Gureba Mektepleri

Gureba Mektepleri

Gureba mektepleri,- kimsesiz, öksüz ve yetim çocukların okutulması için açılan eğitim kurumlan.
— ansİkl. Ask. tar. Gureba*ya yeni müslüman olanlar, arap ve acemler girerlerdi. Devlet hâzinesinden ulufe ve günlük tayın alan Gurebayı yemin*t, «Sağ garipler»; Gliret ayı yesar*a, «Sol garipler» adı da verilirdi. Gurebayı yemin, merkezdeki ordu sınıfının sağında yer alırdı, sağ cenahın muhafızıydı. Gurebayı yesar da sadrazama bağlı sancak muhafızlığı yapar, sol cenahta yedek kuvvet olarak beklerdi. Silâhları pala, mızrak ve eğerin başına asılı duran gaddare denen kılıçtı. Bu iki bölüğün bir başka adı da Aşağı bölükler*di. Bu adla anılmaları sipahi ve silâhtar bölüklere «baş bölükler» denmesi yiizündendir. Ulufeciyan ile gureba bölüklerinin bayrakları alaca renkliydi. Bu yüzden bu iki bölüğe Alaca bayrak da denilirdi. Gureba’nm öteki bölükler gibi bölük ağası, kethüda, kethüda yeri, kâtip, kalfa adlarıyle büyük (üst); başçavuş, çavuş adlarıyle küçük (ast) subayları vardı. Maaşlarını Divan’dan alan bir görevli, veziriazamın huzurunda kendilerine dağıtırdı. Gündelikleri dokuz akçeden başlar, ehliyet ve kıdemlerine göre yükselirdi. İstanbul’da özel kışlaları yoktu. Bir süre İstanbul’un çeşitli yerlerine, sonra daha kolay at beslenip yetiştirildiği için Edirne, Bursa yakınlarındaki köylere “yerleştirilirlerdi. İstanbul’da kalanlardan evliler kendi evlerinde, bekârlar ise genellikle Kurşunlu handa kalırlardı. Gureba ağaları harice çıkınca defter kethüdası olurlardı. Bunlar, baş ve orta bölükler gibi yalnız hükümdarın katıldığı savaşlarda bulunurlardı. Kanunî Sultan Süleyman sefere çıkışında yanına süvari bölüklerinden 300 kişi alırdı. Bu sipahiler savaş sırasında Dairei Hümayun’u korumakla görevliydiler. Gureba’dan bu göreve alınanlar da savaştaki hizmet ve yararlıklarından ötürü mükâfatlandırılır, kendilerine Sultanların vakıflarının yönetimi, devlet arazisinin ürün ve gelirlerinin toplanması, hıristiyan tebaadan vergi alınması gibi görevler verilirdi. 1591’den sonra kudretlerini arttıranlar, sefer olsun olmasın mülâzım yazılarak hizmet adiyle görevler ele geçirmeğe başladılar. Sipahiler daha sonraları bazen yeniçerilerle birlikte bazen de ayrı olarak Osmanlı yönetimine sık sık başkaldırdılar. Genç Osman olayında bunların da parmağı olduğu tarihçiler tarafından ileri sürülür, önce Mu* rad IV (1623-1640), sonra Köprülü Mehmed Paşa (öl. 1661) kendilerini disiplin altına sokabilmek için gerekli tedbirleri aldılar. Böy- lece yavaş yavaş yola getirildiler. Yeniçeri o- cağının kaldırılması (1826) üzerine bu kuruma da son verildi. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de bulunanlara gümrükten birer maaş bağlanarak bunlar emekliye çıkarıldı.
— Eğ. Gureba mektepleri*nin Özelliği, yatılı ve ücretsiz olmalarıdır. Osmanlı tarihinde, «gureba mektebi» özelliğini taşıyan, öğrencilerinin yatma, yeme ve eğitim ihtiyaçlarını karşılayan kuruluşlara önem verildiğini,
sıbyan mektepleri vakfiyeleri belirtmektedir. Fakat bu anlamdaki eğitim kuruluşlarından sayılan Enderun, Acemioğlanlar kışlaları ve Galatasaray, Türklere ve türk çocuklarına değü, türk olmayanlara ve kölelere mahsustu. Medreseler, bu adı taşımamakla beraber, müslüman çocukların alınması ve yatılı kurumlar olması bakımlarından gureba mektepleri içinde sayılabilir. Meclisi Vâlâ’ca ilk defa rüştiye mektepleri açılması düşünüldüğü zaman (1838) «iki adet yatılı gureba mektebi açılarak yetim ve öksüz çocukların bu mekteplerde okutulması» da kararlaştırıldı. Fakat sonradan bu okulların açılmadığı anlaşılmaktadır. Harbiye mektebinin ilk açılışında öksüz ve yetim çocukların burada okutuluşu, Harbiyenin de bu okullar a- rasmda sayılmasının doğru olduğunu gösterir. Hükümetin bu isteği ancak, Dârüşşa- faka’nın temelinin atılmasıyle gerçekleşti (1867). Ondan sonra açılan yatılı (leylî) o- kullara ücretsiz (meccanî) öğrenciler de alındı. 1908’den sonra açılan dârüleytam mektepleriyle bu konudaki çalışmalar daha da genişletildi,

Yorum yazın