Demokrat Parti Dönemi

Demokrat Parti Dönemi

Demokrasi ve Demokrat Parti

II. Dünya Savaşı sonrasında, demokrasi rüzgârları dünyanın hemen her köşesinde esmektedir Savaşı, «demokrasiler cephesi» kazanmıştır; Birleşmiş Milletler «demokratik» bir anlayışla kurulmakta, demokrasi anlayışı her yerde övülmektedir.

Demokrat Partinin Kuruluşu ve Gelişmesi

Cumhurbaşkanı İnönü de, 1945’in Mayıs ayında, rejimi liberalleştirmek amacında olduğunu- açıklamaktadır. Aynı yılın Haziran ayında ise, hükümetin Toprak Reformu Tasarısı Mecliste büyük çatışmalara yol açmakta, CHP’nin büyük toprak sahibi milletvekilleri çetin bir savaş vererek tasarıyı yozLAştırmaktadır. Ancak bu çatışma, partinin gelecekteki bölünmesinin ilk işaretini vermektedir. 1 Kasım KM.Vde ise, İnönü, «bir muhalif partiye olan ihtiyacı» Meclis’i açış konuşmasında dile getirmektedir

Dört CHP milletvekilinin «Dörtlü Takrir» ismi verilen önerge si, D.P.’nin kuruluşundaki ilk adımı meydana getirmişti: Celâl Bayar , Adnan Menderes, Fuat Köprülü Ci, Refik Koraltan 13li) ortak önergelerinde, parti tüzüğünün ve bazı kanunların değişmesini istediler Hu taleplerinin geri çevrilmesiyle Bayar, partiden ve milletvekilliğinden istifa etti. Üç arkadaşı ise. disipline aykırı davranışları nedeniyle CHP’den ihraç edildiler. Aynı dört isim, 7 Ocak 1946’da, Demokrat Parti’yi kurarak Türk siyasal yaşamının yeni bir dönemini açmaktaydı.

D.P.’nin hızla gelişip 1950’de iktidar olabilmesi, kitlelerin CHP’ ye ve özellikle II Dünya Savaşı döneminin darlığına ve baskısına tepkisiyle açıklanabilir. Özgürlükleri sınırlayan, halk kitlelerine tepeden bakan bir yönetime karşı oluşmuş tepki, D.P.’ye yönelen oylarda somutlaştı. Kuruluşundan az sonra 1946 seçimine katılan D.P., yöntemleri hayli tartışma götüren bu oylamada ilk başarılarını sağlamış, 1950’de iktidar partisi olabilmişti. D.P. 1954 seçiminde milletvekili sayısını arttırarak ülkedeki egemenliğini perçinledi (7); 1957’deki gerilemeye rağmen, iktidarını 27 Mayıs 1930‘n kadar sürdürdü.

D.P., tüccar ve büyük toprak sahibinin, sanayie yönelen sermayenin partisi olarak, liberal bir e konomiyie Türkiyeyi hızla geliştirmek amacına yöneldi. Uluslararası koşulların da elverişliliğinden yararlanarak dış borçlanmayı ger çekleştirdi. ABD yardımını kullandı. Kore savaşı döneminde tarım ürünlerinin artan ihraç-gelirlerini altyapı yatırımlarına ve sanayi girişimlerine yöneltti. Bu ekonomi politikası, 1958 yılına kadar ülkede yaygın bir canlılık yarattı (41. Türkiye, bir yandan yabancı sermaye yatırımlarına açılırken öte yandan sanayileşmenin montaj niteliği de taşısa bazı adımlarını gerçekleştirdi.

Türkiye’nin ABD Yörüngesine Girişi

II. Dünya Savaşı sonrasında, iç ve dış koşullar Türkiye’yi geçmişten farklı bir dış politika uygula masına götürmüştür. Ülkenin özel sermayenin artan ölçüde egemenliğine girmesi, iktidarı paylaşan toplumsal güçlerin kendi güvencelerini, benzer sistemlerin öncüsü ABD’ de aramasını kolaylaştırmış; zaten İnönü’nün son yıllarında başlayan bu süreç hızlanmıştır. ABD’nin Dünya Savaşı sonrasında geliştirdiği strateji çerçevesinde, Türkiye, önemli bölgelerden biridir. Sovyetler Birliği nin 1945’de Türkiye’ye yönelik taleplerinin de etkisiyle. Türkiye’deki toplumsal değişimin kendi yarınlarını AIİD tarafında araması kolaylaşmıştır Bu politikanın ilk adımları İnönü tarafından atılmış, CHP iktidarı son do neminde tarafsız ılış politikadan

uzaklaşırken -Missouri» zırhlısının ünlü İstanbul ziyareti (1946), «Truman Doktrini- ve -Marshall- planının uygulamaya konarak ilk borçların ve askeri yardımların alınması (1947), bir süreci hızlandırmıştır. D P.’nin politikası, bu anlayışı ekonomiye de yayarak izlemek olmuştur. Önce Türk askerleri uzak Kore’de savaşa gönderilerek ABD ve Batı’nın gözüne girmeye çalışılmış , 1952′ de İnönü’nün de desteğiyle NATO’ ya katılınmış, 1958’de CENTO kurulmuştur. Bu arada askeri üsler yabancılara verilmiş, yabancı sermaye ve Petrol kanunlarıyla, ekonomi, Batılılara açılmıştır.

1957 sonrasında, D P. iktidarı, çeşitli zorluklar karşısındadır. Kore savaşı döneminin elverişli dış ekonomik koşulları geride kalmış, ithalat sorunları doğmuştur. Fiyatlar hızla artmakta, özellikle kentlerin sabit gelirli kesimleri sıkıntıya düşmektedir. Devalüasyon, beklenen çözümleri getirmemiş, dış borçlar artmıştır Bu ortamda, muhalefet ve basın giderek hükümeti zorlamaktadır. Demokrat Parti ise, kendi sorunları ve muhalefetin eleştirisi arttığı ölçüde hoşgörüsünden kaybetmekte, demokrasiyle bağdaşmayan yöntemlerden medet ummaktadır. İnönü’nün yurt gezilerinde karşılaştığı engeller ve bunların iktidardan esinlenmiş idarecilerce yaratılması, basını kontrol altında tutabilmek için başvurulan yöntemler, basına, muhalefete ve üniversiteye karşı düşmanca bir hava yaratmak amacıyla devlet radyosunun kullanılması, nihayet, -Basın ve Muhalefetin faaliyetlerini» soruşturmak için -Tahkikat Komisyonu- kurulması için sürdürülen mücadele, ülkeyi yaygın rejim tartışmalarına sürüklemiştir. Bu tartışmaların sokaklara dökülmesi , gazetecilerin cezaevine girmeleri yahut saldırıya uğramalarıyla, sıkıyönetimin ilânıyla daha da elektriklenen bu ortam, nihayet, Silâhlı Kuvvetlerin 27 Mayıs

1960 ihtilâliyle noktalanmıştıı. D P. yöneticileri Yassıada duruşmalarında trajik sonlarına yöneltilirken, parti, bir üyesinin «Kongrenin zamanında yapılmadığı gerekçesiyle açtığı dava sonucunda, 1960’ da kapatılmaktadır

Demokrat Parti, Türkiye’nin gelişme ve çağdaşlaşma sürecinde önemli bir aşamanın öncüsü olmuştur. Kitlelerin siyasal etkinliğe adım atmaları bu dönemde gerçekleşmiş, köylerin ekonomiye açılması, sanayileşme kavramının yerleşmesi, yeni fabrikaların, işletmelerin kurulması hızlanmıştır.

Yorum yazın