İkinci Dünya Savası Öncesi Çekoslovakya

İkinci Dünya Savası Öncesi Çekoslovakya

Avusturya’nın Alman topraklarına katılmasından sonra, sıra Çekoslovakya’ya geldi. Alman basın ve radyosu, bu ülkedeki Alman azınlığına karşı girişilen kötü davranışlardan söz ediyor, sert eleştirilerde bulunuyordu. Alman kamuoyunda sinirli bir hava yaratılmıştı.
Bu arada Alman birlikleri, Çekoslovakya’nın batı sınırlarını çember içine alınca, Çekler de Alman sınırı boyunca 20 Mayıs 1938’de savaş hazırlığına giriştiler. Fransızlar, aralarında dostluk antlaşması bulunan Çekoslovakya’nın yanında yer aldılar ve saldırıya geçmemesi için Almanya’ya uyarıda bulundular. Aynı şekilde Fransa ile birlikte davranma kararları bulunan İngilizler de bu uyarıyı desteklediler. Sovyetler Birliği ise, bir Alman girişiminin, Sovyet-Çekoslovak bağlaşıklığı nedeniyle kendilerini de yakından ilgilendireceğini bildirerek, gereken önlemleri almak zorunda kalacağını duyurdu.
Baş gösteren bunalım kısa sürdü. Hitler, 22 Mayıs 1938 günü ne sınırda asker yığınağı yaptığını ve ne de saldırgan bir emel beslediğini ileri sürerek Çekoslovakya’ya güvence verdi. Bu olayı izleyen aylar içinde İngiltere, Almanya’yı yumuşatma konusunda giderek artan bir çaba göstermeye başladı. Bu dönemde İngiltere Başbakanlığına atanan Chamberlain, Almanların birçok yakınmalarında haklı olduğunu, sırf varlığı bilinen düzeni korumak için direnmenin dünyaya bir yarar sağlamayacağını, bir savaş tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile akıl ve mantıkla davranmak gerektiğini savunuyordu. Hitler’in kabul edebileceği bir yol bulabilmek için bir temsilcisini Çekoslovakya’ya yolladı. Kısa bir süre sonra açıklanan İngiliz Hükümet görüşünde, üç milyon Alman’ın yaşadığı bölgenin Çekoslovakya’dan ayrılarak, Almanya ile birleşmesine engel olunmaması gerektiği konusuna yer verildi.
1938 yılının eylül başında Çekoslovakya’nın Alman kesiminde Nazi gösterileri yoğunlaştı. Alman gazeteleri ve radyosu da bu konuda kesin bir sonuca yaklaşıldığı izlenimi veren biçimde yayın yapıyorlardı. Bu sırada Nürenberg’de düzenlenen bir parti gösterisinde Hitler, Çekoslovakya’ya çok sert bir dille çattı. Hemen arkasından da Alman ordusu, Çekoslovakya sınırına doğru yola çıktı. Artık sinirler iyice gerilmişti.
Giderek büyüyen bunalıma bir çözüm yolu bulmaya çalışan Chamberlain, Hitler’le karşılıklı görüşmeye karar verdi. İki lider, 15 Eylül 1938′ de karşı karşıya geldiler. Chamberlain, Hitler’e Çekoslovakya’nın Almanların çoğunlukta bulunduğu Südet bölgesiyle ilgili bir öneride bulundu. Bölgenin Alman egemenliğine verilmesi, Alman halkı için yeterli sayılabilir miydi? Hitler, bu konuda güvence duyulması gerektiğini bildirince, bu çözüm yolunu Fransa ve Çekoslovakya’ya kabul ettirmek için elinden geleni yapacağına söz verdi. Barış için aranan zeminin bulunduğunu düşünüyordu.
Hemen sonra, İngiltere ile Fransa arasında görüşmelere başlandı. Fransa, Çekoslovakya’nın yanında yer almaya kararlı olmakla birlikte, ordusunun tek başına bir saldırıya girişemeyeceğini düşünüyordu. Çekoslovak ordusunun da uzun süre karşı koyamayacağı sanılıyordu. Yalnız Şosetler Birliği böyle bir girişimde bulunabileceğini bildirmişti. Ancak ordusunu Romanya ve Polonya üzerinden yola çıkarması gerekiyordu. Bu iki ülke, bu konuda izin vermeyeceklerini açıkladılar. Ayrıca Polonya, Fransa’nın Çekoslovakya yüzünden bir savaşa girişmesi durumunda, aralarındaki bağlaşıklık antlaşmasına uymayacağını bildirdi. Tüm bu gelişmeler nedeniyle Fransa, konunun barışçı yollardan çözümlenmesini istemek zorunda kaldı. Bu neden de Chamberlain’in ortaya attığı görüşü benimseyerek, Fransa ve İngiltere Çekoslovakya’yı isteği kabul etmesi için zorlama konusunda anlaştılar.
Çekoslovakya, bu öneriye kesinlikle karşı çıktı. Ancak İngiltere ve Fransa, gelişmelerin yol açacağı ciddi sorunları açık açık ortaya koydular. Bir saldırı karşısında kalırsa, Fransa’nın ve İngiltere’nin yardımda bulunmayacaklarını açıklamaları, kararsızlıkları ortadan kaldırmaya yetti. Böylece Çekoslovakya, karara uymaktan başka çıkar yol bulamadı.
Sonucu bildirmek üzere Almanya’ya giden Chamberlain’i başka sürprizler bekliyordu. Hitler bu kez yalnızca Südet bölgesinin Almanya’ya bağlanmasını yeterli bulmuyor, altı gün içinde kesin biçimde kendilerine teslim edilmesini istiyordu. Savaşın önlenmesi konusundaki umutlarını tümüyle yitiren İngiltere Başbakanı, ülkesine elleri boş döndü.

Yorum yazın