Güney Afrika Tarihi

Güney Afrika Tarihi Hakkında Bilgiler

Güney Afrika Cumhuriyeti

Güney Afrika birliğinin ilk dönemleri (1919-1939). Britanyahlarla Boer’ler arasında bir uzlaşma ihtimali doğunca, Güney Afrika yüksek komiseri lord Selbome dört bölgenin (Kap, Natal, Orange, Transvaal) bir federasyon halinde birleştirilmesi konusundaki eski tasarıyı yeniden ele aldı (1907) ve önce Durban’da, sonra Kap’ta (1908 – 1909) anayasa hazırlamakla görevli bir millî konvansiyon topladı; dört koloni ve Londra parlamentosu tarafından kabul edilen (20 eylül 1909) South African act, 31 mayıs 1910’da yürürlüğe girdi. Güney Afrika birliği adını alan yeni devlet, Londra tarafından beş yıl için tayin edilen genel vali, Bakanlar kurulu (Pretoria’da toplanır), 40 üyelik bir senato ve 153 üyelik bir Millet meclisi (Cap’ta toplanır), bir Yüksek mahkeme (Bloemfontein’da toplanır) tarafından temsil edilen güçlü bir merkezî iktidara sahipti. Eyalet hükümetlerinin görevleri ise öğretim ve sosyal hizmetlerle ilgiliydi. Birliğin iki resmî dili vardı: İngilizce ve hollanda dili (1925’te yerini Afrikaancaya bırakmıştır). Büyük Britanya hükümeti, birinci hükümetin başına Botha adlı afrikaander generali getirdi. Smuts’tan yardım gören ve Ilımlı Afrikaner parti tarafından desteklenen general, İngiliz menşeli yurttaşlarıyle ve Büyük Britanya ile işbirliğine girdi. Bunun sonucu, daha o zamanlardan bağımsızlığı amaç edinen milliyetçi partinin (Hertzog, Malan) saldırısına uğradı. Botha Almanya’ya savaş açtı (ağustos 1914), 1914 ekiminde patlak veren İngiltere aleyhtarı bir ayaklanmayı bastırdı ve komşu alman sömürgelerini ele geçirdi (Güneybatı Afrika’dakiler 1915; Doğu Afrika’daküer 1916). Büyük Britanya Savaş kabinesinde yer alan Smuts (1917), Britanya Milletler topluluğunun (Commonwealth) görünüşünü savundu ve Milletler cemiyeti üstüne bir tasarı hazırladı; bu tasarı Wilson tarafından onaylandı (1918). Botha’nın yerine geçti (1919-1924), zenci (1920) ve beyaz (1922) maden işçilerinin grevlerini bastırdı. 1921’de azınlığa düşerek Birlikçi parti üe (burjuva sınıfından Britanya asıllı Güney Afrikalıların partisi) bir koalisyon hükümeti kurdu; o zaman İngiliz İşçi partisinin ve Britanya alehtarı Milliyetçi partinin ortak muhalefetiyle karşılaştı. 1924 Seçimlerini Milliyetçi parti kazanınca, parti başkanı general Hertzog başbakan oldu (1924-1939) ve 1926 İmparatorluk konferansında, ülkesinin hükümranlığım ve millî bağımsızlığını elde etti (bu durum 1931’- de Westminster statüsü ile onaylandı). Dünya buhranından doğan güçlükler karşısında Smuts, 1933*te Hertzog kabinesine girdi. Milliyetçi partiyle Afrikaner parti 1934’te, tek parti halinde birleşti. Bu kaynaşmaya yanaşmayan Dr. Malan, bir «katı milliyetçi» parti kurdu.

1939’dan önce apartheid siyaseti. Zencilerin sayıca üstünlüğü ve Gandhi’nin, 1906*- dan sonra davalarını savunmakta olduğu hint asıllı halkın Natal’da nispî bir çoğunluk kazanması sebebiyle, ırk meselesi daha 1910’da kendisini şiddetle duyurdu.
İktidarı korumak için beyaz azınlık bütün siyasî hakları kendinde topladı ve zencilerin rezervler (yüzölçümün yüzde 70’i) dışında mülkiyet edinmesini yasakladı (1913); böylece toprak, fabrika ve maden işçileri durumuna düşen zenciler, ücretlerini sınırlayan 1911 yasası ile işverenlerine tabi kılındılar. 1921’de parlamento, zencilerin çalıştırılmadıkları şehirlere girmesini yasaklayarak ayırım siyasetini başlatmış oldu (Af- rikaancada apartheid). Zencilere, hükümetin tayin ettiği, sırf danışma göreviyle sınırlandırılmış, bir Temcilsiler meclisi kurma hakkını tanıyan 1936 kanunları, zenci halkın durumunda hiç bir değişiklik yaratmadı. Birlik 1919-1920’de Milletler cemiyetinden’Güneybatı Afrika üstünde C tipinde bir manda sağladı; burası alman asıllı küçük bir beyaz azınlığın hâkimiyetindeydi ve çok geçmeden nasyonal-sosyalist propagandanın etkisi altında kaldı.

İkinci Dünya savaşı (1939-1945) ve* ırk ayırımının artışı (1945-1954). Hertzog, parlamentonun savaş karşısında tarafsız kalmasını istedi (eylül 1939). Çoğunluk tarafsızlık siyasetini kabul etmeyince Hertzog görevinden çekilmek zorunda kaldı. Yeni hükümeti kuran Smuts (1939-1948) nazizm taraftarlarıyle mücadele zorunda kaldı.
Milliyetçi afrikaanderler öç alma fırsaiı arıyorlardı. Bunlar normal olarak Büyük Britanya’da ve beyaz ırktan olmayanlara düşmanlık besliyorlardı. Almanya’dan ve Orta Avrupa’dan gelen unsurların katılmasıyle güçlendiler. Afrikaanderlerin ingilizlerden, beyazların siyahlardan üstün olduğunu ilân eden Dr. Malan’ı desteklediler. Milliyetçi afrikaanderlerin eylemleri, IncÜ’den çok Kutsal Kitap’a bağlı bir Hıristiyanlığı nazizmle bağdaştıran hollandalı kilise papazlarının ve siyaset adamlarının Afrikaanderler üstündeki etkisiyle desteklendi.

«Yoksul beyazlar», bu alanda kendilerinden daha kıt görüşlü olan İngiliz azınlığın gücünü kırmak için, tam bağımsızlık istediler. 1948 Seçimlerinde Dr. Malan’m partir sinin kazandığı zafer, ucuz, yerli elemeği olmadıkça, yabancı rekabetine dayanışmayacağına inanan köylülerin, ona nasıl bir kitle desteği sağladığını gösterir. Seçim bölgeleri arasındaki eşitsizliğin de kolaylaştırdığı bu başarı, Dr. Malan hükümeti zamanında (1948-1954) apartheid siyasetini hızlandırdı: dar bir bölgeye yerleştirilmiş olan (1946) Natal Hintlileri oy hakkından yoksun bırakıldılar (1948). Hükümet, zenciler hak- kındaki kısıtlamaları da arttırdı; ırklara- rası evlenmeleri yasakladı (1950) ve hürriyetleri gittikçe daha çok kısan bir siyaseti benimsedi: yerlilerin Temsilciler meclisi kaldırıldı; «Yurttaşlık yasası» bir Britanya göçmeninin Güney – Afrika yurttaşlığına girebilmesi için gereken ikâmet süresini u- zattı; «komünizmi önleme yasası» beyazların hürriyetlerini kısıtladı (1950); 1953 tarihli bir yasa, yetkili makamlara, yasa uygulamasını âcil durumlarda geçici olarak durdurma hakkını tanıdı. Sadece Anayasa ile parlamento kararları bu hakkın dışında tutuldu.

Milliyetçi ve ayrılıkçı siyasetin güçlenmesi ve Güney-Afrika cumhuriyetinin doğuşu (1954-1961). Sürekli ayrılmalarla zayıflayan Birleşik parti, hükümetin keyfî davranışlarını yermekle yetindi. Hükümet, Birleşmiş milletlere rağmen, birliğin her iki meclisine de Güneybatı Afrika’daki küçük beyaz azınlığın temsilcilerini yollayarak durumunu pekiştirdi (1949); 1953 seçimleri sırasında çoğunluğunu daha da arttırdı. Bu yüzden Dr. Malan’m halefleri olan Strijdom (1954-1958) ve Verwoerd (1958’den sonra), onun siyasetini daha da sertleştirdiler; Kap’lı melezler (Cape-Coloured) sonunda beyaz seçmenler listesinden çıkarıldılar (1956). Bu durum, Hintlilerle (Güney Afrika Hintli kongresi), 1952’deki Afrika Millî kongre- si*nde bir «meydan okuma» (yurttaşlararası itaatsizlik) hareketine girişen zencilerin teşkilâtlı muhalefetiyle karşılaştıysa da, bu muhalefet sert bir şekilde bastırıldı. Hareketin öncüsü £lbert Luthuli 1956’da vatana ihanetle suçlânarak tutuklandı. Fakat direnme hareketi durmadı ve elli kişinin öldüğü Sharpeville nümayişlerine (1960) yolaçtı. Güneybatı Afrika’daki siyaseti yüzünden çatıştığı Birleşmiş milletlerin sürekli ithamlarından bunalan; gerici apartheid siyaseti yüzünden de öteki commonwealth devletleri tarafından devamlı olarak tenkit edilen ve senatoyu kendi istediği gibi yeniden kuran (1955) Milliyetçi parti, referanduma gitti. Referandum, monarşinin kalkıp cumhuriyetini üânıyle (850 000 lehte, 775 000 aleyhte oy) ve daha Güney Afrika cumhuriyeti (31 mayıs 1961’de ilân edüdi) resmen kurulmadan yani Büyük-Britanya’dan tama- mıyle bağımsız bir devlet olmadan, Britanya Milletler topluluğundan (Commonwealth) ayrılmakla sonuçlandı. Yeni devletin ilk cumhurbaşkanlığına 1961’de C.R. Swart seçildi. Güney Afrika, kuruluşundan beri izlediği ayrımcı bir siyaseti (apartheid) daha benimsenebilir duruma sokmak ve zencileri sanayi bölgeleri dışında tutmak için, 1959’da bantu’lardan meydana gelen millî birliklerin kurulması kararlaştırıldı. Aslında, amaç zencileri belli bölgelere yerleştirmekti; onlar bu bölgede sözde eşit şartlarda ayrıca geliştirilecekti. Bu millî ünitelerden ilki olan Transkei, 1963’te iç muhtariyeti elde etti, öbürleri, özellikle Suskei onu izledi. Fakat beyazlar bölgesindeki emek ihtiyacı, coğrafî ayırımı imkânsız kıldı. Bantu’lar siyaseti bırakıldı ve beyaz ırk üstünlüğü sistemine dönüldü (Zencilerin Çalışma yasası, 1965). Buna karşılık, baskı siyaseti değiştirilmedi. Afrika millî kongresi (A.N.C.) ve onun beyaz ırk aleyhtarı kanadından 1958’de doğan Fan Afrika kongresi (P.A.C.) hareketi 1960’ta yasaklandı. Sharpeville’de (1960) ve Transkei’de (1963) meydana gelen kanlı olaylar üzerine yargılamadan hapsetme cezası uygulayan bir yasa kabul edildi. Bunun sonucu özellikle Afrika Millî kongresi üyeleri, gizli «Umkonto We Siswe» (Ulus Mızrağı) teşkilâtı militanları ve Komünist partisi üyeleri arasında tutuklamalar çoğaldı.

Hükümetin ırk siyasetindeki gelişmeleri izlemek için 1962’de Birleşmiş Mületler teşkilâtında kurulan komitenin, aleyhte rapor vermesi üzerine Birleşmiş Milletler asamblesi, birçok defa, üyelerinden Güney Afrika ile siyasî ilişkileri kesmelerini ve mallarına boykot etmelerini istedi. Bu isteğe u- yan olmadı. Ayrıca 1964’te Lagos’ta toplanan Afrika Birliği teşkilâtınca (O.U.A.) alınan kararların da pek etkisi görülmedi. Hiç bir şey apartheid taraftarlarını tehdit eder gibi görünmemektedir. Millî parti, durumunu daha da pekiştirdi; parlamentoda, 1961 seçimlerinde 106 sandalye kazanmışken, 1966 seçimleriyle 126 sandalyeye sahip oldu. Bununla birlikte iki toplum arasında çatışma tehlikesi ciddiyetini kaybetmemiştir.

Başbakan H. Verwoerd’in bir beyaz tarafından öldürülmesi (eylül 1966) ve onun yerine adalet bakanı B.J. Vorster’in Milliyetçi parti tarafından öne sürülmesi, Güney Afrika’ya temel değişiklikler getirebilecek nitelikte değildir.

Etiketler:

Yorum yazın