Dünyada Avrupalılar (1850-1880)

Dünyada Avrupalılar (1850-1880)

Avrupalılar’ın büyük göç hareketi gerçekte ancak XIX. yüzyılın ortasında başladı; iktisadi ve siyasi koşulların, nüfusun apansız artmasının sonucuydu. Sosyal değişimler kitle halinde göçlere yol açtı. Ayrıca dünyanın çeşitli kesimlerinde altın madenleri bulunması ve köleliğin yasaklanmasının Avrupalı işçileri daha değerli kılması yeni ülkelerin cazibesini arttırıyordu. Bütün bu nedenler, Avrupa’nın 1914 savaşına kadar dünyanın her yönüne, hiç kesilmeyecek bir insan dalgası göndermesini açıklar.
Dünyada geniş bir Avrupalılaştırma girişimi yıldan yıla yayılmaktaydı.

Başta ABD, sonra Kanada, Brezilya ve bir ölçüde Arjantin en çok göçmen kabul eden ülkelerdi.
Sömürgecilik, serbest müdahale döneminde, hükümetlerin bir planına göre değil, çeşitli iç zorunluluklara cevap verdiği için yayıldı. Bu zorunluluklar her yerde aynı değildi.

Napoléon III’ü ise sömürgecilik ve genişleme siyasetine, rejiminin özellikleri sürüklemişti. Ama örgütleme işi son derece tutarsızdı. Yerlileri Fransızlaştırma siyaseti ve serüvenci genişlemenin, bir sömürgeleştirme siyasetiyle pek az ilgisi vardı. Akdeniz çevresinde ve Afrika’da söz konusu olan, genellikle Cezayir’de olduğu gibi, daha önce harcanmış çabaları devam ettirme isteğiydi.

Fransa Batı’da imparatorun buyruğuyla değil, iki kez Senegal Valisi olan Faidherbe’in girişimleriyle, Büyük Sahra sınırlarına kadar ilerledi.

Bu sırada Napoléon III Suriye’ye Hıristiyanları korumak bahanesiyle asker gönderdiyse de başarılı olamadı.
Fransa Uzakdoğu’da düzenli bir siyaset gütmedi: En önemli başarı Kamboç ve yeni Kaledonya’nın sömürgeleştirilmesidir.
Güney Amerika’da ise, Meksika’ya müdahale tam bir fiyasko olacaktı.

İngiliz sömürgeciliği serbest mübadelenin ışığı altında temel gerçekleri çok daha net bir biçimde değerlendirmekteydi. Hükümetler sadece, daha önce alınmış toprakları örgütlemekle ve denizaşırı topraklarla iktisadi ve siyasi ilişkilerin ortaya çıkardığı sorunlarla uğraştılar. Liberal Parti, ilke olarak sömürgelere idari özerklik verilmesine karşı değildi, özerklik, iktisadi bağlan sağlamlaştırmak için siyasi bağları gevşetecek bir uzlaşma olacaktı. Böylece sömürgeler yararına siyasi liberalizm, anavatan yararına iktisadi liberalizmin başarıya ulaşmasına yardım edecekti. Zaten maddi gelişmeler de sömürgeler ile metropol arasında bir bağ yaratmıştı.

Avustralya özerk hükümetleri olan bölgelere ayrılmıştı. Yeni Zelanda’da tarım ve hayvancılık beyazların iskânı ve maorilerin yenilmesiyle gelişti. Güney Afrika ağır ağır merkeze bağlanırken, Kanada yerleşme ve iskân sömürgeciliğinin en gelişmiş örneğiydi.
İşletme sömürgesinin örnek tipi olan Hindistan’da İngilizler her türlü milliyetçi hareketi köstekleyebileceklerini sandılar. Hindistan şirketinin ayrıcalıkları 1833’te 20 yıl için yenilenmişti; ama yönetim gücü vali tarafından sıkıca denetleniyordu. Maddi gelişmeler İngilizler’in üstünlük iddiasını destekliyordu. Ama yerliler aynı biçimde düşünmemekteydiler. Aşırı
bir sertlikle bastırılan ayaklanmalar çok geçmeden köklü bir isyan halini aldı.
Liberal siyasetin büyük başarıları, gerek yerleşme, gerekse işletme sömürgelerinde anavatanla iktisadi bağların sıklaştırılmasıyla değerlendirilmekteydi.

Yorum yazın