Batı Demokrasisinin Gelişimi ve Avrupa Birliğinin Tarihi

Batı Demokrasisinin Gelişimi ve Avrupa Birliğinin Tarihi

İkinci Dünya Savaşı Avrupa’yı iki siyasal kampa ayırdı. Yunanistan’ın dışında Doğu Avrupa’da tümüyle sosyalist iktidarlar iş başına gelmişti. Berlin’in bir bölümü ise Batılı Müttefiklerin elinde kalmıştı. Gündemdeki ilk iş, Avrupa’ nın savaştan zarar görmüş ülkelerinin ayakta durabilmeleriydi. Bununla ilgili olarak, Marshall yardımı diye bilinen milyarlarca dolarlık Avrupa Kalkınma Programı ortaya atıldı .

Sovyetler Birliği’yle İlişkiler

Marshall Planı, Avrupa Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (OECE) yoluyla, Avrupa’daki sanayileri, yardım paylaşma ilkesine dayanarak yeniden kalkındırmak üzere düzenlenmişti. Sovyetler Birliği Marshall Plam’na katılmaya çağrıldı, ancak çağrı 1947 Temmuz’un-da reddedildi. Bu arada Doğu Avrupa’daki sosyalist uluslar da planın reddedilmesine katıldılar. Bunların arasında Sovyet blok’una katılmış olan Çekoslovakya da vardı. Doğu Almanya ile yakın ilişkilerinin dışında, Sovyetler Birliği Dört güçlü devletin denetimine ilişkin anlaşmalar uyarınca Batı Almanya’dan savaş tazminatlarını yerine getirmesini istedi. Batı Almanya ise buna yanaşmadı. 1948’de Sovyetler Birliği ve müttefikleriyle Batılı Müttefiklerin uyuşmazlığı doruk noktasına ulaşmıştı.

Amerikalılar ve İngilizler Batı Almanya’da bir para reformu yaptılar. Böylece dükkanların yeniden çeşitli mallarla dolması ve sanayi çalışması sağlanacaktı. Ancak bu reform taslağı Batı Berlin’de işgal altındaki bölge içinde de uygulanmaya başlayınca Sovyetler tepki gösterdi (Haziran 1948) ve Berlin’i abluka altına aldı. Böylece yoğun bir hava taşımacılığı kuruldu ve Sovyetler 1949 Mayıs’ında ablukayı iptal ettiler. Bu arada, Batılı Müttefikler Batı Almanya’nın bağımsız bir statüye kavuşarak Federal Almanya Cumhuriyeti’ne dönüşmesini onayladılar (Mayıs 1949). Churchill’in Avrupa Birleşik Devletleri çağrısıyla (Zürih 1947) güçlenen idealizm dalgası sosyalist blok dışındaki pek çok ülkeyi kapsayan Avrupa Konseyinin (1949) doğmasına yol açtı. Ancak bu hareketin öncüleri çok geçmeden düş kırıklığına uğradı. Çünkü İngilizler gevşek bir politika uygulayarak hiç bir katkıda bulunmadılar.

Birliğe Giden Adımlar

Savaştan hemen sonraki yıllarda Batı Avrupa’da güçlü bir konumda olan İngiltere OECE’nin çok uluslu olması için ABD’in beslediği umutları boşa çıkardı. Jean Monnet’in (1888- ) önderliğindeki Batı Avrupa birliğinin destekleyicileri başka bir işe öncelik verdiler. Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ırı (1886-1963) yardımıyla ve Batı Almanya ile İtalya’nın desteğiyle kömür ve çelik sanayilerini birlikte işletmek üzere birleştiler . 1950 Mayıs’ında Schuman planı tamamlandı. Bu plan 1951 yılında Fransa, Batı Almanya, İtalya, Belçika. Hollanda ve Lüksem-burg’un oluşturdukları Kömür ve Çelik Birliği’nin gerçekleşmesine yol açtı. Bu karşılıklı yardım anlaşması savaş zamanı kızgınlırının giderilmesiyle sağlanabildi. Bunda kişisel ve siyasal ilişkiler büyük rol oynadı.

Belçika, Hollanda ve Lüksemburg savaş sonunda Benelüks adıverilen bir gümrük birliği kurmuşlardı. Bu ülkeler Batı Avrupa’nın birliğine doğru atılan adımda başı çektikleri ve Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Atom Enerjisi Birliği gibi kuruluşlar belirdiği zaman bu birlik önemli bir rol oynadı.

AET’nin asil olarak yapacağı işler arasında, öncelikle sanayi mamullerinin ve daha sonra Ortak Tarımsal Politika yoluyla tarım ürünlerinin ticari koşullarını yaratmak geliyordu.

Denetleme ve teşvik yetkilerine sahip AET komisyonu çokuluslu bir organ olmasına karşın, asıl karar yetkisi üye devletlerin Bakanlar Konseyi’nin elindedir. Karar verici organ olarak komisyonun yetkilerini arttırma girişimleri Fransa Cumhurbaşkanı General de Gaulle tarafından engellenmiş (D ve Konsey her üyenin veto hakkı saklı olmak üzere, hükümetlerarası bir organ olarak görevini sürdürmüştür.

De Gaulle’ün konumu, 1958’de iktidara yeniden geldikten, Fransa’ nın Cezayir’deki sömürge sorununu çözdükten ve başkana büyük yetkiler tanıyan Beşinci Cumhuriyeti kurduktan sonra büyük ölçüde yükseldi. De Gaulle ABD’ nin karşısında «AvrupalIların Avrupa’sı* kavramını öne sürerek Fransa’yı öncü bir ülke haline getirmeye çalıştı. Bu politikayla ilgili olarak de Gaulle ABD nin yakın müttefiki İngiltere’nin AET’ye girişini engelledi. 1966’da de Gaulle Fransa’yı Kuzey Atlantik Paktı Örgütü NATO’dan çıkardı. Almanya NATO’ya 1955’de girmişti.

AET’nin Genişlemesi

De Gaulle’ün 1969’da istifa etmesinden sonra Fransa’nın İngiltere’nin AET’ye girişini veto etme konusundaki tutumu değişti (7). Danimarka ve İrlanda 1973 yılında AET’ye girdiler. Avrupa Serbest Ticaret Birliği’ne üye olan ülkeler AET’yle yakın ilişkilere girdiler. Oysa Avrupa Serbest Ticaret Birliği 1956’da İngiltere’nin AET’ye karşı kurduğu rakip bir kuruluştu. Eski Fransız sömürgeleriyle başlamış olan Birleşmiş Devletler’in AET sistemi 1975 tarihli Lome anlaşmasıyla Afrika’nın büyük bir bölümünü ve Karayıp devletlerini de kapsadı.

Yorum yazın