Gürcistan Tarihi

Gürcistan Tarihi Hakkında Bilgiler

• Tarihöncesi
Son zamanlarda yapılan arkeoloji araştırmaları Paleolitik ve Neolitik devirlerde Gürcistan Sovyet Sosyalist cumhuriyetinde yaşayan insanlar hakkında daha çok bilgi edinilmesini sağladı. Alçak Kolhida düzlüklerinde, merkezî Gürcistan’daki Harami vâdisinde ve Güney Osetiya’da yapılan kazılarda Neolitik devre ait kalıntılar bulunmuştur. Bu bölgelerde davar besleyen ve tarımla uğraşan, çalıştıkları toprağa yerleşmiş kabilelerin yaşadığı anlaşılmıştır. Neolitik devre ait bulunan el değirmenleri ve taştan yapılmış oraklardan, Gürcistan’da tahıl tarımı yapıldığı ortaya çıkmıştır. Bu devirde toprak, taş kazmalarla kabartıl- maktaydı.
Eski devirlerde Kafkasya’ya madenciliğin a- nayurdu gözüyle bakılırdı. Gürcistan’da da Bronz devri M.ö. II. binyılın başında başlamıştır. B.A. Kuftin tarafından Trialeti’de yapılan araştırmalardan ilgi çekici sonuçlar elde edilmiştir. Bu bulgulara göre, M.ö. II. binyıl boyunca merkezî Gürcistan’da davar besleyen kabileler yaşamaktaydı. Bunların önderleri zengin ve güçlü kişilerdi. Nitekim kral mezarları olan tümseklerin içinden bu devre ait altın ve gümüşle işlenmiş testiler çıkmıştır. Bunlardan bazılarının üstüne bu insanların Asya kültlerinin etkisinde kaldıklarını gösteren ve dinî törenleri canlandıran resimler basılmıştır.
• Gürcü milletinin kaynakları. M.ö. I. bin- yılm başlarında Asur ve daha sonra Urartu (Ermenistan) tutanaklarında bugünkü Gürcülerin ataları olan halklardan söz edilmektedir. Bundan başka bunların arasında daha sonra Gürcistan’ın güneybatı eyaletlerinden biri olan ve Tao’ya yerleşen Taohoi’lerin atası Diauhi ya da Diaeni adlı bir mületle, bir de Karadeniz’in doğusunda geniş topraklara sahip olan Kolçi’lerin atası Kulha adlı
bir milletten de bahsedilmektedir. Varlıklı Kolçi’lerin ünü çok erken devirlerde Yunanistan’a kadar yayılmış ve bu Medeia ile «Altın post» efsanesinde sembolik bir şekilde yerleşmiştir.
Gürcülerin ilk dönemlerinde adı geçen diğer halkların arasında Asurlularm Tabali ve Muski dedikleri kabileler de yer alır. E- zekiel bunlardan Tubal ve, Meşeç (Muşki), klasik yazarlar da Tibareni ve Moskoi diye bahsederler.
VII. yy.da Kimmer’lerin Anadolu’yu istilâsı sonucu Gürcistan’a buradan birçok kavim gelmiş, bunlar sonradan Kura vâdisinde yaşayan yerli halkla kaynaşmıştır. Nitekim Milâttan hemen sonraki yüzyıllarda burada ö- nemli bir krallık olan Iberia krallığı kurulmuştur. Bu krallık bugünkü Kartliya ve Kâhetia bölgeleriyle Samtshe ve Güneybatı Gürcistan’ı içine alıyordu. Batıda kalan Kol- çis’te ise Müetos’lu yunan sömürgecileri vardı. Kolçis, bir süre sonra Pontos kralı Mithradates’in hâkimiyeti altına girdi, Pom- peus’un akınları sonunda ise M.ö. 65’te i- beria, Kolçis ve Gürcistan’ın Karadeniz kıyılarına Roma hâkim oldu.
# Ortaçağlar. Gürcistan 330’da Hıristiyanlığı kabul etti. Bundan sonraki üç yüzyıl boyunca Gürcistan, Bizans ve İran imparatorlukları arasında çıkan anlaşmazlıklara sahne oldu. Karadeniz kıyısında yer alan Lazika, Bizans ile yakın ilişkiler kurdu, ibe- ria ise İran denetimi altına girdi. V. yy.da ortaya çıkan kral Vahtang Gorgaslani adlı efsanevî bir kahraman ancak bir süre için Gürcistan’ın mülî bağımsızlığını koruyabildi. 531-579 Arasında Sasanîlerin hükümdarı olan Hüsrev I, Iberia krallığını ele geçirdi. Bundan sonraki üç yüzyıl boyunca her eyalet bölgenin nüfuz sahibi kişileri tarafından yönetildi. Bu yöneticiler sıra ile İranlIlara, BizanslIlara ve M.S. 654’ten sonra da Araplara hizmet ettiler. M.S. 654’- ten sonra arap halifeleri Tiflis’te bir emîrlik kurdu.
Bundan bir süre sonra milliyetçilik hareketleri gelişti, sonunda Gürcülerin toprak- larıyle akraba olan Iberia’lı ve KafkasyalIların yaşadıkları bütün topraklar birleşti. Bu hareket, eskiden beri Ermenistan ilişkilerinde önemli bir rol oynamış bulunan Bag- ratlılar ailesi tarafından gerçekleştirildi.
VIII. yy.ın sonuna doğru Bagratlılardan Büyük Aşot I, Güneybatı Gürcistan’da Tao’- daki Artanuji’ye yerleşti. Bizans imparatoru tarafından kendisine kyropalates (sarayın bekçisi) sıfatı verilen Aşot I, bir süre sonra bizans imparatorlarının ve arap halifelerinin zayıflamasından yararlanarak kendini İberia hanedanının vârisi ilân etti. Kral Bagrat III (975-1014), daha sonra Doğu ve Batı Gürcistan’daki bütün prenslikleri bir merkez etrafında toflayarak devleti kurdu. 1122’ye kadar müslümanların elinde kalan Tiflis bu tarihte kral David II Agmaşene- beli (1089-1125) tarafından Gürcistan’a ka- tıldı.
Gürcistan devletinin en güçlü ve parlak dönemi kraliçe Tamara’nın hüküm sürmüş olduğu dönemdir. Bu devirde devletin sınırları Azerbaycan’dan Çerkezistan’a, Erzurum’dan Gence’ye (Kirovâbâd) uzanıyordu. Gürcistan bir Kafkas Birliği imparatorluğu haline gelmişti; Trabzon ve Şirvan da imparatorluğa bağlı birer prenslik cıurum cnr ydı. Fakat 1220’den sonra Moğolların T< ar afkasya’ya akınlar yapmağa başlam. •» > ¡e birlikte Gürcistan’ın altın çağı da sena ermiş oldu. Doğu Gürcistan, Hülâgû sülalesinden gelen moğol İlhanlIlara bağlı bir prenslik haline geldi. Şuram sıradağlarının batısında kalan İmeretia bölgesi de yine Bagrat’lı yöneticilerinin soyundan gelen prenslerin idaresinde bağımsızlığını korudu. «Parlak» diye a- nılan Gürcistan kralı Giorgi V zamanında (1314-1346) Gürcistan Kr dereceye kadar to- parlandıysa da Timur’un 1386-1403 yılları arasında giriştiği akınlar ülkenin İktisadî ve kültürel hayatında bir daha onarılması imkânsız yaralar açtı. Tek merkeze bağlı Gürcistan krallığının son kralı Alek- sandr I oldu (1412-1443). Önün ölümünden sonra oğulları krallığı küçük prensliklere bölerek aralarında paylaştılar.
• Türk ve Fer s hâkimiyeti. Türklerin 1453’- te İstanbul’u almasıyle Gürcistan’ın batılı hıristiyanlarla bütün bağları koptu. 1510’- da Türkler imeretia’yı istilâ ederek başkent
Kytaisi’i işgal ettiler. Kısa bir süre sonra da İran şahı İsmail I, Kartabinia’yı ele geçirdi. Her ne kadar Korkunç ivan ve bazı Moskova prensleri Gürcistan’daki küçük hı- ristiyan krallıklarıyle ilgilendilerse de, ülkeyi paylaşan müslüman kuvvetleri karşısında başarıya ulaşamadılar. 1578’de Türkler bütün Transkafkasya’yı ve Tiflis’i almışlardı. Fakat Şah Abbas I (1587-1629) Türkleri buradan çıkararak bölgeye hâkim oldu. Abbas I, binlerce hıristiyan Gürcü’yü 1- ran’m uzak bölgelerine sürdü. Mukran hanedanına bağlı genel valiler zamanında Gürcistan’da bir süre sükûnet hüküm sürdü. 1658-1723 Arasındaki bu dönemde Gürcistan’ı şahların himaye ettiği genel valiler Tiflis’ten yönetti. Muhranî yöneticilerinin en ünlüsü 1703-1711 arasında Kartliya’da valilik, 1723’e kadar da fasılalarla krallık yapan Vahtang Vl’dır. Çıkardığı kanunlarla ün kazanan Vahtang, Gürcistan’a matbaayı getirdiği gibi bilim adamlarından meydana gelen bir komisyonu Gürcistan’ın vakayinamelerini hazırlamakla görevlendirmişti. Fakat 1722’de Safevî hanedanının çökmesiyle Gürcistan yeniden OsmanlIlar tarafından istilâ edildi. Bu sefer de Türkleri, pers hükümdarı Nadir Şah çıkardı. Nadir Şah Kartliya’yı Bagratlıların Kakia sülâlesinden gelen Teymuraz’a (1744-1762) verdi. Teymu- raz’m ölümünden sonra oğlu Erekle II, Kartliya ve Kahetiya krallıklarını birleştirdi, merkez Gürcistan olmak üzere bir Kafkas devletleri birliği kurmağa çalıştı. Kral So- lomon I (1752-1874) yönetimindeki İmeretia da Türk hâkimiyetinden çıktı.
• Rusya’ya katılma. Lezgia dağlılarının Dağıstan’dan çıkarak yaptıkları akınlar Gürcistan’ı İktisadî bir baskı altına alıyor ve ortaya birçok güçlük çıkarıyordu. Bu sebeple Erekle, Rusya’ya dönük bir siyaset izlemeğe başladı. 24 Temmuz 1783’te Erekle ile Büyük Ka terina arasında Georgievsk antlaşması imzalandı. Buna göre Rusya Gürcistan’ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına alıyor, Erekle de Rusların metbuluğunu kabul ediyordu. Fakat Rusya yeni müttefiğini kısa bir süre sonra yalnız bıraktı. Nitekim Erekle ve Gürcüler iranlı Ağa Muhammed Han Kaçar’ın azgın ordularına tek başlarına karşı koymak zorunda kaldılar. Tiflis 1795’te yağma edildi. Erekle, 1798’de üzüntüsünden öldü. Oğlu Giorgi XII krallığı kayıtsız şartsız deli imparator Pavel I’in eline teslim etmeğe hazırlandığı bir sırada Pavel I ve Giorgi XII anlaşmayı gerçekleştiremeden öldüler. 1801’- de Aleksandr I, Pavel’in Kartliya ve Kahe- tiya’yı Rus imparatorluğuna katma fikrini yeniden ortaya attı. 1783 Antlaşmasına aykırı olarak Bagratlı hanedanı bir kenara bırakılarak yerine Rus asker valiler getirildi. Valiler krallık ailesinden hayatta kalanları ülkeden sürdüler ve halk ayaklanmalarına yolaçacak şekilde hareket etmeğe başladılar. Batı Gürcistan’daki İmeretia krallığı 1810’da Guria, Mingrelia, Svanetia ve Abhaziya’da 1829, 1857, 1858 ve 1864’- te Rusya’ya katıldı. Uzun süre osmanlı yönetiminde kalmış olan Poti ve Batum li- manlarıyle Güneybatı Gürcistan toprakları da 1877-1878 savaşıyle son bulan çeşitli çarpışmalarla Türklerden alınarak Rusya’ya katıldı.
« Millî dirilig. Dağıstan’lı Lezgi’ler, 1- ranlılar ve Türklerle çarpışan Ruslar, sonunda bütün Gürcistan’ın millî birliğine kavuşmasını sağladılar. Genel vali prens M.S. Vorontsov’un zamanında (1845-1854) ticaret ve ekonomi hızla gelişti. Tiflis’te çeşitli kurumlar kuruldu, bir de tiyatro açıldı. 1861’- de rus kölelerinin hürriyetlerini elde etmelerinden sonra, 1864’ten itibaren de Gürcistan’da köylüler ağır şartlar altında bile olsa kölelikten kurtuldular. Eski ataerkil yaşayış sistemi eğitim sayesinde yavaş yavaş değişmeğe başladı. Gürcistan Avrupa’nın etkisi altına girdi. 1872’de Tiflis – Poti arasında bir demiryolu yapıldı. Rus, ermeni ve batılı işadamları maden ocaklarını çalıştırmağa, fabrika ve büyük işletmeler kurmağa başladılar. Köylülerin huzursuzluğu, işçi sınıfının gelişmesi, keyfî ruslaştırma siyaseti ve Aleksandr IIl’ün (1881-1894) bunu zorla azınlıklara benimsetmeğe çalışması işçiler arasında kaynaşmalara ve orta sınıf içinde millî duyguların gelişmesine yolâçtı. Çarlık siyasî bir teşkilâtın kurulmasına izin vermediği için sosyal konular gazetelerde,
romanlarda ve mahallî meclislerde hararetle tartışılır oldu.
«Millî dirilişsin önderi prens ilya Çavça- vadze (1837-1907) idi. Çavçavadze aynı zamanda Pirveli dasi ya da «ilk grup» adını taşıyan edebî ve toplumsal bir akımın da başıydı. Bu grubu , Giorgi TseteelÎ’nin (1842- 1900) yönettiği ve daha radikal olan bir «ikinci grup» (More dasi) izledi. Bunun arkasından da 1893’te Noe Zhordania (1868 -1953), Karlo Çheidze ve diğerlerinin kurarak yönettiği, aslında kanun dışı sosyal demokrat bir parti olan «Üçüncü grup» (Mesame dasi) ortaya çıktı. Bu «Üçüncü grup» marksist öğretiyi benimsemişti, 1898’den sonra üyelerinin arasına Yosef Diugaşvili de (Stalin) katılmıştı. Fakat îordania başkanlığındaki menşevikler partide denetimi ellerine geçirince Stalin, Lenin ile birleşmek üzere Kafkasya’dan ayrıldı.
Rusya’daki 1905 ayaklanması Gürcistan’da çeşitli karışıklıklara ye gerilla savaşlarına sebep oldu. Bu karışıklıklar daha sonra Kazaklar tarafından son derece kanlı bir şekilde bastırıldı. 1917 Mart ihtilâlinden sonra Transkafkaslardaki Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan, Petrograd’ın denetimindeki Ozakom adlı bir komite tarafından yönetilmeğe başladı. Aynı yıl bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesi Transkafkasya’mn aslında menşevik olan siyaset adamlarını Rusya’dan ayrılmağa zorladı. Biraz da istek dışı meydana gelen bu ayrılıktan sonra yeni bir Transkafkas yönetimi kuruldu. Fakat milliyetçi tutumlar ve batıdan gelen Türklerin ilerlemesi karşısında yeni birlik dağıldı. 26 Mayıs 1918’de Gürcistan bağımsız bir devlet kurarak Almanların himayesine sığındı. Fakat 1918’de Almanların yenilgiye uğraması üstüne, Ingilizler Gürcistan’ı işgal etti. Gürcüler İngiliz işgalinden memnun olan Anton Denikin ve ona bağlı olan Beyaz Ruslar’ı bolşeviklerden daha tehlikeli gördükleri için çarlık rejimini yeniden kurmak için girişilecek bir harekete katılmayı reddettiler ve Ingilizler 1920 temmuzunda Ba- tum’u boşalttılar.
Müttefikler Gürcistan’ın bağımsızlığını 1920 ocağında tanımışlardı. 7 Mayıs 1920’de yapılan bir Rus-Gürcü antlaşmasıyle S.M. Ki- rov yönetiminde bir rus heyetinin Tiflis’e yollanmasına karar verildi. Bu heyet Gürcistan’daki rejimi devirmek ve bolşevik yönetimin kurulması için gerekli zemini hazırlamakla görevlendirilmişti.
• S.S.C.B.’ye katılma.1921 Ocağında müttefikler Gürcistan cumhuriyetini tanıdıklarını bildirdiler, fakat Gürcistan Milletler cemiyetine kabul edilmedi. Bundan bir ay sonra gürcistanlı iki bolşevik önder Stalin ve Ordjonikidze’nin emirleriyle hareket eden Kızıiordu, Gürcistan’a girdi ve 25 şubatta Tiflis’te sovyet rejimi kuruldu. Stalin ve Ordjonikidze kendi ülkelerinde bir Sovyet cumhuriyeti kurduktan sonra Gürcistan’ı federal bir Transkafkas Sovyet Sosyalist cumhuriyetine kattılar ve ülkenin muhtariyetine son verdiler. Milliyetçilik akımlarını yok etmek ve ülkeyi diğer Sovyetlerle kaynaştırmak amacıyle bir süre bir baskı rejimi uygulandı. Eylemci milliyetçiler yok edildi, Gürcistan kilisesi dağıtıldı, hattâ Gürcü Komünist partisi bile mahallî milliyetçilerden arındı.
Menşevik gürcülerin daha önceden bütün önemli sanayii mülîleştirme şeklinde bir sosyalist siyaset gütmüş olmaları, yeni düzenin yerleşmesine yardımcı oldu. Fakat köylüler birkaç kere komünist, rejime karşı ayaklandılar. Raikosro Cologaşvili’niri önderliğini yaptığı 1924 ayaklanması bunların en yıkıcı olanıydı ve Kızıiordu tarafından bastırıldı.
5 Aralık 1936’da Transkafkas Federal cumhuriyeti dağıtıldı. Gürcistan S.S.C.B.’nin a- sit üyesi oldu. Stalin anayasası ülkeye ve yurttaşlarına istedikleri zaman S.S.C.B.’den ayrılmak da dahü olmak üzere birçok hak tanıdı. Eski mahallî bolşevik önderlerin birçoğu 1936-1937 yıllarında Troçki taraftarı oldukları sebebiyle temizlendi. Sovyet Gizli polisi N.K.V.D.*nin başına geçen L.P. Be- ria bir gürcüydü. Tarımın kolektifleştirilmesi ve sanayileşmesi kısa zamanda başarıldı. Gürcistan Bilim akademisi de dahil olmak üzere kamu yararına birçok kurum açıldı. Halk sağlığı ve öğretim alanında büyük gelişmeler oldu. Gürcistan 1960*ta S.S.C.B.’nin
maddî yönden elde ettiği servetlerden önemli ölçüde yararlandı. (Bk, EK CİLT).
9 Nüfus, yönetim ve sosyal şartlar. 1959 Sayımına göre Gürcistan’ın nüfusiı 4044045’- tir. Bu nüfusun yüzde 58’i, yani 2 333 148’i kırlarda, 1 712 897’si de şehirlerde yaşamaktadır. Nüfusun büyük çoğunluğunu (yüzde 64) Gürcüler teşkil eder. Yüzde ll’ini er- meniler, yüzde 10’umı da ruslar meydana getirir. Daha küçük .azınlıklar halinde yaşayanlar da acarlar, abhazlar ve osetlerdir. 34 Şehir ve 37 idare bölümü vardır, bunların en büyüğü başkent Tiflis’tir. 694 664 nüf. Diğer büyük şehirler 128 203 nüfuslu Kytais, Acâristan Muhtar Sovyet Sosyalist cumhuriyetinin başkenti Batum (82 328 nüf.), Abhas Muhtar S.S.C.B.’hin başkenti Suhumi (64 730 nüf.), Rustavi (62 395 nüf.) ve eski adı Staliniri olan Güney Osetya (Yu- go-Osetiniskaya) Muhtar Oblast’ının başkenti Tshinvali’dir (21 641 nüf.). (Bk. EK CİLT) Gürcistan S.S.C.B.’nin anayasası 1936’da kabul edilmiştir. 1959’da seçilmiş olan Yüksek Sovyet şûrası 368 milletvekilinden meydana gelir. Cumhuriyet İdarî olarak bağımsız şehir ve Rayon*lara bölünmüştür. Devrim’den sonra modern sosyal kurumlar Gürcistan’da da yer almış, öğretim, edebiyat ve sağlık gibi kamu hizmetlerinde büyük ilerlemeler yapılmıştır. 1960’ların başında hastahanelerinin sayısı 660’m üstündeydi. Doktorların sayısı da nüfusa oranla oldukça yüksektir (10 000 kişiye 30 doktor). Karadeniz kıyıları boyunda birçok sanatoryum ve dinlenme evi vardır. Bunlar S.S.C.B.’nin her tarafından gelen insanlarla dolup taşar. Sanat ve hayal gücü yetenekleri yüksek olan Gürcüler öğretime de çok önem/Vermişlerdir. Tiflis’te bir Bilim akademisi Ve bir Tarım Bilimleri akademisi vardır. Bütün ülkede 155 bilim kurumu, 18 yüksek öğretim kuruluşu ve 4 500’ü aşkın okul vardır.
Her ne kadar millî kıyafetlere günlük hayatta artık yer verilmiyorsa dâ bunlar bayramlarda hâlâ giyilmektedir. Geleneksel gürcü halk müziğini ve halk danslarını yaşatan birçok topluluk vardır. Bü toplulukların ünü S.S.C.B.’nin de sınırlarını aşarak dünyaya yayılmıştır. Tiflis’te bir gürcü operası ve balesi de bulunmaktadır.

Yorum yazın