Erzurum ve Sivas Kongresi

Erzurum ve Sivas Kongresi Hakkında Bilgiler

Erzurum ve Sivas KongresiAnadolu’nun değişik yerlerinde kurulan çeşitli dernekler, tutulması gereken yol konusunda farklı görüşler ileri sürüyorlardı. Mustafa Kemal, ulusal birlik ve bütünlüğün oluşturulması, kesin karar alınması için ulusal bir kongrenin toplanmasından yanaydı. Vilâyeti Şarkiye Müdafaayı Hukuku Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi’nin düzenlediği kongreye Mustafa Kemal oybirliğiyle başkan seçildi. 23 Temmuz-7 Ağustos (1919) tarihleri arasında kongrede, vatanın bütünlüğü, ulusal iradenin
egemenliği ilkesi kabul edildi; manda ve himaye reddedildi; geçici bir hükümet kurulması, Millet Meclisi’nin toplanması kararlaştırılarak dokuz kişilik bir Heyet-i Temsiliye seçildi (başkanlığına Mustafa Kemal getirildi). 4 Eylül-11 Eylül (1919) tarihleri arasmda Mustafa Kemal’in başkanlığında toplanan Sivas Kongresi’nde de, Misak-ı Milli (Ulusal And) ilkeleri saptanarak, bütün direniş örgütlerinin tek merkezden yönetilmesi kararlaştırıldı. Kongreden sonra Mustafa Kemal, sadrazama çektiği telgrafta meşru bir hükümet işbaşına geçinceye kadar, İstanbul’la bütün görüşmelerin kesileceğini bildirdi; illere çektiği telgraflarla da, milletvekili seçiminin bir an önce yapılması gerektiğini duyurdu. Sivas’ ta İrade-i Milliye adlı bir gazete yayınlattı (13 Eylül 1919). Ayrıca padişaha, ülkenin yönetimi konusunda tek yetkili kurulun Heyet-i Temsiliye olduğunu bildirdi.
Damat Ferit Paşa’nın sağlık durumunu ileri sürerek istifa etmesi üstüne yeni kabineyi kurmakla görevlendirilen Ah Rıza Paşa, Bahriye nazırı Salih Paşa’yı Mustafa Kemal’e göndererek anlaşma sağlamaya çalıştı; Amasya’da yapılan bu görüşmede, Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Heyet-i Temsiliye’nin tanınması, Sivas Kongresi kararlarının kabul edilmesi, milletvekili seçimine müdahale edilmemesi, barış anlaşmasına kadar meclisin İstanbul dışında toplanması gibi konularda anlaşmaya varıldı.
Heyet-i Temsiliye’nin merkezini Ankara’ya taşıyan Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya giderek Hâkimiyet-i Milliye gazetesini kurdu (10 Ocak 1920). İstanbul’da toplanacak olan Osmanlı Mebusan Meclisi’ nin Ankara’ya gelen Anadolu üyeleriyle yapılan görüşmelerde, bu milletvekillerinin İstanbul’da ulusun istek ve amaçlarım içeren bir programı (Misak-ı Milli) meclise onaylatmaları, Mustafa Kemal’in meclis başkam seçilmesi gibi konularda ilke birliğine varıldı. Ama Mustafa Kemal, İstanbul’daki meclisin olumlu bir sonuç alınmadan dağılacağını kestirdiği ve meclise katılırsa hemen tutuklanacağını bildiği için İstanbul’a gitmedi. İstanbul’da toplanan Osmanlı Mebusan Meclisi’nde, yalnızca Misak-ı Milli onaylandı ve sonuç birçok devletin parlamentosuna basın ajans ve kuruluşlarına duyuruldu. Bu arada Osmanlı hükümeti, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde “Milli Mücadeleciler” e karşı sindirme hareketlerine girişti (Anzavur’un girişimleri; vb.). Yunanlılar da saldırıya geçerek, Gölcük yaylasını ve Bozdağı’nı işgal ettiler. İstanbul’u işgal etmeyi kararlaştıran İtilaf Devletleri de 16 Mart 1920’de istanbul’a girerek Osmanlı Mebusan Meclisi’ni dağıttılar; bazı milletvekillerini ve aydınları tutuklayarak Malta’ya sürdüler. Telgrafçı Hamdi Efendi’nin bu olayları Mustafa Kemal’e telgrafla haber vermesi, Mustafa Kemal’in siyasetini yeni duruma göre yürütmesine olanak sağladı. Mustafa Kemal, bütün valilere, mutasarrıflara, komutanlara, Müdafaayı Hukuk merkezlerine çektiği telgrafta, hiçbir yerle geçici olarak ilişki kurulmaması gerektiğini, azınlıkların yaşamlarının güvence altına alınmasını bildirdi. Bu arada işgal kuvvetleri de, yayımladıkları duyuruda işgalin geçici olduğunu, Osmanlı saltanatına destek olmak için bu işe girişildiğini, herkesin kendi işine devam etmesi gerektiğini bildirdiler. Ama Mustafa Kemal, bu gibi duyurulara kulak asılmamasmı, Müdafaayı Hukuk Cemiyeti’nin halkı aydınlatacağını duyurdu; hemen ardından da, İtilaf Devletleri ile yansız devletler katında, işgali protesto etti. Bu aşamada yapılacak tek iş kalmıştı: Yeni meclisi Ankara’da toplamak.

Yorum yazın