Birinci Dünya Savaşına Türkiye Nasıl Sokuldu

Birinci Dünya Savaşına Türkiye Nasıl Sokuldu

Balkan Savaşlarından sonra siyasal ve askerlik yönünden toparlanma çabasına girişen Türkiye için her ülkenin değişik düşünceleri vardı. İngiltere’nin isteği Hindistan yolu üzerindeki Türk topraklarını denetim altına almak, denizler ve ticaret yolu üzerinde egemenliğini rahatça sürdürmekti. Fransa, Türkiye’nin güney eyaletlerinden Suriye ve Kilikya’yı ele geçirmeye kararlıydı. İtalya, Trablusgarp ve Bingazi ile Türkiye’ye ait adalara köklü şekilde yerleşerek Ege Bölgesi ve Antalya üzerinde hem siyasal, hem de ekonomik arzularını gerçekleştirmeyi düşlüyordu. Yunanistan, Balkan Savaşları’nda ele geçirdiği Makedonya’nın en zengin yerlerini, Epir Bölgesi’ni ve Ege’deki Türk adalarını yeterli bulmayarak İstanbul ve Batı Anadolu’yu da alma isteği güdüyordu. Bu arada Almanya, Berlin – İstanbul – Bağdat hattı ile jeopolitik yönden kuşatılmasını engellemek için Türkiye’den yararlanmak amacındaydı. Açık ya da gizli şekilde hepsinin Türkiye ile ilgili bu bü-
yük tasarıları, onların ekonomik ve siyasal çıkarlarını çok yakından ilgilendiriyordu.
Belirlenen amaçlara ulaşabilmek için Türkiye üzerine oyunlar oynanır ve her yol denenirken, ülke içinde olayların değerlendirmesini herkes kendine göre farklı yapıyordu. Genel kanı, Türkiye’nin savaşa katılmaya henüz hazır olmadığı şeklindeydi. Balkan Savaşı’nın ağır yenilgisinden sonra, kara ve deniz güçlerinin yeniden düzenlenmesi için gerekli önlemler alınıyordu. Bu amaçla İngiltere ve Fransa’ya savaş gemileri ısmarlanmıştı. Karadeniz’de egemenliğin ancak bu yolla sağlanabileceği düşünülüyordu.
Ayrıca, Almanya’dan getirilen uzmanlar, orduyu en kısa zamanda yeniden düzenlemeye çalışıyorlardı. Aslında Türk Ordusu’nun bu düzenleme karşısında ödeyeceği bir bedel vardı. Bu da Almanların, Türk Ordusu’nu giderek denetimleri altına almalarıydı. Ordudaki düzenlemeleri, Mareşal Liman Von Sanders başkanlığında özel bir Alman askerlik kurulu sürdürüyordu. Alman subaylarına, ordu üzerinde geniş bir yönetim yetkisi verilmişti. Genelkurmay ve diğer ordu birliklerindeki sayıları hızla artıyordu. 1914 yılında bu sayı, en yüksek noktasına ulaştı. Bu “Alman yardımı”, Enver Paşa’nın elinde, Türkiye’nin geleceği için büyük tehlikelerle doluydu.
Yurt içindeki bu değişikliklerin Türkiye’yi ne türlü bir serüvene sürüklediği, ancak yıllar sonra anlaşılacaktı.
Bu arada Saraybosna’da patlayan bir tabanca Avusturya – Macaristan Veliahdının yaşamına son veriyor ve 28 Temmuz 1914 günü Avusturya – Macaristan’ın Sırbistan’a savaş açması ile dört yıl sürecek “Birinci Dünya Savaşı” başlıyordu. Diğer ülkelerin savaş ilanları da birbiri peşi sıra gelecekti.
İşte tam bu sıralarda, 2 Ağustos 1914 günü Türkiye ile Almanya arasında, Rusya’ya yönelik gizli bir anlaşma yapıldı. Anlaşma öylesine gizli tutuldu ki, hükümet içinde bile bunu yalnızca dört kişi biliyordu. Meclise de hiç bir bilgi verilmedi. Anlaşma ile Türkiye bir olupbitti karşısında bırakılıyor, geleceği,Almanya ve Avusturya – Macaristan’a gözü kapalı bağlanıyordu,
Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin henüz bir savaşa katılacağı anlamına gelmiyordu. Talât Paşa anlaşmayı, Türkiye’nin büyük devletlerden birinin desteğine gereksinmesi olduğuna inandığı ve yalnız kalmasından korktuğu için istediğini, bunun gerçekleştirilmesini sağladığını ileri sürüyordu.
Bu anlaşma sırasında bir de “Genel seferberlik” kararı alındı. Türkiye ile Almanya arasındaki anlaşma gizli tutulduğundan, bu kararın yalnızca tarafsızlığı koruma niyeti taşıdığı, başkaca bir amaç gütmediği açıklandı.
Gerçekte Enver ve Talât Paşalar, savaşa hemen katılma yanlışıydılar. Başkomutanlıktaki yetkili bazı kurmay subaylar ise ilkbahara kadar hazırlanmak-ve beklemek yolunu savunuyorlardı. Buna karşılık Almanlar, Türkiye’yi savaşa sokabilmek için gereken her yola başvuruyorlar, bu yolda tüm güçlerini harcıyorlardı.
Bu çekişme ve çabalar sırasında “Yavuz ve Midilli Olayı” çıkınca, her şey çok kısa zamanda sonuca ulaştı. Türkiye bir anda kendini savaşın içinde buldu. Artık olanlar olmuş, Almanların ve onlara hayranlık duyan bazı Türk devlet adamlarının düşleri gerçekleşmişti.

Yorum yazın