Birinci Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu

Birinci Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu

Mehmed V. halife sıfatıyla, 14 Kasım 1914 tarihinde büyük gösterilerden sonra “Cihadı Ekber” ilan etli. Rusya, Fransa ve İngiltere’nin boyunduruğu altında yaşayan Müslümanlar ayaklanmaya ve Osmanlı Devleti’yle birlikte savaşa çağrıldı.
Savaş süresince, Osmanlı Devleti, imparatorluk topraklarını korumak uğruna İtilaf Devletleri ile dört ayrı bölgede, Rus cephesi, Irak cephesi, Sina (Filistin, Suriye) cephesi ve Çanakkale cephesinde çarpışmak zorunda idi.
Bütün bu savaşlarda Osmanlı orduları, genellikle Almanya’nın çıkarına ve bu amaca uygun olarak kullanıldı. Bir kısım kuvvetleri de müttefiklerine yardı diye Avrupa cephelerine mesela Galiçya’ya gönderildi.
Savaşın ilanı ile birlikte Ruslar, I Kasım’dan itibaren Türk sınırını aşarak Pasinler’e ve Eleşkirt’e doğru ilerlemeye başladılar. Türk ordusu Azap köyü savaşını kazandı (14-18 Kasım). Almanların ikna ettiği Enver Paşa Kafkaslar’da Müslüman halkın ayaklanacağına inanarak doğuda kışa rağmen bizzat saldırı başlattı. ISO bin Kişilik ordudan 90 bin asker telef oldu. Ertesi yıl Rusya karşı saldırıya geçti. Erzurum, Bitlis, Muş, Trabzon, Erzincan düştü.
Bölgede bulunan Ermeniler de o günlerde başkaldırmışlar ve Rusların yanında yer almışlardı. Ruslar, Van iline girdiklerinde kente bir Ermeni mutasarrıf atadılar, aynı işlemi Muş ve Bitlis’te uyguladılar. Bu atamalar, giderek bir Türk kıyımına yol açtı.
Irak cephesindeki durum, doğu cephesinden pek farklı değildi. Yöredeki Müslümanlardan büyük bir yardım umulmasına karşılık, acı bir gerçekle karşılaşılmış ve “Cihadı Ekber” ile “İslam birliği” propagandalarının hiçbir yararı olmadığı ve olamayacağı açık seçik görülmüştü.
lngilizler Şuaybe’de büyük bir zafer kazanıp Bağdat’a yürüdüler. Ama Goltz Paşa komutasındaki orduya Kut’ül Amare’de yenildiler.
Kut’ül Amare kuşatıldı ve İngilizler teslim olmak zorunda kaldı. Ama Osmanlı kuvvetlerinin Ruslar’la çarpışmak için İran’a gitmesinden yararlanarak karşı saldırıya geçtiler, kısa bir süre sonra da Bağdat’ı aldılar. Böylece, Musul dışında bütün Irak’a hâkim oldular.
Alanlar, Süveyş’i kontrol etmek, Hint yolunu kesmek için bir an önce Osmanlı-İngiliz çatışması istiyordu. Mustafa Kemal bir raporunda bunu açık açık belirtir.
Cemal Paşa komutayı bizzat alarak Mısır’a yürüdü. Çölde çok zorluk çekildi, kanal aşılamadı.
Osmanlı Devlete’nin savaşa katılmasıyla birlikte dünyanın gözü İstanbul ve Çanakkale Boğazı’na çevrildi. Boğazlar’a hâkim olmak, Rusya ile doğrudan doğruya ilişki kurmak ve Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentini ele geçirmek, Süveyş kanalı ve Hint yolu üzerindeki Türk baskısının kaldırılması demekti. Böylece OsmanlI Devleti’nin barışa zorlanması kolaylaşacaktı.
Kolay aşılacağı hesap edilen Çanakkale’de komuta Türklerdeydi. Birliklerin komutası Miralay Cevat Bey’deydi. İki taraf da cephenin önemini biliyordu. Savaş çok çetin oldu.
Ağır bir top atışından sonra İtilaf Devletleri’nin asıl saldırısı, önceden tespit edilen tarihte, yani 18 Mart’ta yapıldı. Fakat ağır kayıp veren donanma geri çekildi.
Çanakkale’nin karadan yardım görmedikçe geçilemeyeceğini anlayan İtilaf Devletleri, 70.000 kişilik bir kuvveti 25 Nisan 1915’te Sedülbahir ve Arıburnu bölgelerinde karaya çıkardılar. Buna karşılık Seddülbahir, Arıburnu ve Kumkule kesimlerinde cereyan eden çarpışmalar düşmanın püskürtülmesiyle sonuçlandı. Bu savaşlarda 19. Tümen komutanı Mustafa Kemal’in 17. Piyade Alayı’nı Conkbayırı’na vaktinde yetiştirerek, Kocaçimentepe’yi düşmana kaptırmamak için gösterdiği çaba Çanakkale savaşlarının tarihinde özel bir yer tutacaktı.
6-8 Mayıs’ta Alçıtepe’ye taarruz da püskürtüldü. Haziran ayında ağır bir siper savaşı oldu. 4 Haziran taarruzu savaşın en kanlı muharebesidir.
Çanakkale savaşlarının bu ikinci aşamasında Türk kuvvetlerine komuta eden Alman generali Liman von Sanders çekilmiş, yerini o güne kadar- ki başarısıyla genelkurmayın dikkatini üzerinde toplamış olan Mustafa Kemal almıştı.
Ağustos’taki Suvla çıkartması da püskürtüldükten sonra 10 Ağustosta Mustafa Kemal Paşa’nın karşı saldırısı İtilaf Devletleri’nin ümidini tamamen yok etti. Ağır ağır yarım milyon askerlerini çektiler. Çanakkale savaşı çok büyük bir zafer ve Osmanlı
Devleti’ni kurtarmasa da, stratejik açıdan son derece önemli bir neticeydi.
İngilizler Hicaz’ı almıştı. Osmanlılar Bağdat’ı kurtarmak için General Falkenhayn komutasında bir Yıldırım Orduları Grubu teşkil etti.
lngilizler, beklenen saldırılarına giriştiler ve Filistin işgal edildi. Suriye ve Filistin cephesinde hiç bir etki gücü kalamyan Cemal Paşa görev inden istifa edip İstanbul’a döndü.
2 Ekim’de Bulgaristan ateşkes istedi. Savaş kesinlikle sona eriyordu ve İttifak Devletleri için işin sonu gelmişti. Barış teklifini kabul ettiler.
30 Ekim 1918’de Mondoros Mütarekesi imzalandı. 3 Kasım sabahı İttihatçıların üç ünlü kişisi Talât, Enver ve Cemal paşaların yurdu terke- dip kaçtıkları duyuldu.
Bu mütareke şartlarına göre Yıldırım Orduları Komutanlığı’na getirilen Mustafa Kemal, ordusunu terhisi reddetti. Bu düşmanın her şartını kabul demekti.
Sonunda Yıldırım Orduları Grubu lağvedildi. Mustafa Kemal’e İstanbul’a dönmesi bildirildi. Mustafa Kemal’in başkente döndüğü gün İstanbul, işgal donanmasınca tam bir gözetim altına alınmaktaydı.
13 Kasım günü ise İtilaf Devletleri İstanbul’a bir miktar asker çıkardılar.
Padişah ile Tevfik Paşa arasında yeni bir anlaşmazlık başgösterince yerine Damat Ferid Paşa atandı. Bu İt
tihatçıların sonu, Hürriyet ve İtilafçıların başa geçmesi demekti.
Kars uydurma bir Ermeni ordusuna işgal ettirildi (19 Nisan 1919). Ardahan’ı Gürcüler (20 Nisan 1919), Antalya’yı İtalyanlar (24 Nisan 1919), Urfa, Antep, Maraş ve Adana bölgesini Fransız ve İngilizler ele geçirdiler. 15 Mayıs 1919 günü, İzmir, İtilaf Devletleri tarafından Yunanlılar’a işgal ettirildi.
Mustafa Kemal, padişahtan ve yöneticilerden umudunu kesmişti. Tek kurtarıcının ulusun kendisi olduğuna inanıyor, yalnız ulusa güveniyordu. Ancak güvendiği güçle işbirliği yapabilmesi için önce Anadolu’ya geçmesi gerekiyordu. Bu sorun, merkezi Erzurum’da bulunan 3. Ordu müfettişliğine atanmasıyla çözümlendi. Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919’da Bandırma adlı küçük bir vapurla yola çıktı ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastı.
Yunanlılar İzmir’e çıktı. Anadolu’da direniş ağır ağır başladı. Şimdi İstiklal Savaşı’nın önderi de Anadolu’daydı.

Yorum yazın