Avusturya Macaristan İmparatorluğunun Yıkılışı

Avusturya Macaristan İmparatorluğunun Yıkılışı


AVUSTARYA- MACARİSTAN’DA SON BUNALIMLAR (1878-1914)

Bosna-Hersek’in işgali (1878), Alman liberallerinin birlikçi siyasetinin son bulmasına yol açmış, Franz Joseph, Auersperg’in yerine, kont Taaffe’yi göreve çağırmıştı. Taaffe, 14 yıl boyunca (1879-1893) programsız bir siyaset uygulayacaktır. Hükümeti, yüzeysel bir federalist görünüş altında birlikçi siyasete eğildi. Dış siyasetinin desteği olan Alman liberallerle bozuşmadan, Alman, Çek, PolonyalI ve Sloven soylular ve Katoliklere yöneldi, onları liberalizm korkusuyla kendine bağladı. “Taaffe sistemi” onun iktidarda kalmasını sağlayan, ama hükümete hiçbir itibar kazandırmayan bir uzlaşmalar dizisidir. Her millet ve menfaat gurubuna susturacak kadar taviz verdi. Taaffe sisteminin başarısı, halk çevrelerinin dilsiz, milliyetçi partilerin de muhafazakâr kalmasına bağlıydı. Ama partiler seslerini yükseltmeye başladı. Genç Çekler Partisi bunların en dikkat çekici olanıdır. Liberal isteklerle kurulan parti, iktidarın taviz vermez tutumuyla taleplerini arttırdı. Taafe iktidarda kalabilmek için seçmen sayısını arttıran bir reform yaptı. Bu kere de Reichstog’da Slavlar çoğunluğu elde etti. Almanlar, M acarlar ve Wilhelm II’nin baskısıyla Taafe istifa etti (1893). 18% Seçim Kanunu, 1897 Diller Kararnamesi sadece birer oyalamaydı. Almanlarla Çekler arası çatışma şiddetlendi. Prusya Almanları desteklemekteydi: 1882’de iki ülke arasında iktisad birliği düşünülüyordu. Alman milliyetçileri her yerde mesele çıkarıyordu.

Badeni’nin istifasından sonra imparator, hükümeti ve parlamentodaki oyunları küçümseyen büyük soyluları iktidara çağırmaktan vazgeçmişti. Şimdi gerekli olan, parlamentonun işbirliği olmadan ülkeyi yönetebilecek memurlardı. Görüldüğü gibi hükümet, kötü bir parlamenter rejimin yıkıntıları üstünde “gizli bir mutlakiyetçilik ’ ’ uygulamaktaydı.
Ama imparatorun alışkanlıklarında hiçbir değişiklik olmamıştı. Başına gelen felaketlere aldırmadığı gibi, siyasi çalkantıya da ilgisiz kaldı.
1904- 1906 arasında seçim reformu sorunu ön plana geçti. 1907’de seçim yasasındaki değişiklikten sonra toplam nüfusun yüzde 35’ini oluşturan Almanlar, 516 milletvekilinin 233’ünü çıkardılar. Gene de, kendilerini zarar görmüş hissediyorlardı. Her yerde millî ve sosyal karışıklıklar patlak veriyordu: Polonyalılar’a karşı Rutenler; Italyanlar’a karşı Almanlar; özellikle Almanlar’a karşı çekler. Aynı zamanda da Macaristan ile bağlar yavaş yavaş gevşemekteydi.

MACARLAŞTIRMA SİYASETİ (1878-1914)
Macaristan, uzlaşmadan en çok yararlanan ülke olmaya çalıştı. Andrassy ile ikili monarşinin dış siyaset yönetimini de almıştı, şimdi Balkan- lar’da Macar hâkimiyetini genişletmek, Tuna Vadisini ve Adriya denizi kıyılarını fethetmek istiyordu. Bu, içte aşırılığa varan bir Macarlaştırma siyaseti gerektiriyordu. Bütün tedbirler aynı hedefe yöneltildi. Macaristan, sistemli bir biçimde millî çıkarlarının peşinde koşuyor, aynı zamanda da Macarlaştırma siyasetiyle millî azınlıkları ezme siyasetini sürdürüyordu. Kuşkusuz, millî azınlıklar kendilerini savunmaya çalışmışlardır. Rumenler ve özellikle Hırvatlar büyük direniş gösterdiler.
İmparatorlukta o sırada 12 milyon Alman, 10 milyon Macar, 4 milyon İtalyan ve Rumen, 26 milyon İslav yaşamaktaydı. Viyana’da kaygı hüküm sürüyor, Budapeşte’de Macar üstünlüğünü kurtarmak isteği ağır basıyordu. Ama Sırplar boyun eğmiyorlardı. 1910’da açılan suikastlar dönemi, 28 Haziran 1914’te Saraybosna’da Arşydük Franz-Ferdinand’ın öldürülmesiyle kapandı. Sırbistan’a verilen ültimatomu, Avusturyalı yöneticiler iç sıkıntıları düzenlemek için bir yol saydılar. Parçalanma halinde olan devlet bu yüzden ortadan kalkacaktır.

Yorum yazın