İkinci Dünya Savaşı Sonrası Türkiye

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Türkiye

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye ve dünya önemli siyasal gelişmelerle karşılaştı. Tür kiye’deki en önemli değişiklik, cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılından beri uygulanan tek parti düzeninden, çok partili seçim sistemine dayalı demokratik düzene geçilmesiydi.
Dünyada demokrasinin gerçekleşmesi yolundaki gidişe ayak uydurmak ve böylece batı dünyasında yer alabilmek için bu gerekiyordu. Böylece, Türkiye’nin yönetiminde 22 yıl boyunca etkili tek siyasal örgüt olan CHP’den dört milletvekili 1945’te ayrıldı ve Demokrat Parti ‘yi kurdu. 1946 yılında, birden çok siyasal partinin katıldığı genel seçimler yapıldı. 1950 seçimlerinde ise bu yeni siyasal kuruluş, tek başına başarı kazanarak ülkenin yönetimini eline aldı. Böylece Türkiye’de yepyeni bir dönem başladı. 1939 -1945 arasında çok güç koşullara ve tüm dünyanın şiddetli baskılarına karşın Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşı dışında tutmayı başaran İsmet İnönü, Atatürk’ün ölümünden sonra 1938 yılında seçildiği cumhurbaşkanlığı görevinden uzaklaştı. Siyasal yaşamını, muhalefet partisi lideri olarak sürdürdü.
Çok partili döneme girdikten sonra Türkiye, batılı ülkelerle daha sıkı dostluk ilişkileri kurdu. Birleşik Amerika ile işbirliği güçlendi. 1947 yılında bu ülke tarafından, İkinci Dünya Savaşı’ ndan zarar gören devletler için düzenlenen ‘Truman Doktrini” adlı yardım planına, Yunanistan ile birlikte Türkiye de katıldı. Aynı anlaşma uyarınca Türkiye’ye asker ve sivil personel gönderildi, Türk personel de Birleşik Amerika’da eğitilip yetiştirildi.
Bu arada 1947’de Sovyetler Birliği, Boğazlarla ilgili isteklerini yeniden ortaya attı. Ancak bu kez Birleşik Amerika, Türkiye’nin yanında yer aldı ve açıkça haklarını savundu. Sovyetler Birliği böylece, isteklerinden vazgeçmek zorunda kaldı.
1950’de Birleşmiş Milletler’e bağlı ülkelerle birlikte Türkiye de Kore’ye asker göndererek onların yanında olduğunu gösterdi. İzlenen bu politika sonucu, 1949 yılından beri Türkiye’nin girmeye çalıştığı Kuzey Atlantik Birliği Antlaşması (NATO)’ya 1951’de kabul edilmesi mümkün oldu. Aynı antlaşma gereğince, Birleşik Amerika’nın Türkiye’de askeri üsler kurmasına izin verildi.
Dünyadaki siyasal gelişmeler ise Birleşik Amerika ile Sovyetler Birliği’nin önderliğini yaptığı komünist ülkeler arasındaki yarış şeklindeydi. Bu yarışma, iki büyük gücün kendi yanlarına çok sayıda taraftar çekmeleri ve kendilerine bağlı ülkelerin sayısını artırmaya çalışmaları biçiminde ortaya çıktı. Bu iki büyük devletin küçük ülkeleri kendi yanlarına çekmeleri, kendi yönetim biçimlerini zorla kabul ettirmeleri anlamında değildi. Birleşik Amerika yardımı ya da Sovyetler Birliği desteği şeklinde gelişti. Ancak fırsat buldukça her iki taraf da siyasal rejimlerini kabul ettirmeye, böylece ilişkileri güçlendirmeye çalıştılar. Bu tutum daha çok İkinci Dünya Savaşı’ ndan sonraki yıllarda işgal altında kalmış bölgelerde etkisini gösterdi. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri hızla halk demokrasilerine dönüşürken, Batı Almanya ve Japonya liberal yönetimi benimsediler. Doğrudan doğruya asker denetimi olmayan yerlerde ise baskı yolu ile sonuç alınmaya çalışıldı. Bu tür davranışlar, savaş sonrasında dünyanın siyasal yapısını büyük ölçüde etkiledi.
Avrupa’daki en önemli değişiklik, savaştan yenik çıkan Almanya’da görüldü.. 8 Mayıs 1945’te teslim olan ülkenin doğusu Sovyetler Birliği’nin, batısı ise Birleşik Amerika, İngiltere ve Fransa’nın işgali altındaydı. Savaşı kazanan devletler, Potsdam Konferansı’nda Almanya’yı ekonomik bir bütün olarak ele almayı tasarlıyorlardı. Ülkenin eski durumuna gelebilmesi için tek bir politika izlenmesi görüşündeydiler. Ancak Sovyetler Birliği, batılıların bu görüşüne katılmadı ve anlaşma yoluna gitmedi. Bunun üzerine batılı devletler, 1948 Mart ayında Kontrol Konseyi’ nden çekildiler. Bir yıl sonra Sovyetlerin elindeki bölgede bağımsız kukla bir devlet kuruldu. Bu karar üzerine batılılar da kendi ellerindeki bölgede bağımsız bir Alman devleti kurma yoluna gittiler. Bu devlet, “Federal Almanya” adını aldı. Sovyet birlikleri,1953 yılında Doğu Almanya’da komünistlere karşı patlak veren ayaklanmayı silahla bastırdılar. Böylece kurulan Demokratik Almanya Cumhuriyeti, Rusya’nın doğrultusunda bir politika izlemeye yöneldi.
Federal Almanya Cumhuriyeti ise başlangıçta batıkların kontrolünde, görünüşte bir devletti. Daha sonra işgal statüsünde değişiklikler yapıldı ve 1955’te tümüyle bağımsızlık kazandı.
Hitler Almanyası’nın başkenti Berlin de savaş sonunda ikiye bölündü. Doğusu Doğu Almanya’ nın elinde kaldı ve o ülkenin başkenti oldu. Batısı ise Birleşik Amerika, İngiltere ve Fransa sorumluluğundaki bölgelere ayrıldı. Daha sonra, Federal Almanya’nın yönetimine verildi. İki bölge arasındaki gidip gelmeleri önlemek ve batıya kaçanları engellemek için Ruslar, iki kesim arasına bir duvar çektiler. Bu duvara, “Utanç duvarı” denildi.
Savaş sonrasında Sovyetler Birliği, sınırlarını Avrupa’da batıya doğru genişletirken, halk demokrasisi şeklinde kendisine bağımlı devletlerle batı arasında bir “Demir perde” ortaya çıktı. Bu hattın doğusunda kalan ülkelerdeki gelişmeler ise jöyle oldu:
Arnavutluk savaşın başında İtalyanların, daha sonra da Almanların eline geçmişti. Savaş sonunda bağımsızlık kazanarak komünist bir halk cumhuriyeti kuruldu. Bulgaristan, savaşın ilk yıllarında Almanların yanında yer almıştı. 1944’te Sovyetler tarafından ele geçirildi. Kral Boris ülkeden kaçtı ve komünist bir cumhuriyet gerçekleştirildi. Çekoslovakya’da Alman asıllıların çoğunlukta olduğu bölge 1938’de Avusturya, sonra Alman topraklarına katıldı. Kukla bir Bohemya – Morav- ya Devleti kurulup Almanya’ya bağlandı. Ayrıca Slovakya’da da kukla bir devlet oluşturuldu. Savaş sonunda Almanya yenilince, ülkede komünistler darbeyle yönetimi ele geçirdiler. Slovakya’nın büyük bölümü Rusya’nın Ukrayna Cumhuriyetime katıldı, bir bölümü de Macaristan’dan Slovakya’ya geçti. Ülkede Sovyetler Birliği’ne bağımlı bir cumhuriyet doğdu. Macaristan, Sovyetler tarafından savaş sırasında komünİstleştîril- di ve peyk devlet şekline getirildi. Polonya,savaş
başında Almanya ve Sovyetler Birliği tarafından paylaştırılmıştı. Savaş sonunda bağımsızlık verildi ve seçimler yapıldı. Sovyetlerin desteklediği komünistler, yönetimi ele geçirdiler. Topraklarının büyük kısmı savaş sırasında Sovyetler Birliği’nin elinde kaldı. Romanya, Almanya’nın yanında Sovyetler’e karşı savaşmıştı. Savaştan yenik çıkınca,Sovyetlerle anlaşma yaparak bu kez Almanya’ya savaş açtı Besarabya’yı Sovyetlere verdi.
Kral Mikael tahtı bırakmaya zorlandı. Komünist Köylü Cephesi yönetime geldi. Ülke, komünist bir cumhuriyet oldu. Yugoslavya savaşın başında Almanya tarafından ele geçirilmişti. Savaş sonunda Tito yönetiminde komünist bir yönetim kuruldu.
Almanya ile birlikte savaştan yenik çıkan İtalya’da halk, faşizme hizmet ettiğine inandığı krallığa son verdi ve 1948 yılında cumhuriyet ilan edildi. Savaşın başında Rusya’nın saldırısına uğrayan Finlandiya, dünyayı şaşırtan bir kahramanlık örneği gösterdi. 1944 yılına kadar direnmeyi sürdürdü. Karel bölgesini Rusya’ya bırakmak zorunda kaldı. Danimarka Almanya’nın eline geçince, İzlanda 1944’te bağımsızlığını kazandı. Fransa’da dördüncü cumhuriyet kuruldu.
İkinci Dünya Savaşı, Asya’da bağımsızlaşma sürecini hızlandırdı. Japonya’nın başlangıçtaki saldırıları batının saygınlığını ortadan kaldırmış, Avrupa’ya karşı tepkileri körüklemişti. Japonların eline geçen ülkelerde başlayan direnişler, batıkların bazı grupları desteklemelerini gerektirmişti.. Savaş sonunda bu gruplar, bağımsızlık istemeye başladılar. Böylece Endonezya’da 1945′ te cumhuriyet ilan edildi. Onu Filipinler izledi. İngilizler 1947’de Hindistan, Birmanya ve Malezya’nın bağımsızlıklarını tanıdı. Fransa ise Vietnam’dan ayrıldı. Ba ülkenin kuzeyinde komünistler tarafından bir halk cumhuriyeti kuruldu. Güney Vietnam ise ayrı bir devlet oldu ve Birleşik Amerika’nın yanında yer aldı. Laos ve Kamboçya, bağımsızlıklarını elde ettiler.
Savaştan yenik çıkan Japonya, 304 bin kilometre karelik toprak yitirdi. Büyük zararlarına karşın kısa siirede toparlandı ve tüm dünyaya örnek olacak bir kalkınma gerçekleştirdi, “Süper devlet”ler arasında yer aldı. Bu kalkınmaya, “Japon mucizesi” denildi.
Savaş öncesinde bir süre Japonya’nın işgali altında kalan Çin, daha sonra batıklarla birlikte savaşa katıldı. Japonya yenilip ülkeden çıkınca, komünistler iç savaş başlattılar. Sonuçla milliyetçiler, Formoza Adası’na çekildiler. Komünistler Çiin Halk Cumhuriyeti’ni, milliyetçiler ise Tayvan Cumhuriyetimi kurdular. Formoza Adasının da komünistlerin eline geçmesini, Birleşik Amerika önledi.
İkinci Dünya Savaşı bitiminde sömürgecilikten kurtulma çabaları, daha sonra Afrika’ya sıçradı. Fas, Tunus ve Cezayir, bağımsızlıklarını ilk kazanan ülkeler oldu. Aynı akım zenci Afrikasında da gelişti.

Etiketler: ,

Yorum yazın