Doğu Avrupa Tarihi

Doğu Avrupa: 1948-1975

1948 Şubat’ında Çekoslovakya’ da sosyalist iktidarın kurulduğu her ülke bir «halk demokrasisi- oldu ve Sovyetler Birliği örnek alınarak İşçi Sınıfı Partisine dayanan bir yönetim kuruldu. Bu rejimlerin ayırt edici özellikleri, basında sıkı bir sansürün uygulanması, merkezi ekonomik planlama, hızlı sana yileşme, tarımın en azından bir bö lümünün kolektifleştirilmesi ve dış politikada enternasyonalizmdi

Yugoslavya’nın 1948 de Dogu blokundan ayrılmasından sonra Arnavutluk. Bulgaristan, Çekoslo vakya, Macaristan, Polonya ve Ho manyada tasfiyeler yapıldı. Bu tasfiyeler çoğunlukla Yugoslavya’ da benimsenmiş olan (3) -sosyalizme götüren farklı yollar» düşüncesine yakınlık duydukları ileri sürülen bazı görevlilerin mahkemelere çıkarılmasına kadar vardı (2).

Macaristan

Stalin’in Doğu Avrupa’da gütmüş olduğu politikanın sevilmeyen yanları, yeni Sovyet yöneticileri tarafından değişikliğe uğratıldı ve Doğu Avrupa ülkeleri bağımsız politikalarını korudular. 1956’da Macaristan’da rejime karşı bir ayaklanma başgöstcrdi.

Bu sırada Polonya’da da, parti liderliğine 1948’de bağımsız bir anlayış benimsediği ileri sürülerek görevden uzaklaştırılmış ve hapse atılmış olan Vladislav Go-mulku (1905- ) getirildi. Kısa bir kararsızlıktan sonra, Macaristan’ daki ayaklanma bastırıldı. Bir yıl içinde Gomulka, 10.3G sonbaharında rejimden koparılmış olan ödünleri işe yaramaz duruma soktu Ne var ki, öteki Dogu Avrupa ülkeleri tamamen kolektifleştirmeyi öııgö ren planları 1950 lerin sonlarında uygulamaya başladıkları halde Po lonva’da özel tarım olduğu gibi kaldı.

1930’da Sovyet blokundan ayrı lan ve yeni başlamış olan büyük Çin Sovyet kavgasında Çin’in yanında yer alan Arnavutluğa karşı herhangi bir evleme girişilmedi. SSC’H’nin Dogu Avrupa’da ekonomik bütünleşme isteğine birkaç yıldır karşı çıkan Romanya, 1964’de daha bağımsız bir dış politika benimsedi. Ama iç politikada hem Arnavutluk hem de Romanya’da tek parti yönetimi sürdü.

1968 Çekoslovakya Olayları

Yirmi yıl boyunca Sovyetlerin örnek müttefiki niteliğini taşımış olan Çekoslovakya’da, savaş sonrası Doğu Avrupası’nın en ciddi bunalımı 1968’de patlak verdi. Aynı yıl parti lideri ve başkan olan Alexander Dubcek (1921- ) SSCB ve öteki Doğu Avrupa ülkeleri tarafından hoş görülmeyen bir liberalleşme politikası uyguladı. Sansür yumuşatıldı ve azınlıklara yerel özerklik tanındı.

Ekonomik planlama alanında merkeziyetçiliğin hafifletilmesine yönelindi, fiyatların pazar etkenlerine göre ayarlanmasına izin verildi ve özel girişime daha çok olanaklar tanındı. Dubçek, müttefiklerin eleştirilerini kabul

etmedi, Varşova Paktı’na bağlı Sovyet, Polonya, Doğu Almanya, Macaristan ve Bulgaristan kuvvetleri 21 Ağustos 1968’de Çekoslovakya’ya girdiler , Çekoslovak liderleri tutuklandılar. Yerlerine hemen kimse atanmadı. Ama 1969’da Dub-cek’in yerine yeni başkan seçildi. Dubcek daha sonra Çekoslovakya’ nın Ankara büyükelçiliğine atandı (1970).

Çekoslovakya olayları yatıştırıldı. Bu arada Janos Kadar (1912-) liderliğindeki Macaristan’da bir dizi başarılı reform uygulandı. Kadar’ın, ağır endüstrinin zorla gerçekleştirildiği yıllarda ihmal edilmiş olan tüketim malları alanı üzerinde önemle durması. Doğu Avrupa’nın başka yerlerinde de örnek alındı. Aralık 1970’de işçilerin a-yaklanmasından sonra Gomul-ka’nın yerine geçen yeni Polonya lideri Edward Gierek (1913- ) «Kadarizasyon» u, politikasının ilkelerinden biri olarak benimsedi. Doğu Almanya da, lider Walter Ulbricht’in (1893-1973) görevden uzaklaşmasından sonra 1971’de kendi «tüketici devrimi»ni gerçekleştirdi.

Sosyalist Blok Saflarını Sıklaştırıyor

1970-1972 döneminde Batı Almanya ile Sovyetler Birliği ve Polonya ile Doğu Almanya arasında bazı engelleri kaldıran anlaşmaların yapılmasına rağmen, Doğu Avrupa’da yeni bir ideolojik gerginlik başladı. Liberalleşme hareketlerine karşı duyulan tepkiler ve toplumun maddi yaşamında görülen hızlı yükselmenin bu açıdan büyük etki kaynağı olmasından kuşku duyulamaz. Yeni ekonomik güçlükler de, Sovyetler Birliği’nin COMECON’un odak noktasını bir kere daha doğuya çevirmesine yardım etti. Batı’daki enflasyon, 1970’lerin ortalarında, Batı’dan yapılan ithalatın birden pahalılaşmasına yol açmıştı. Aynı zamanda Sovyetler Birliği ihraç ettiği petrol ve diğer hammaddelerin fiyatını yükseltti. Gerçekten de Doğu Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sosyalist sistemlerde görülen hızlı ekonomik ve toplumsal kalkınma, yaşam ve kültür düzeyinin yükselmesi, okuma yazma oranının yüzde yüze çıkması ve ağır sanayide görülen ilerleme büyük başarılar olarak nitelenebilir.

Yorum yazın