Birinci Dünya Savaşı Öncesi

Birinci Dünya Savaşı Öncesi

Birinci Dünya Savaşı’na yol açan en büyük etken, ekonomik üstünlük sağlayan ve bu üstünlüklerini sürdürmek isteyen devletlerin çıkar çatışmaları oldu. Endüstri devrimini gerçekleştirerek üretimini artıran devletler, ürünlerini satabilecekleri yeni pazarlar aramaya yöneldiler. Böylece büyük bir ekonomik savaş başladı. O döneme gelene dek karşısında önemli bir engelle karşılaşmadığı için az gelişmiş ülkelerle ticaretini rahatça sürdüren İngiltere, elindeki pazarları yavaş yavaş Almanya’ya kaptırdı. Almanya hem daha ucuz, hem de daha sağlam mallarıyla üstünlüğü ele geçirdi.
Bunun sonucu olarak İngiltere’nin üretim fazlası biriktikçe birikti ve büyük bir ekonomik bunalım patlak verdi. Fabrikalar çalışma sürelerini azalttılar, işsizlik yaygınlaştı.
Endüstri ve ekonomi alanındaki gelişmelerini sürdüren Almanya, bu arada yaygın bir sömürgecilik piyasasına yöneldi. Bu alanda da İngiltere’yi geride bıraktı. Ayrıca ordusunu güçlendirme konusuna ağırlık verdi. Kısa zamanda Avrupa’nın en büyük kara ordusunu oluşturdu. Hemen sonra, donanmasını İngiltere’nin düzeyine getirdi, hatta onu geçmeyi başardı. Böylece İngiltere, denizdeki üstünlüğünü de yitirmiş oldu. Savaş gemisi yapımını durdurması için Almanya’ya başvurusu sert biçimde geri çevrilince, gelecekteki çatışmadan kaçınma olanağı iyice ortadan kalktı.
İngiltere ve Almanya arasındaki gerginlik giderek artarken, her iki ülke kendilerini destekleyecek dostlar aramaya başladılar. Almanya, doğudan ve batıdan gelecek her türlü saldırıya karşı kendini güvence altına almaya çalıştı. Bu amaçla, Bismarck döneminde öncelikle Rusya ile, sonra da Avusturya-Macaristan’la birer saldırmazlık antlaşması yaptı. Ancak, Bismarck’ın başbakanlıktan çekilmesinden sonra bu antlaşma yenilenmeyince, Almanya OsmanlI İmparatorluğuna yaklaştı.
Japonya ile arasındaki dostluğu güçlendiren İngiltere ise, Fransa ve Rusya ile üçlü bir antlaşma yaptı. Fransa da Japonya ile anlaştı. Böylece Avrupa’daki gruplaşma dünyanın dört bir köşesine yayıldı, siyasal gerginlik iyice arttı. Tüm bu ülkeler hızlı bir silahlanma yarışına giriştiler.
Almanya’ya karşı birleşen devletler, İtalya’yı da yanlarına alma gereğini duydular ve bunu sağlayabilmek için bu ülkenin Trablusgarp’a saldırısına göz yumdular. Bu arada Rusya’nın kışkırtması ile başlayan Balkan Savaşı, İngiltere ve dostlarının işine yaradı. Böylece, Almanya’nın ve Avusturya-Macaristan’ın Balkanlara yayılması önlenecekti. İngiltere ayrıca, Hindistan yolu üzerindeki OsmanlI İmparatorluğu topraklarını denetim altına almayı, denizler ve ticaret yolları üzerindeki egemenliğini sürdürmeyi düşünüyordu. Fransa ise elden kaçırdığı Alsace-Lorraine’i Almanlardan geri almak, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki Suriye ve Kilikya’yı ele geçirmek isteğindeydi. İtalya da Güney Tirol ve Triyeste’de denetim kurmak, Ege bölgesiyle Antalya’da hem siyasal, hem de ekonomik emellerini gerçekleştirmek istiyordu.
Çevresine topladığı devletlerle ortak bir siyaset izleyen Almanya ve yandaşlarının ise başka amaçları vardı. Almanya, Berlin-İstanbul-Bağdat arasında güçlü bir denetim ağı gerçekleştirmek, sömürgelerini artırmak, ekonomik gücünü daha genişletmek ve Osmanlı İmparatorluğundan yararlanmak için hazırlanıyordu. Avusturya-Macaristan’ın isteği Balkanlara yayılmaktı. Bulgaristan ise daha güçlenmek istiyordu.
İngiltere ve yandaşlarının arasında yer alan diğer ülkelerden Sırbistan’ın isteği sınırlarını genişletmek, Rusya, Balkanlara kadar inerek İstanbul’un ve Boğazların denetimini ele almak, Yunanistan ise Batı Anadolu’yu topraklarına katmak hevesine kapılmıştı.

Yorum yazın