Bismarck Dönemi

Bismarck Dönemi ve Modern Almanyanın Kuruluşu

Almanya’nın 1871’de Fransa karşısında kazandığı zafer, bu ülke için, uzun süre hiçbir gücün sarsamayacağı bir hâkimiyet döneminin başlangıcı oldu. Bu yıllar, sanayi gelişiminin silâh imalini teşvik ettiği, sermaye birikiminin de bu sanayiyi desteklediği yıllardı. Bütün devletler bu barış döneminde kendilerini güvene almak için askeri güçlerini artırma yoluna gidiyordu. Böylece “silahlı barış” dönemi gitgide artan bir tehlike biçiminde 1914’e kadar sürdü.
Bu siyaset 1880’den sonra telikeli bir gerilim kazandı. Doğu bunalımı Rusya’yı kuşkulandırdı; Afrika’nın paylaşılması emperyalistlerin hırslarını kamçıladı; Akdeniz sorunu Bismarck’ın, siyasi oyunlarının başlangıcında hesaplayamadığı bir önem kazandı.

ALMANYA-FRANSA BUNALIMININ DEVAMI (1871-1875)
Bismarck, Fransa’nın bir intikam savaşı açmasından korkuyor, özellikle bir Fransız-Rus antlaşmasından kuşkulanıyordu. Bu sebeple öteki Avrupa ülkeleri arasında müttefikler araması doğaldı.
Avusturya en kolay elde edilecek müttefikti, Alman asıllı iki devletin karşılıklı çıkar bağları vardı. Öte yandan Çar Aleksandr II, Almanya’ya yaklaşma çareleri arıyordu. Üç hükümdarın 1872’deki mülâkatı, biri askeri, öteki siyasi iki anlaşmayla tespit edilen üçlü bir ittifakla sonuçlandı.
Bu üçlü ititfak, Bismarck’ın gözünde Fransız tehlikesini tamamen uzaklaştırmış değildi. Almanya, halya’nın da desteğini elde etmeliydi. Bismarck her yerde tehlike görüyordu. Rusya-Fransa dostluğu, Fransa- Avusturya-İtalya kiliselerinin yaklaşması her şey tehdit idi. Fransa’nın ordusunu düzenlemesi Alman basınınca savaş hazırlığı olarak değerlendirilince gerginlik arttı. İki kez savaş İngiltere ve Rusya’nın müdahalesiyle önlendi.
Bunalımın bazı sonuçları olmuştu; Fransa kınanma korkusu olmadan silahlanabilirdi, artık 1870’te olduğu gibi yalnız ve desteksiz değildi; üç imparator ittifakı Rusya’ya tam bir hareket özgürlüğü kazandırmıştı. Doğu bunalımı ve Boğazlar çevresindeki İngiliz-Rus çatışması Bismarck’a, Avrupa’da Alman hâkimiyetini güçlendirme konusunda en uygun ortamı hazırlayacaktı.

İKİLİ İTTİFAKTAN ÜÇLÜ İTTİFAKA (1879-1882)
Avusturya-Almanya Antlaşması Berlin Kongresi’nden doğdu. Bismarck doğuda tehdit olarak gördüğü Rusya’ya karşı Avusturya’yı kullanacaktı. Karşılıklı taahhütlerle ikili anlaşma imzalandı. Oysa antlaşmanın gerçek yüzü çok başkaydı. İkili ittifak, güçlü ve hâkim Almanya’nın, boyun eğmiş bir Avusturya’ya kabul ettirdiği bir protokolden başka bir şey değildi.
Çar bu anlaşmayı öğrendi. Bu tarihte Fransa ile arası açıktı. Rusya’da ittifaka katılmak istedi. İmparator Franz Joseph, antlaşmaya kesinlikle karşı çıktı. Buna rağmen, tarihe “üç imparator antlaşması” adıyla geçecek olan üçlü ittifak, 28 Temmuz 1881 ‘de Viyana’da imzalandı.
Berlin Kongresi’nde yalnız bırakılan İtalya, kendini güven altına almak için bir “müttefik” aramaktaydı. İtalya, Almanya ve Avusturya-Macaristan ile bir savunma antlaşması yaptı. Tarihe “üçlü ittifak” adıyla geçecek olan bu belge (20 Mayıs 1882), Fransa’nın saldırısı halinde müttefikleri, birbirlerine yardım yükümlülüğü altında bırakıyordu. Bismarck’a göre, üçlü ittifak Frankfurt ve Berlin antlaşmalarının onaylanması sayılabilirdi. Böylece, Avrupa’da savaş tehlikesi bir süre için uzaklaştırılmış oluyordu.

AFRİKA VE DOĞU SORUNLARI (1880-1887)
Fransa ve İngiltere bütün bu siyasi çalkantıların dışında kalmıştı. Afrika’daki gelişmeler bu iki ülkeyi de bu yöne götürecekti. Fransa’.ve İngiltere Mısır’da çok kere karşı karşıya geldiler. 1869’da Süveyş kanalının açılışı ülkenin önemini daha da artırmıştı.
Mâli kriz içindeki Mısır, kanalın hisselerini İngiltere’ye satmıştı (1875). Mısır mâliyesi İngiliz ve Fransız denetimine girdi. Ama lrabi Paşa yönetiminde milliyetçi bir hareket yayıldı. Fransızların sessizliğinden yararlanan İngiltere askerleri Mısır’a yerleşti Bis- marck’ın desteklediği Fransa durumu protesto etti.
Ancak Fransa bu şekilde Bismarck’ın Fransı/İngiiiz anlaşmazlığı istediği kuşkusu doğdu. Bismarck, Fransa tehlikesine karşı ittifaklar yapmıştı. Bu ittifaklar Orta Avrupa’da bir süre için barışı güven altına aldı. Oysa bunalımların beşiği, gerçekte Doğu Avrupa idi. Yeteneksiz ve iradesiz Aleksandr’ın iktidarı süresince Sırbistan, 1900’lere kadar Viyana’nın oyuncağı olmaktan kurtulamadı.
1883’te Viyana’da imzalanan gizli ittifak, Romanya’yı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağladı, Almanya da bir süre sonra ittifaka katıldı. Ne var ki Bismarck Roman ya ile anlaşırken, Rusya ile dostluğunu tehlikeye atmamağa özen göstermişti. Rusya, Berlin Antlaşmasından beri, Bulgaristan’a elkoyma siyasetini sürdürüyordu.
Bu tarihte kurulan Bulgar Prensliği’ne çarın yeğeni getirilmiş ama prens ağır ağır Rus etkisinden kurtulmuştu. Ruslarla Avusturya’nın çekişmesi de giderek sertleşti.
Fransız-Alman savaşından beri Avrupa hiçbir zaman, talihsiz 1887 yılı kadar bunalımlı bir dönem yaşamamıştı. Her yönde tehlike vardı: Avusturya-Rusya arasındaki yeni anlaşmazlıklar; Rusya ile Ingiltere’nin sonu gelmeyen çatışmaları; Akdeniz’de
ve Afrika’da Fransızlarla İngilizler’i karşı karşıya getiren çıkar kavgaları, üçlü ittifaka rağmen İtalya ile Avusturya arasında bir türlü kurulamayan dostluk. Bismarck, Avrupa’da barışı sağlayan sihirbaz olmak istemişti ama, Avrupa’yı çeşitli antlaşmalarla cephelere ayırarak, bu barışı yalnızca tehlikeye sokmuştu.
Bismarck, başka başka şartlarda yapılmış üç antlaşmada aynı hedefi gütmüştü: Fransa’nın yalnız bırakılması. Almanya günün birinde, gerçekten bağlancağı cepheler arasında kesin bir seçim yapma zorunluğunu duyacak ve millet çoğunluğu bu zorunluğu duyduğu gün, Bismarck iktidarı kaybedecekti (1890).

Yorum yazın