Gurlular

Gurlular

GURİLER veya GURLULAR, Afganistan’da hüküm süren hanedan. Gurí soyunun bugün için bilinen tarihi, Saffarîler zamanında Yakub bin Leys’in Zemindaver ve Büst taraflarını hâkimiyeti altına aldığı yıllarla başlar. O zamanlar Gur dağlık bölgesinde Gurí adlı bir melik hüküm sürüyordu. Bölge halkı henüz müslüman olmamıştı. Gazneli Mahmud bu bölgeye saldırdığı zaman (1009) bölgenin yönetimi Muhammed adlı müslüman olmayan birisinin elinde idi. Gazneli Mahmud tarafından hapse atılan Muhammed’in yerine Müslümanlığı kabul e- den oğlu Ali getirildi. Bir süre sonra Ali’yi yeğeni Abbas tahttan indirdi. Güçlü bir hükümdar olan Abbas, Mandeş dağlarında bir hisar yaptırdı. Gazne hükümdarlığına bağlılığını bildirdi. Abbas, bir süre sonra Sultan İbrahim tarafından tahttan indirilerek yerine oğlu Muhammed geçirüdi. Barış içinde geçen bu devirde Selçuklular Gurîlere saldırdı. Muhammed’den sonra Gurîlerin başına Kutbeddin Haşan ve izzeddin Hüseyin geçtiler. Izzeddin Hüseyin birara Selçuklu hükümdarı Sencer’e esir düştüyse de iki yıl
sonra serbest bırakıldı (1109). Hüseyin’in son devirlerinde batıdaki Gurîler, Selçuklulara, doğudakiler ise Gaznelilere bağlandılar. Hüseyin’in ailesi 1150’de Gur kolu ve Bamiyan kolu olmak üzere ikiye ayrıldı. Hüseyin ölünce oğlu Seyfeddin Suri yerine geçti. Ülkeyi kardeşleriyle bölüştü. Gur bölgesini Kutbeddin’e, Tuharistan ile Kuzey Ba- miyan’ı Fahreddin’e verdi. Fahreddin’in soyu bu bölgede Bamiyan kolunu kurdu. Kutbeddin ise kardeşi Suri ile aralarında çıkan anlaşmazlık yüzünden Gazne’ye sığındı, fakat Gazne hükümdarı Sahram Şah, Kutbeddin’e pek güvenmediği için onu öldürttü (1146). Bu haberi alan Suri, Gazne üzerine yürüyerek şehri aldı. Bahram Şah, Ku- ram’e kaçtı. Orada, AfganlIlar ve Halacîler- den bir ordu topladı. Suri, Gazne’de sultanlığını ilân ederek, kardeşi Bahaddin’i Gur ülkesinin başına getirdi. Bahram Şah’ın yaklaşması üzerine Gazne’nin ilerigelenleri kendilerine karşı ayaklandılar. Suri, Gur’a kaçmağa kalkıştıysa da başaramadı. Yakalanınca idam edildi. Bu durumu öğrenen Ba- haddin Sam, Gazne üzerine yürümek için bir ordu topladı (1149); fakat, daha yolda iken, Kidan’da öldü. Bahaddin’in ölümünden sonra yerine kardeşi Alaeddin Hüseyin geçti. Kardeşinin yarıda kalan seferine devam etti. Zamindavar ovasında Tigirâbâd’- da Bahram Şahın ordusunu yendi. Bahraıh Şahın oğlu Devlet Şah bu savaşta öldü. Alaeddin, Gazne’ye doğru ilerledi. Gazne yakınlarında yeni bir Gazne ordusu onu durdurmağa çalıştı ise de başarı kazanamadı; Gaz- ne’yi alan Alaeddin, bütün gazne halkının kılıçtan geçirilmesi emrini verdi. Kısa bir zaman sonra Gazne bir harabeye döndü. Alaeddin, Gazne’den çekilirken Bustan’a geçti, şehri yaktırdı. Başkent, Fireykuh’a döndü. Selçuklu sultanı Sencer, Gazne olayı ile ilgilendi. Alaeddin üzerine yürümeye karar verdi, iki ordu, Hari-Rud vâdisinde Nâb denilen yerde karşılaştı. Ala- eddin’in ordusunda bulunan türk, halaç ve guz askerleri Sencer tarafına geçtiler, Gurîler yenildi, Alaeddin esir düştü. Kısa bir süre sonra Sencer’in sevgisini kazanıp tekrar Gur ülkesinin başına getirildi. Devlet işlerini yoluna koyduktan sonra Murgab vâdisini, Tulak kalesini ele geçirerek topraklarını kuzeye doğru genişletti. Herat şehrinde öldü (1156). Yerine oğlu Seyfeddin Muhammed geçti. Babası tarafından hapse atılan amca oğulları Gıyaseddin ve Muiziddin’i serbest bıraktı. Malahida’lar üzerine yürümek istedi. Fakat Gurların başarılı saldırıları sonunda bu işten vaz geçmek zorunda kaldı. Bir süre sonra Merv yakınlarında yapılan savaşta yenildi ve öldü (1162). O zaman, Alaeddin’in yanında bulunan Gı- yaseddin bin Sam, ordu tarafından Firuz- kuh’ta tahta oturtuldu. Fahreddin ile Bami- yan’da kalan Muiziddin, kardeşi Saıh’ın ya- nına gelerek ona yardımcı oldu. İki kardeş çok geçmeden Ebu Abbas’a başkaldırdılar. Fakat karşılarına Herat hükümdarı Taced- din Yalduz’dan yardım gören amcaları Fahreddin çıktı. Fahreddin, Gur bölgesinin yeğenlerinin değil, kendisinin olduğunu ileri sürüyordu. Belh hükümdarlarından yardım alan Fahreddin, büyük bir ordu hazırlayarak, yeğenlerinin üzerine yürüdü. Yapılan savaşta Taceddin ve Belh hükümdarları öldüğü gibi Fahreddin de esir edildi, iki yeğen onu saygıyle karşıladılar, daha sonra da serbest bıraktılar (1163). Bir süre sonra Gı- yaseddin kardeşi Muiziddin kumandasında bir ordu ile Gazne’yi ele geçirdi, kardeşini buraya sultan yaptı (1173). iki yıl sonra Sultan Sencer’in Tuğrul adlı kölesinin elinden, Herat’ı alan Gıyaseddin bu bölgenin hâkimi oldu. Bu sırada, Gazne soyunun son hükümdarı Hüsrev Malik, Lahor’da hüküm sürüyordu. Muiziddin yaptığı savaşta Hüsrev Malik’i yenerek bu sülâleye son verdi (1187). Hindistan içlerine kadar seferler yaparak burada Gurî hâkimiyetini kurdu. Gıyased- din, arkasında büyük bir imparatorluk bırakarak öldü (1202). O zaman kardeşi Muiziddin, Horasan’da bulunuyordu. Devletin başına geçerek Gur topraklarının yönetimini Alaeddin Muhammed adını alan am- cacı Ziyaeddin’e verdi. Kendisi de Hindistan işleriyle uğraştı. Lahor’u aldı (1191). Bu olaydan sonra Hakra üzerinde bulunan Bhantinda kalesini ele geçirerek, Delhi racası üzerine yürüdü. Delhi şehri bir süre önce, Tomara yahut Tumar kabilesinin e- linden, Çaühanlar tarafından alınmıştı. Bunlarm başkenti Acmer şehri idi. Muiziddin’in saldırısı zamanında Çauhanlarm racası Ray Pithora adiyle anılan Prithvi Rac idi. Ray Pithora, Kannauc racasının kızı ile evliydi. Muiziddin’in karşısına çıkmaktan çekindi. Muiziddin, racanın üzerine yürüdü. Ray Pithora, Delhi valisi olan kardeşi Gobind Ray ile Tiraori’de Muiziddin’i karşıladı. Yapılan savaşta yaralanan Muiziddin, ordusunun bozgununu önleyemedi, Lahor’a çekilmek zorunda kaldı. Bu olaydan sonra, Ray Pithora, Bhatinda üzerine yürüyerek şehri kuşattı, fakat alamadı. Muiziddin 1192’de yeniden sefere çıktı. Ray Pithora’yı Tarain denilen yerde yakaladı. İki ordu kısa zaman sonra savaşa başladı. Gobind Ray savaşta öldü, Ray Pithora da kaçarken yakalanıp Öldürüldü. Savaşı kazanan Muiziddin kısa bir süre sonra Savalakh’tan güneyde Acmer’e kadar Hansi ve Sarsuti (Sırsa) ve daha bazı yerleri alarak Gazne’ye döndü. Ülkenin geri kalan yerlerinin alınması için ordu kumandanı Kutbeddin Aybek’i görevlendirdi. Kut- beddin, bir süre sonra Mirath’ı ve 1193’te de Delhi’yi ele geçirdi. Aynı yıl Sultan Muiziddin, Kannauc üzerine yürüdü. Karşısına raca Calcand çıktı. Itava yakınlarında Çandvar’da, Camna nehri kenarında kendisine yetişti. Caicand bu savaşta öldü. Üç yüze yakın fili ele geçirildi. Muiziddin, Thankir ve az sonrada Gvaliyar şehirlerini aldı (1194). Kutbeddin ise ülkenin güneyinde ilerleyerek Acmer’den Uccayn ve Anhalvara’- ya (Nahrvala) kadar olan toprakları, Kalan- car’ı aldı (1202). Muiziddin bu seferlere katılmadı. Horasan işleriyle uğraştı, günden güne ilerleyen Harizmşahları durdurmağa çalıştı. Bu sırada kardeşi Gıyaseddin öldü. Saltanatı eline alan Muiziddin, Harizm ülkesine saldırdı. 1204’te Alaeddin üzerine yü- rüdüyse de başarı kazanamadı. Aynı zamanda, kendisine yardımcı olan Melik fzzeddin Hüseyin de onu bırakıp kaçtı. Bunun üzerine çoğu yaralı ve yorgun düşen ordusu ile Gazne’ye sığındı. Bu arada Lahor yakınlarında oturan Khokharlar, Gaznelilerin son hükümdarı Hüsrev Malik’e karşı ayaklandılar. Sultan, Pencap üzerine giderek bunları sindirdi. Fakat dönüşte İndüs nehri kıyısında Damyak denilen yerde, konakladığı sırada, daha önce kendisine çeşitli işkenceler yaptığı birisi tarafından öldürüldü. Muiziddin’in ölümünden sonra Gurî devleti parçalandı. Devletin Hindistan bölümündeki toprakları türk kumandanların eline geçti. Kutbeddin, Delhi’de kaldı; Kuram vâdisin- deki Kuraman’da bulunan Taceddin Yal- duz, Gazne’yi ele geçirdi. Gurî meliklerini Bamiyan’dan kovdu. Bundan sonra Gur hükümdarlığı tahtına Gıyased- din Muhammed’in oğlu Gıyaseddin Mah- mud çıktı. Mahmud, Muiziddin’in Gur hâkimliğine getirdiği Alaeddin’i tahtından indirdi. Harizmşah’m ısrarı üzerine, onun kardeşi Ali Şah’ı hapsettirdi (1212). Fakat bir süre sonra, Ali Şah taraftarlarınca, öldürüldü. Yerine geçen ve Ali Şah’ı serbest bırakan oğlu Bahaeddin bu hareketi ile Ha- rizmşah’a açıktan açığa meydan okudu. Ha- rizmşah, Firuzkuh’a saldırarak kaleyi aldı, bütün Gur topraklarını ülkesine kattı. Cihansuz’un oğlu, Alaeddin Atsuz, Harizm- şahlara bağlılığını bildirerek sultan oldu (1214). Aynı yıl Yalduz’un emri üzerine Gazneli askerlerin saldırısına uğrayan At- say, savaşta öldü. Hapsedilen Alaeddin Mu- hammed tekrar sultanlığa getirildi. Alaeddin, Yalduz’un ölümü ile Harizmşahlara bağlandı (1215), Harizm’e yerleşti, çok geçmeden de orada öldü. Gurî ailesinin Bami- yan kolu da aynı yıl Harizmşahlar tarafından ortadan kaldırıldı. Böyleci Gurî soyu dâ tarihe karıştı.
Gur, Gazne ve Horasan ülkeleri çok sürmeden Moğolların eline geçmeden, Harizm imparatorluğunun bir parçası haline geldi. Hindistan’da zaptedilen yerler daha uzun süre Gurluların elinde kaldı.
Türk Kölelerden Taceddin Yalduz, Muiziddin adını kestirdiği sikkelere koydurdu, kendisi de onun «kulu» unvanını aldı. Sind’i yönetimi altına alan Nasreddin Kabaça gibi Kutbeddin de kendi adına sikke kestirmedi, Muiziddin lakabını taşıdı. Bu köle hükümdarlar arasında en önemlisi birkaç kuşak Delhi’de hüküm süren soyun kurucusu Şemseddin iltutmuş idi. (m) Gurimir, Timurlular devletinin kurucusu Timur’un (1370-1404) Semerkant’taki türbesi.
Timur «emîr» unvanı ile anıldığından türbesine de «Emîrin mezarı» anlamına «Gur-ı Mîr». adı verildi. Timurlu sanatının çok önem verdiği türbe binası, 1390-1404 yılları arasında yapıldı. Mimarı isfahanlı Mehmed bin Mahmud’dur. Türbe dış görünüşüyle sekizgen bir kaide üzerinde yüksek silindirik bir kubbe kasnağı ile bunun üzerindeki yivli kubbeden kuruludur, içten bakınca da kare bir plana göre yapılmış ve her köşesinde bir eyvanın yer aldığı görülür, içten yarım küre bir kubbe ile örtülü türbede normal kubbenin üzerine yüksek silindirik bir kasnak aracılığıyle soğan biçiminde, yivli ikinci bir kubbe oturtulmuştur, kubbenin ise 34,09 m’dir. Gurimir’in dış kubbesi firuze ve mavi çini mozaiklerle, yüksek yivli kubbe ise daha çok sarı rengin hâkim olduğu çini mozaik bir kitabe ile süslüdür. Timur’un koyu yeşil yeşim taşından yapılmış sandukası üst salondadır

Yorum yazın