İkinci Dünya Savaşı Tarihi

İkinci Dünya Savaşı Tarihi – İkinci Dünya Savaşı Konu Anlatımı

1939-1940’DA ALMANLARIN YILDIRIM ZAFERLERİ
Polonya savaşı üç hafta sürdü. Polonya, ordusunu toparlamaya zaman kalmadan saldırıya uğramıştı. Wehrmacht (Alman savunma gücü) daha ilk günlerden başlayarak karşı tarafı dağıtmayı amaçlayan yeni bir taktik uygulamaya başladı. Bu taktikle belli başlı ulaşım kavşaklarına, karargâhlara, cephane konvoylarına karşı yoğun bir hava saldırısına girişiliyor, paraşütle indirilen birlikler köprüleri uçuruyor, demiryollarını ve haberleşme hatlarını tahrip ediyordu. Saldırı, ters yönden şaşırtıcı akınlar yapan tank ve toplarla karadan da destekleniyordu. Her hareket karşı tarafta panik yaratacak ve komuta heyetini felce uğratacak biçimde hesaplanmıştı.
Hitler’in onaylaması üzerine 17 Eylül’de Rus birlikleri doğudan Polonya’ya girdiler. Polonya birlikleri için geri çekilmek artık imkânsızdı. Varşova gene de üç hafta boyunca kahramanca dayandı (8-28 Eylül). Ne var ki savaş pratik olarak bitmiş, Polonya beşinci kere parçalanmıştı (28 Eylül). Rusya, halkının büyük çoğunluğu Ukraynalılar ve Beyaz Ruslar’- dan oluşan doğudaki toprakları işgal etti. İki saldırgan devlet, orduları arasında bir yetki sınırı çizdiler.
Bununla birlikte, Müttefikler Batı cephesinde ciddi bir saldırıya girişmediler. Almanlar açısından Maginot hattı, Müttefikler açısından ise Siegfried hattı, batıdan yapılacak bir saldırı başarı şansını azaltmaktaydı. Çarpışmaksızın gelişen bu “garip savaş” Ekim 1939’dan Mayıs 1940’a kadar sürdü. Cephedekilerle cephe gerisin- dekiler arasında haberleşme imkânlarının varlığı, propagandanın etki gücünü artırmaktaydı.

İngiltere’de Chamberlain kabinesi çevresinde Winston Churchill’in başkanlığında bir Savunma Bakanlığı Komitesi kuruldu. 28 Mart’ta Fransa ve İngiltere, ateşkes ve ayrı barış girişimlerinde bulunmama konusunda anlaştılar. Çünkü savaş sürmekte ve gitgide yaygınlaşmaktaydı. Kuzey Avrupa, Batı cephesi savaşları başlamazdan çok önce elden gitti. Sovyet hükümeti, Estonya, Letonya ve Litvanya ile saldırmazlık ve askeri yardım antlaşmaları imzalayarak Baltık bölgesi üzerindeki baskısını güçlendirdi (Eylül-Ekim). Anlaşmaya yanaşmayan Finlandiya ise 30 Kasım’da, Kızılordu tarafından işgal edildi.
İskandinav devletleri tarafsızlıklarını ilan ettiler, ama savaş sanayii için ihtiyaç duyduğu demiri İsveç’ten alınıp Norveç’ten taşındığı için Hitler 9 Nisan’da Danimarka’yı işgal etti.
Aynı gün Norveç’e girdi. İngilizlerin müdahalesine rağmen Norveç iki ay içinde işgal edildi. Bu sırada Fransa’da siyasi bunalım artıyordu. İngiltere’de ise Churchill Savunma Bakanlığı’nı da üstlendiği bir hükümet kurdu.
Bu arada Almanya, Belçika ve Hollanda hükümetlerine yönelteceği bir muhtıra hazırlığı içindeydi. 10 Nisan’da Wehrmacht, Hollanda sınırından Alsace üzerine bir akına geçmişti. 1914 savaşından edindiği tecrübelere bağlı kalan Fransız genelkurmayı sürekli bir cephe üzerindeki savunma taktiğinin üstünlüğüne güveniyordu. Bununla birlikte saldırgan tarafın taktiği Polonya’daki gibiydi: Yoğun hava bombardımanı, sürate dayalı zırhlı saldırıları ve kuşatma yerine delip geçme.
İlk bakışta kuvvet dengesi Almanlar’ın yararına görünmüyorsa da (144 müttefik tümenine karşılık 140 Alman tümeni), birliklerin dağılım biçimi oldukça
ayrılık göstermekteydi. Fransız-lngiliz ordusunun piyade kanadı 36 tümenden oluşmakta, bunlara Belçika ve Hollanda tümenlerinin de katılacağı hesaplanmaktaydı. Buna karşılık Alman ordusu sağ kanatta 80 tümeni kapsıyordu; bunlardan on zırhlı tümen üstün bir donanıma sahipti. Ne var ki, büyük boyutlarına rağmen bir ordunun görevi, düşmanı çekerek işgal edilen ülkelerin dayanma gücünü kırmaktır sadece. Ağırlık merkezi Ardenne’lere kaydırılarak Müttefikler arkadan vurulacaktır.
Olaylar çarpıcı bir hızla gelişti. 15 Mayıs’ta Hollanda ordusu çarpışmayı kesti, Belçika’nın dayanması güçleşmişti. 13 Mayıs’ta Alman ordusu Meuse ırmağını geçti. 27 Mayıs’ta Belçika kralı Leopold kayıtsız şartsız teslim oldu. Dunkerque’te üç kanattan sarılan Fransız-İngiliz birlikleri, yoğun hava bombardımanları altında, askeri malzemesini bırakarak gemiler le uzaklaşmak zorunda kaldılar. 4 Haziran’da harekât sona ermişti.
Üç haftalık bir savaş sonunda her şey yitirilmiş gibiydi. Paul Reynaud yeni kabineye Petain ve zırhlı birlikler hakkında görüşlerinin doğruluğu ispatlanmış De Gaulle’ü aldı. Hükümet, önce Tours’a, daha sonra Bordeaux’ya çekilmeye karar verdi. İtalya, Fransa’ya savaş ilan etmek için bu zamanı beklemiş (10 Haziran) ve Paris Almanlar’ın eline geçmişti (14 Haziran).
Petain ateşkes teklif ederken Londra’da bulunan De Gaulle savaşa devam ediyordu. Petain’in imzaladığı 22 Haziran ateşkes antlaşması Almanya’ya büyük haklar sağlıyordu. Bu arada “işbirlikçiler” Vichy’de general Pettain’in başkanlığında bir hükümet kurdular. Laval bu hükümetin başbakanı oldu. Cumhuriyetin yerini otoriter bir rejime bırakacağım gösteren belirtiler çoğalmaya başladı.


SAVAŞIN YAYILMASI (1940-1941)

1940 Haziran’ının sonunda İngiltere savaşta tek başına kalmıştı. Almanlar Avrupa’nın İngiltere’ye bakan tüm kıyılarını tutmuşlardı.-
İngiltere güçsüz bir orduya ve Almanya’ya göre oldukça geri hava kuvvetlerine sahip olmakla birlikte sağlam bir milli birlikten güç alıyordu. Gerçekleri saptırmadan tehlikeyi göğüslemeyi bilmişti. Churchill, ülkeyi bekleyen acıları gizleme yoluna sapmadan, gelecek konusunda halka umut ve yüreklilik aşılıyordu.
Alman saldırısı beklendiği gibi bir çıkartma ile başlamadı. Hitler’in Göring’e verdiği emirlere uygun olarak Luftwaffe (hava kuvvetleri) ilkin hava üstünlüğünü sağladı. Ama İngiliz- hava filosu hiçbir zaman yıldırılamadı. Gizli radar sistemleri yardımıyla Alman uçaklarının geliş yönleri ve sayıları konusunda bilgi edinerek, avcı uçaklarıyla karşı saldırıya geçti. Mayıs 1941 ’de Almanlar’ın sistemli saldırıları kırıldığında, kaybettikleri uçak sayısı 2.500’e ulaşıyordu.
27 Eylül 1940’ıa Berlin’de Almanya, İtalya ve Japonya arasında 10 yıllık bir barış antlaşması imzalandı. İlk iki güç Avrupa ve Afrika’nın ele geçirilmesiyle uğraşırken üçüncüsü “Büyük Asya” düşünün gerçekleşmesine çalışıyordu. Akdeniz savaşı Bal- kanlar’a hâkim olmayı gerektirmekteydi. Bu istekle yanıp tutuşan Mussolini, Yunanistan’da ağır bir yenilgiye uğradı.
Ne varki Orta ve Güney Avrupa’da duruma Almanya hâkim oldu. Romanya ve Bulgaristan işgal edildi.
Karşı koyan Yugoslavya ve Yunanistan istila edildi. Zor bir çatışmayla Girit alındı. Akdeniz’e savaş kaymıştı. Hedef İngiltere’yi sömürgelerden koparmaktı.
İngiltere gafil avlanmak niyetinde değildi. Almanya’nın Vichy hükümetiyle yaptığı ateşkes antlaşmasının Fransız donanmasını Almanya ve İtalya’nın denetimine bırakması Churchill’i tedirgin etti. Mers el- Kebir’deki filo batırıldı (3 Haziran 1940).
Akdeniz’den gelecek bir saldırı korkusu ve Afrika’da bir direniş merkezi kurmanın gerekliliği, Londra’da De Gaulle’ün çevresindeki “Hür Fransa” eyleminin gelişmesinde başlıca etken oydu. Ekvator Afrikası ve Kamerun önemli hava üsleri ve Libya cephesinin donanımı için geçiş yolları sağladılar. General Wavell Mısır’ı tehdit eden İtalyanları bozguna uğrattı (Aralık 1940).
Ama İtalya’nın yardımına gelen * Rommel komutasındaki Afrika Korps da Wavell’i çekilmek zorunda bıraktı. Durumun büyük bir önem kazanması üzerine; Almanlar Lylül 1939’dan 1941 yılı baharına kadat sürecek olan denizaltı savaşlarına havladılar. Müttefikler ağır kayıplar verdi.
Rusya’nın uçsuz bucaksız toprakları tarih boyunca Kari XII (Demirbaş Şarl) ve Napolyon gibi biıvıik komutanları perişan etmişti ama. tank lar ve motorlu araçlar çağınd ı, uçaklıkların kısalıp yakınlaşmasının yeni bir tecrübeyi başarılı kılacağı düşünülüyordu. Ne var ki 22 Haziran 1941’- de dünya bu tecrübeden yenik çıkmış bir Hitler görecekti.
Almanlar birkaç ayda bir yeni yıldırım savaşı kazanabilmek için bütün tedbirlerini almış görünüyorlardı. Ama bu defa coğrafi geri çekilme alanından yoksul orduları devrilmiş bu strateji bu kez iflas edecekti.
1939’dan beri Rusya ve Almanya için çok şey değişmişti. Almanya Doğu Avrupa’da tehdit eden hale gelmişti. Stalin Japonya ile bir saldırmazlık antlaşması imzalamış, batı sınırlarını tahkim etmişti. 22 Haziran günü Wehrmacht ani ve kolay bir zafer kazandı. Ama Ruslar geri çekilerek aşındırma savaşı başlattılar. Hitler kıştan önce Rusya’nın çökeceğini düşünmüştü. Henüz kesin bir netice alınamadığı 20 Kasım’da ısı birden -20’ye düştü.
Birleşik Devletler’de Roosevelt kuşkusuz olup bitenleri dikkatle izlemekteydi. Hitler’in dünya hâkimiyeti peşinde koştuğu inanandaydı. Güney Amerika’da çevrilen Alman dolaplarının Birleşik Devletler’in çıkarlarını gölgelediğini farketti. Yavaş yavaş, büyük bir sabırla, kategorik olarak karşı olduğu müdahale yoluna başvurmaksızın, mihver devletleriyle savaş halindeki müttefiklere, savaş dişinde her türlü yardım ve destek sağlanma yolunda kamuoyunu işledi, inandırdı.
Japonya Çin’i ele geçirmek için savaşı sürdürüyordu. Vicky hükümeti Çİnhindini Japonya’ya devretti (Temmuz 1941). ABD iktisadi misillemeye girişti.
3 Aralık sabahı Japon uçakları Pearl Harbor’da Amerikan filosunu bombaladı. 8 Aralık’ta, kongre, bir eksik oyla Japonya’ya savaş ilân edilmesi kararını aldı. Üç gün sonra Almanya
ile İtalya, Birleşik Devletler’e savaş ilân ettiler.


1942 YILI

1942 yılı başında Müttefikler ve Sovyet Rusya çok kötü durumdaydılar.
Japonya Müttefikler’e karşı, Mayıs 1940’ta Almanlara’ın batı demokrasilerine karşı sahip olduğu türden bir üstünlükten yararlanıyordu. Ordusu Pasifik savaşı için titizlikle hazırlanmıştı. Pasifik üstünlüğü Japonya’nın eline geçti. Bundan sonra Japon seferleri birbiri arkasından zincirlendi; Hong Kong, Birmanya ve Singapur. Pasifik’teki büyük deniz üssünün düşüşü Britanya İmparatorluğu için gerçek bir felâketti. Bundan sonra birçok küçük adadan başka Malezya, Endonezya ve Filipinler Japonlarca işgal edildi.
Müttefikler, 1 Ocakta Washington’da kararlaştırılan Birleşmiş Milletler Birliği uyarınca güçlerini birleştirdiler.
Müttefiklerin elinde Hâlâ birçok ada vardı, Avustralya ve Hint Okyanusu emniyetteydi.
Almanlar, Rusya’da iyi bir ders aldılar.
8 Mayıs 1942’de yeniden başlayan saldırının amacı, karşı tarafı çözmek için delme taktiği yerine doğruca cepheye yapılacak büyük ataklarla düşmanı yıpratmaktı. Alman genelkurmayının bu stratejisi başarılı olmakta gecikmedi.
Güneydoğu Bakü petrolüne yöneldi. Ama Stalin askerlerini teslim etmeden geri çekmeyi bildi. Orduyu düzenlendi.
Eylül başından 3 Şubat’a kadar süren Stalingrad çarpışması Rus cephesindeki bütün harekât için kesin bir dönüm noktası oluşturacak, 1942 yılı Rusya’da acı bir soru işaretiyle bitecektir.
Öte yandan, denizaltı savaşı yoğunluğunu artırmıştı. Alman denizaltıları, Hint Okyanusu’ndan Kuzey Buz denizine kadar her yerde göründüler. Britanya adalarına gıda ve malzeme ulaştırmak oldukça güçleşmişti. Akdeniz’in durumu da iç açıcı olmaktan uzaktı.
Mihver kuvvetleri Süveyş Kanalı ve Anadolu’ya yaklaşmıştı. Malta düşmek üzereydi: Akdeniz’deki İngiliz direnişinin sonu gelmişti.


MÜTTEFİKLERİN AKDENİZ SALDIRISI (1942-1943)

Pearl Harbor baskını ve Pasifik olayları Amerikan halkının nefretini uyandırmıştı. Ama Hitler’in ümit ettiğinin aksine Amerika Avrupa’yı ihmal etmemişti:
Böylece bütün Amerikan sanayii yıldan yıla artıp gelişen dev boyutlarda bir üretime yöneldi. 1942 programında 60.000 uçak, 45.000 tank, 8 milyon ton gemi yapımı öngörüldü. Ertesi yılın, bu rakamlar 125.000’e, 75.0Q0’e ve 10 milyona ulaşacaktı.
*’ 1943 yılı başında Amerikan ordusu 4 milyon asker mevcuduna sahipti. Amerikalılar, kendi savaş hazırlıklarına zarar vermeksizin aynı dava için savaşan Müttefikler’e yardım edebilecek duruma gelmişlerdi. Churc- hill’in ısrarıyla müttefikler İran’da duruma hâkim olarak Ortadoğu’da Alman tehdidini yok ettiler.
Amerikan üretimi, aynı zamanda batılı Müttefikler’in harekâta girişebilmesine de imkân verdi. Kasım 1942’de Kuzey Afrika’ya yapılan İngiliz-Amerikan çıkartması büyük bir olaydı. Böylece Hitler stratejisi ile Müttefikler’in benimsediği strateji arasındaki zıtlık büyük bir açıklıkla
ortaya çıktı; Hitler, aslında ağırlığı Avrupa’da olan bir savaş yapmayı düşünmüş, hesaplarını buna göre yapmıştı.
Almanya’nın askeri imkânlarının genişliği, dünya çapında bir çatışmanın boyutlarına uymakta yeterli olamamıştı. Oysa, Müttefikler savaşın kazanılması için, stratejik planlarını dünya olaylarının ışığı altında hazırlamak gereğini anlamışlardı. 1942 yılı sonlarında haberleşme ve ulaşım üstünlüğü Müttefikler’in elindeydi.
1941’de yeni cephenin Kuzey Afrika olması kararlaştırıldı. Harekâtın en önemli amacı, Afrika kıyılarının bir bütün halinde Müttefikler’in eline geçmesini sağlayarak, mihver kuvvetlerinin er yıkıcı ve ezici olduğu Güney Avrupa’yı tehdit etme imkânını elde etmekti. Büyük bir gizlilik içinde hazırlanan bu harekât hemen hemen hiç çarpışmadan, tam bir başarıyla gerçekleşti.
General Eisenhöver Kuzey Afrika’yı kolayca ele geçirdi. Arkasından Batı afrika alındı.
Müttefikler’in Kuzey Afrika’ya yerleşmeleri, Afrika Korps’un buradaki durumunu ciddî biçimde zedelemişti. Afrika Korps komutanı Rommel 31 Ağustos’ta zaferle yürüttüğü El Alameyn saldırısını yarıda keserek malzeme beklemek zorunda kaldı. 23 Ekim’de karşı saldırıya geçen Montgomery Almanlar’ın savaş malzemelerini ve uçaklarını tahrip ederek, kuvvetlerini dağıttı.
Mayıs’ta Müttefikler’in saldırısı başarıyla sonuçlandı. Afrika kıyıları mihver kuvvetlerinden kesinlikle arınmıştı.
Yeni cephe için Batı Avrupa fikri giderek ağırlık kazanıyordu. Ayrıca Akdeniz’de kesin hâkimiyet ve İtalya’yı Almanya’dan ayırmak için Sicilya’ya bir hârekât düşünüldü.

Sicilya çıkartması (10 Temmuz 1943) siyasî alanda, Mussolini’nin düşüşü ve tutuklanması gibi çok önemli bir sonuca yol açtı. İtalyan donanması müttefiklere verildi. Ama Almanlar İtalya’da karşılık verdiler, Mussolini’yi kaçırdılar. Ekim’de İtalya, Napoli ve Roma arasından geçen bir cephe ile ikiye bölündü.


KIZILORDU’NUN ZAFER YÜRÜYÜŞÜ (1934-1944)

Afrika’da El Alameyn ve Tunus’un güneyindeki iki bozgun arasında, Volga ve Kafkasya’ya yönelen Alman saldırısı onarılmaz bir yenilgiyle sonuçlanmıştı. Rusların Stalingrad zaferi savaş tarihinin önemli bir dönüm noktasını oluşturdu. Artık, hiçbir güç Kızılordu’nun ilerlemesini engelleyemezdi. Almanya Akdeniz’de ve doğu cephesinde sürekli harekât yapabilme şansını yitirmişti. Ruslar karşı saldırıya geçmekte gecikmediler. Çarpışmaya durmadan zinde ve yorulmamış birlikler katıldı, yorgun ve perişan Alman askerleri ise direnme güçlerini yitirmişlerdi. Çok geçmeden Rus orduları Finlandiya’ya, Polonya’ya ve Romanya’ya girdiler. Bu arada müttefikler batıda yeni bir cephe açmaktaydılar. Stalin müttefikleri batı cephesini geciktirerek Rusya’nın çöküşünü beklemekle suçluyordu. Ama bu arada da çok ciddi askeri ve teknik yardım almıştı. İtalya ve Balkanlar’dan, Tuna ve Güney Almanya’ya doğru bir saldırıyı öngören Churchill planı,, askeri gerçekler dışında, bir bakıma Orta Avrupa’ya Rus sızması olasılığına karşı bir tedbir niteliğindeydi. Ancak, Churchill Amerikan görüşü karşısında planından vazgeçmek zorunda kaldı. 1 Aralık 1943’te Tahran’da toplanan ilk konferans, müttefikler arasında çatışmalar olduğunda ısrar eden Nazi propagandasına karşı bir cevaptı. öte yandan üç büyükler yakınlaşması Rusya’nın Avrupa’ya sokulmasın meşrulaştırdı.
NORMANDİYA ÇIKARTMASINDAN HİROŞİMA’YA (1944-1945)
Aralık 1943’te general Eisenhower aylardır titizlikle hazırlanan büyük Overlord harekâtını yönetmekle görevlendirilmişti. Rus ve Akdeniz cephelerinde yenik düşen Almanlar Avrupa’daki savaşı yer yer güçlü ama umutsuz direnmelerle tek başlarına sürdürüyorlardı. Çıkartmadan önce, Almanya batılı müttefiklerin gitgide artan gücünün etkilerini ölçebilecek durumdaydı. 1942’de hava taarruzları başladı. Almanya’yı çökertmek için önce askeri ve sınaî hedefler bombalandı. Sonra sıra şehirlere geldi. ABD denizde üstünlüğü ele geçirdi. Amerikan harp sanayii bir mucize yaratmıştı.
Müttefikler, Avrupa’nın her yerinde ayaklanmaya hazır milletler bulma avantajına da sahiptirler. Ruslar, verdikleri savaşın büyük ölçüde Alman birliğine karşı İslav birliği savaşı olduğunun bilincindeydiler. Yugoslavya, Yunanistan ve Fransa’da direniş işgalciyi yıpratıyordu. Fransa’da Şubat 1944’de, genellikle eski subay ve astsubaylardan oluşan F.F.l. (Fransız İç Kuvvetleri) örgütleri kuruldu. Nisan’da, müttefiklere yardım için hazırlanan planda özellikle sabotaj ve yıpratma taktikleri öngörüldü. Büyük Britanya’da çok sayıda kuvvet yığılmıştı. Silahlanma, nakil, araç- gereç sağlanması gibi hazırlıklar rekor sayılacak bir süre içinde tamamlandı.

Çıkartma için 6 Haziran 1944 tarihi saptanmıştı. Hareket uçakla indirilen birliklerin çıkışıyla, hava ve deniz bombardımanıyla başladı. 6-12 Haziran arasında, Normandiya kıyılarında 17 km boyunca her 70 metrede bir gemi yerleştirilmesi sayesinde, Almanların direnişine rağmen çıkartma kronometrik bir düzenle gerçekleşti. Bazı görüşlerin tersine, Hitler’in kuvvetlerini tam zamanında Paris’in doğusuna yığmak yerine, Normandiya çıkartmasını önlemek, sonra da çarpışmaları bir karşı saldırı ile uzatmak isteği, müttefiklere birkaç hafta içinde Fransa’nın kuruluşuyla sonuçlanan bir zafer olanağı vermişti. 25 Ağustos’ta Alman komutanı, Leclerc tümenine teslim olurken ertesi gün General De Gaulle resmen Paris’e giriyordu. İngiliz ve Kanadalı birliklerden oluşan müttefik sağ kanadı ise uzun süre bekledikten sonra büyük bir hızla eyleme girişti. Bu arada güneyden küçük bir çıkartma başlatılmıştı. 15 Eylül’de batıdan gelen Leclerc ile güneyden gelen De Lattre’m Haute-Seine’de birleşmeleriyle Fransa savaşı kesinlikle sona ermiş oluyordu. Bu sırada Roma’da alınmıştı (4 Eylül).
Doğu cephesinde Normandiya çıkartması ile aynı zamana rastlayan Sovyet yaz saldırısıyla, Rus birlikleri Temmuz’da Doğu Prusya’ya ulaştılar, 1 Eylül’de Finlandiya’yı ateşkese zorlayarak Vistül’e kadar ilerlediler. Güneyde, Romanya, Bulgaristan ve Macaristan silahlarını bırakmak zorunda kaldılar. Bu arada İngiliz
kuvvetleri Yunanistan’a çıkarken, Kızılordu da Tuna’dan ve kuzeyden işgal altındaki Almanya’yı tehdit etmekteydi. 25 Mart’ta Rus ve Amerikan birlikleri Torgau’da birleştiler. Kuşatılan Berlin yakılıp yıkıldı. 30 Mart’ta Alman radyosu Hitler’in “Reich şansölyelik binasında” öldüğünü bildirdi. 7 Mayıs’ta Almanya ateşkesi kabul etti, ertesi gün ise kayıtsız şartsız teslim olmasını öngören antlaşma imzalandı.
Geriye Japonya kalıyordu. Roosevelt’in ölümüyle başkan olan Truman için Pasifik Savaşı büyük önem taşımaktaydı. Ne var ki, Okyanus Savaşı’nın özel koşulları, kesin bir zafer için, geniş çapta deniz ve hava üstünlüğünü gerektiriyordu. Temmuz 1944’te General Mac Arthur ve Amiral Nimitz büyük bir planı uygulamaya başladılar. Filipinler, Okinava ve İvo Cima alındı. Ancak bütün bu zaferler, Japon gücünü kesin bir şekilde etkisiz kılmak için birer yatırımdan ibaretti. Truman, savaşı bir an önce sona erdirmek isteğiyle Amerikan laboratuvarlarında yeni keşfedilen ve Almanlarca da uzun süre araştırılan yepyeni bir silahın, atom bombasının kullanılmasına karar verdi. 6 Ağustos’ta Hiroşima kenti yerle bir edildi.
8 Ağustos’ta Japonya’ya savaş ilan eden Ruslar, Mançurya’yı işgal etti.
9 Ağustos’ta ikinci bir atom bombası Nagazaki’yi perişan etti. Japon hükümeti 14 Ağustos’ta kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul etmek zorunda kaldı. İkinci Dünya Savaşı böylece sona eriyordu.

Etiketler:

Yorum yazın