Batıya Akın ve Amerikanın Gelişimi

Batıya Akın ve Amerikanın Gelişimi

1789’da Amerika Cumhuriyeti’nin 13 eyaleti, 700.000’i zenci köle olan 4 milyon kişiyi kapsıyordu. 25 yıldır nüfus hissedilir derecede artmıştı; ama hâlâ çok dağınıktı ve büyük ölçüde tarımcıydı.
1787’de hazırlanan anayasa, ancak küçük çoğunluklarla kabul edilmişti ve başlangıçta sadece 10 maddelikti. Sömürge döneminde edinilmiş “güçlerin dengesi” düşüncesiyle çalışmış bir aydınlar topluluğunun eseriydi. Sonunda karmaşık, aynı zamanda dengeli ve iyi korunan bir hükümet biçimini ortaya koydular.
George Washington’un başkanlık dönefmlerinde (1789-1797) anayasa uygulanmaya başlandı. Genç millete ilk adımları en iyi attırabilecek insandı. Siyasi yetenekleri parlak değildi, ama Amerikalılar’ın bağımsızlıklarının simgesiydi. Onun yanında, kişilik ve düşünce bakımından çok farklı iki kişi, Amerikan siyasetini etkilediler. Alexander Hamilton ve Thomas Jefferson. Hamilton usta bir maliyeciydi. Jefferson ise bir düşünce adamıydı. Büyük ticari örgütlere, büyük bankalara, iş çıkarlarına karşı olan, eşitlikçi bir demokrattı. Çok güçlü hale gelecek bir hükümetten çekinmekteydi. Bu iki adamın çevresinde çok geçmeden iki parti toplandı: Güçlü bir merkezi hükümetin savunuculuğunu yapan ve gelişmekte olan ticari çıkarları koruyan federalistler; eyaletlein haklarını ve toprak çıkarlarım savunan anti-federalistler, (Bunlara sonradan Cumhuriyetçiler adı verilecektir). Hamilton her alanda ağır bastı.
Başkan Adams bir federalistti. Yardımcısı ise cumhuriyetçi Jefferson’du. Fransa ile İngiltere arasında tereddüt ettiler. Sonra federalistler bölündüler ve etkilerini kaybettiler. 1825’e kadar Beyaz Saray’a birbiri peşine üç cumhuriyetçi başkan girdi: Jefferson (1801-1809), Madison (1809-1817), Monroe (1817-1825).

BİLİNÇLENME VE DEMOKRASİ (1815-1848)
Kanada sınırını çizdikten ve İngilizlerle ticareti düzenledikten sonra A.B.D.’nin Avrupa ile ilişkileri düzene girmişti. Artık Avrupa’dan çekinecek hiçbir sebep kalmamıştı. A.B.D bundan böyle dışarıyla ilgilenmeden iç sorunlarını çözmeye yönelebilirdi.
Nüfus hızla arttı. Göçmen sayısı da çoğalmaktaydı, öncüler jç kısma ilerlediler. Sanayinin ağır ama sürekli gelişmesi, ulaşım yollarının yayılması bütün birlik için geçerli bir program hazırlanmasını gerektirmekteydi, önce kanallar açıldı. İlk demiryolu 1829’da döşendi. Ondan sonraki on yılda 7.000 km’lik bir hat yapıldı. Bu bağlantılar millî birliği güçlendirdi.
Bu maddi ve fikri evrimle bağlantılı olarak siyasi hayat da değişti, demokrasiye yöneldi. 1825’e kadar kuzeydoğu ve güneydoğu ileri gelenlerinin elinde olan etkinlik halktan unsurlara geçti. Yeni eyaletlerde daha önce kabul edilmiş olan genel oy sistemi eski eyaletlere de yayıldı. Yeni “Demokratlar” Partisi, 1829-1837 arasında Jackson’u iktidara getirdi. Halkın hakimiyeti doruğuna ulaşmış gibiydi. İktisadi ve mali siyasetin saptanması söz konusu olunca ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Avrupa’ya doğru pamuk ihracatını kolaylaştırmak için serbest mübadele rejimi isteyen Güneyliler’le, doğmakta olan sanayilerini korumasını bekledikleri himayeciliğe bağlı olan Kuzeyliler arasındaki anlaşmazlıklar arttı. Yüksek himayeci tarifelerin kabulü için toplandılar. Böylece birliğin üstünde bir ayrılık tehlikesi dolanmaya başlamıştı.
Göçmen sayısı giderek artıyordu. Gözler hep Batı’da, yeni topraklardaydı. Texas konfederasyona katılınca Meksika’yla savaş çıktı (1846). Meksika Texas, New Mexico ve Kaliforniya’yı A.B.D.’ye bıraktı (1848).

KÖLELİK SORUNU VE AYRILIK SAVAŞI (1848-1865)
Yerel nüfus hızla artıyordu. Ayrıca göç dalgaları da devam ediyordu. Köleler sorun olmaya başladı. Güneyliler kölelik kavramına ve çıkarlarına çok bağlıydılar.
Boş topraklara yerleşmek için kölelik taraftarlarıyla düşmanlan arasında yarışmada, daha kalabalık olan ve iyi demiryollarına sahip Kuzeyliler hızla öne geçtiler. O sırada çok tutulan Mrs. Beecher Stowe’un romanı, “Tom Amca’nın Kulübesi” yığınları coşturuyordu.
Illinois senato seçimlerinde Lincoln ve Douglas karşılaştılar. Bu seçim sürtüşmeyi arttırdı.
Başkanlık seçimleri bu şiddet ortamında hazırlanmaktaydı. Cumhuriyetçiler hem “emperyalist kölecilere ve ilke olarak köleliğin kaldırılması taraftarlarına” karşı, hem de sanayicilerin tuttuğu himayeci bir siyaset taraftarı bir program hazırlamışlardı. Lincoln’ü aday gösterdiler. Lincoln kazandı. Sonuç öğrenilir öğrenilmez, Güney Carolina’da toplanan bir konvansiyon birlikten ayrıldığını ilan etti. Texas’tan Virginia’ya kadar bütün eyaletler bu çağrıya katıldı ve bir kongre toplandı. Eyalet temsilcileri Konfedere Eyaletler Cumhuriyeti’ni kurduklarını ilan ederek, Jefferson Davis’i başkan seçtiler. Harekete en son Virginia katıldı. Güney kararlıydı. Kuzey ise duraklıyordu. Lincoln onarılması imkânsız olayı önlemek için büyük çaba harcadı. Ama Güneyliler çarpışmaları başlatınca, kongre Lincoln’e 500.000 kişilik bir ordu kurma yetkisini verdi. Kanlı bir iç savaş başlıyordu.
Güç oranı güneyin alpyhineydi. Kuzeyin nüfusu, ordusu, donanması, mali gücü fazlaydı. Güney ise cesaretine, disiplinine ve askerine güveniyordu. Lee gibi büyük bir generalleri vardı. Kuzey ise Grant ve Sherman ile zafere gidecekti.
Ayrılık savaşı dört yıl sürdü. 1861’de kimse gerçek bir üstünlük sağlayamamıştı. Kuzeyliler güneyi karadan ve denizden ablukaya almaya devam ettiler. Grant ve Sherman üst üste zaferler kazandılar. 27 Nisan 1865’te Lee teslim oldu. Ayrılık savaşı sona ermişti.
Kölelik kaldırıldı, Zencilerin hukuki ve siyasi eşitliği ilke olarak sağlandı. Savaş Amerikan devletini kesinlikle sağlamlaştırmıştı. Asıl sonuç budur.
Bu buhran, uzun bir iç örgütlenme ve toprak düzenlenmesi dönemi sonunda, ABD’nin gerçekten milli bir siyaseti kavramasını ve uçsuz bucaksız zenginliklerinden gerektiğince faydalanmasını sağlamıştır.
de kimse gerçek bir üstünlük sağlayamamıştı. Kuzeyliler güneyi karadan ve denizden ablukaya almaya devam ettiler. Grant ve Sherman üst üste zaferler kazandılar. 27 Nisan 1865’te Lee teslim oldu. Ayrılık savaşı sona ermişti.
Kölelik kaldırıldı, Zencilerin hukuki ve siyasi eşitliği ilke olarak sağ
landı. Savaş Amerikan devletini kesinlikle sağlamlaştırmıştı. Asıl sonuç budur.
Bu buhran, uzun bir iç örgütlenme ve toprak düzenlenmesi dönemi sonunda, ABD’nin gerçekten milli bir siyaseti kavramasını ve uçsuz bucaksız zenginliklerinden gerektiğince faydalanmasını sağlamıştır.

Yorum yazın