.
Savaş başlamadan bir süre önce, 25 Temmuz 1938’de Almanya ile Türkiye arasında gerçekleştirilen yeni bir kredi anlaşması, bu konudaki umutları daha da güçlendirdi. Türkiye’ye on yılda 150 milyon mark verilmesini öngören anlaşma, 16 Ocak 1939’da Berlin’de törenle imzalandı.
Bu anlaşma, Avrupa’da korku ve bunalımın arttığı, siyasal gerilimin patlama noktasına geldiği, çok duyarlı günlerin başlangıcına rastlıyordu. Almanya, Çekoslovakya’ya yürümüş, ülkenin tümünü ele geçirmişti. Polonya üzerindeki baskılar sürüp gidiyordu. Arkasından İtalya da Arnavut- luk’a girdi. Türkiye, kendini gelecekte güvence altında tutacak güçlü önlemler arıyordu. Fransa ve Sovyetler Birliği ile arasındaki saldırmazlık antlaşmalarının süresi daha bitmemişti ama, bunlar yeterli değildi. Daha sağlam anlaşmalara gerek vardı. Almanlar saldırılarını sürdürür ve Balkan- lar’a kadar yayılırlarsa, sıcak savaş Türkiye sınırlarına gelip dayanacaktı.
Türkiye işte bu kaygılı dönemde, Almanya ile arasındaki dostluk ve işbirliğini, ticaret ilişkilerini gene de koruyor, yeni gelişmeleri büyük bir titizlikle izliyordu.
Diğer ülkeler de aynı kaygıları duyuyorlardı ve bir arayışın içindeydiler. İngiltere ile Fransa, Türkiye’ye başvurarak, eğer isterse Yunanistan ve Romanya’ya daha önce tanıdıkları güvenceden yararlanabileceğini bildirdiler. “Barış Cephesi” niteliğindeki bu öneri Ankara’da olumlu karşılandı.
Aynı dönemde Almanların eski başbakanlarından Franz von Papen’in 1938 Nisanında büyükelçi
olarak Türkiye’ye atanması, gelecek için büyük önem taşıyordu. Eski bir asker olan Von Pa- pen, Birinci Dünya Savaşı sırasında Yıldırım Orduları Grubu’nda Mareşal Erich von Falkenhayn’ ın yanında kurmay binbaşı olarak görev yapmıştı. Bu nedenle, Atatürk onu çok iyi tanıyordu. Atatürk’ün cumhurbaşkanlığı sırasında da Ankara’ya büyükelçi olarak gönderilmek istenmiş, fakat Avusturya’daki büyükelçilik yıllarında o ülkenin iç işlerine karıştığı gerekçesiyle, atanmasına karşı çıkılmıştı. Karşı çıkan kişi, doğrudan doğruya Atatürk olmuştu.
Güçlü ve saldırgan Almanya ile dostluk ilişkilerinin zedelenmesinden çekinen Türkiye, bu kez Von Papen’in atanmasını engelleyemedi.
Yeni Alman Büyükelçisi’nin temel görevi, Türkiye’yi mutlaka ülkesinin yanına çekmekti. İşe, Ankara’da sürdürülen İngiltere’ye yakınlaşma girişimlerinin nedenlerini araştırarak başladı. Kısa süre içinde de buna, İtalya’ya karşı duyulan kuşkuların yol açtığı kanısına vardı. Hemen bir rapor hazırlayarak doğruca Hitler’e yolladı ve İtalya egemenliğindeki Oniki Ada’dan Türk karaısuları içinde bulunan ikisinin Türkiye’ye bırakılmasını istedi. Böylece, kuşkuların ortadan kalkacağını düşünüyordu. Ancak Hitler bu rapora önem vermedi.
Başkent Ankara’daki hazırlıklar tamamlanınca, ilk olarak 12 Mayıs 1939’da Türkiye- İngiltere ortak bildirisi açıklandı. Türkiye böylece, Yunanistan ve Romanya ile birlikte “Barış Cephesi” içinde yer alıyor, bir saldırıya uğrarsa İngiltere tarafından korunacağı güvencesini kazanıyordu. Aynı şekilde, 23 Haziran günü de Fransızlarla bir anlaşma yapıldı.
Türkiye’nin İngiltere ve Fransa’ya yakınlaşmasını Almanya dikkatle izliyordu. Sonuçtan memnun değildi. Anlaşmanın bozulması için her yol denendi. Büyükelçi Von Papen,zaman zaman tehditlerde bulunarak anlaşmayı önlemeye çalıştı. Fakat baskılar sonuçsuz kaldı.
Hitler, yanına çekemediği Türkiye’ye sert bir dille çatarak, duyulan hoşnutsuzluğu dile getirdi. Bu açıklaması, Almanya’nın Sovyetler Birliği ile imzalayacağı saldırmazlık anlaşmasından bir gün önce oldu. Generallerle bir toplantı düzenleyerek, dünyadaki siyasal ve askerlikle ilgili gelişmeleri görüşen Hitler, bu arada yaptığı konuşmada, Türkiye’den çekinmediğini söyledi. Bir gün sonra Sovyetlerle imzalanan anlaşma, gelecekte Türkiye’ye yöneltilecek baskılar yönünden büyük önem taşıyordu.

Yorum yazın