Avrupa’nın bölünmesi

Avrupa’nın bölünmesi

Soğuk savaş, iki büyük devlet arasında, İkinci Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan topyekün bir mücadele olarak düşünülür. Bu iki devlet, yani Sovyetler Birliği ve ABD, başlangıçta eşit durumda bulunmuyorlardı. Çünkü ABD, ekonomik güç ve hava kuvvetleri bakımından daha üstün durumdaydı ve Sovyetler’den önce nükleer silahlara sahip olmuştu. Ne var ki, Sovyetler’in, Batı Avrupa karşısında güçlü bir orduya sahip olmak gibi önemli bir üstünlüğü vardı. ABD, Sovyetler’in bu gücünden ö-türü Batı Avrupa ülkeleriyle ittifak yapmak zorunda kaldı ve Amerikan nükleer gücünü gerektiğinde kullanma kararını aldı.

Doğu-Batı Yanlış Anlamaları

Soğuk savaşın kökeni konusun da ileri sürülen geleneksel görüş budur. Bazı tarihçiler tarafından bir başka görüş daha ileri sürüldü. Bu tarihçiler, geçmişte. Batı tarafından birçok kere istila edilmiş olan Sovyetler’in. İkinci Dünya Savaşı sonunda. sadece ad olarak müttefikleri olan devletlerden hâlâ çekindiğini. belirttiler. Bu görüşe ‘öre, SSCB’ııin Doğu Avrupa’daki atkinliği yeni bir Batı saldırısı olasılığına karşı sadece savunmayı amaçlayan bir tepkiydi.

Bu görüşler birbiriyle çatışmaktadır. Ne var ki, Sovyetler Birliği ile Amerika arasındaki karşılıklı yanlış anlamaların, Avrupa’daki siyasal çalkantılar üstünde büyük bir rol oynadığından kuşku duyulamaz (5).

Churchill (1874-1965), Roosevelt (1882-1945), ve Stalin (1879-1953) 1945’te Yalta’da toplandıkları zaman. Sovyetlerin, Batılılar tarafından bir ikinci cephe açılacağı kuşkusunun yerini, Batılıların, Doğu ve özellikle Polonya konusunda Sovyetler’in niyetlerine ilişkin kuşkuları aldı. Daha sonra da, bu devletler, gittikçe sert bir havaya bürünen bir dizi konferansta Almanya konusunda bir anlaşmaya varamadılar. Böylece bölünme süreci başladı.

Almanya’nın Bölünmesi

Sovyet kuvvetleri, başlangıçta Almanya’da uzun süre kalmak niyetinde değildi. ABD birliklerinin de kalacağı sanılmıyordu Za fer kazanmış devletlerin, sadece birleşmiş bir ülke olarak geleceği korusunda anlaşmaya varana kadar Almanya’nın onarılmasını gözetim altında tutacakları düşünülüyordu. Bu devletlerin dördü de, dış işleri bakanları olan George Marshall (1880-1959), Ernest Bevin (1881-1951), Georges Bidault (1889- > ve Vyaçeslav Molotov (1890- ) aracılığıyla (4), Berlin’in yönetiminde söz sahibiydi. Ama zamanla, SSCB egemenliği altındaki bölgede toplumsal düzenin değiştirilmesi ve sosyalist ekonomi politikasının uygulanması, iki Almanya’nın varlığını kesin olarak ortaya çıkardı. 1949 yılında Bonn’da Federal Cumhuriyet (eylül), Berlin’de ise Demokratik Cumhuriyet (ekim) kuruldu.

Birleşik Amerika, başlangıçta, kuşkusuz Almanya ile birlikte bütün batı ve doğu ülkelerini, Amerikan yardımı üzerinde temellenen geniş ittifak planı içinde toplama umudundaydı. Avrupa Kalkınma Planı yada 1947 Marshall Planı diye bilinen bu düzenleme, Sovyetler tarafından reddedildi; ama Almanya’nın batı kesiminde uygulandı. Bu uygulama ayrı ve değişikliğe uğratılmış bir Alman parasının ortaya çıkarılması sonucunu verdi. Batı Almanya’da para reformu yapıldı.

Batı’daki para reformu, Sovyet-lerin Berlin’i abluka altına almasına neden oldu. Berlin ablukası (6), 1948 ve 1949 arasında aşağı yukarı bir yıl sürdü ve Avrupa’nın tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu.

NATO’nun Kuruluşu

NATO’yu (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) (8, 9) kurma kararı bu hava içinde alındı. Bu uzun vadeli ittifak gereğince, Birleşik Devletler ile Batı Avrupa,ortak savunma konusunda yükümlülük altına giriyorlardı. NATO’nun temel üyeleri ABD, Kanada ve Batı Avrupa’nın başlıca ülkeleriydi. Yunanistan ve Türkiye 1951’de, Batı Almanya ise 1955’te bu örgüte katıldılar (10). Bu arada, Batı Avrupa ülkeleri toparlanmaya ve işbirliği yapmaya başlamışlardı. Daha önceden bir çeşit savunma işbirliği de tasarlamışlardı (Batı Avrupa Birliği NATO’dan önce kurulmuştu). Ama aynı ölçüde önemli olan bir başka olay, karşılıklı işbirliğini gerçekleştirme konusunda Birleşik Devletler’in Batı Avrupa ülkelerini desteklediği Avrupa İşbirliği Örgütü nün (OEEC) 1948’de oluş-turulmasıydı. 1949’dan sonra Avrupalılar ellerindeki kaynaklan bir işbirliği sistemi içinde bir araya getirmeye koyuldular ve bu çaba, Avrupa Ekonomik Topluluğunun kurulması sonucuna ulaştı. Bu girişim, büyük ölçüde Avrupa’daki Hristi-yan Demokrat partilerinin işbirliğinin sonucuydu.

Doğu’da Stalin’ci denetim sistemine sadece Yugoslavya karşı çıktı. Ama 1949’dan sonra Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi (COMECON; üyeleri: Doğu Alman ya, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Romanya, Çekoslovakya ve SSCB) çerçevesi içinde işbirliğine daha fazla önem veren bir düzenleme gerçekleştirildi Ne var ki, Batı ile Doğu arasında daha önce varolan karşıtlık, Stalin’in 1953′ te ölümünden sonra da Avrupa’daki soğuk savaşın sertliğini pekiştirdi.

Bundan önce 1950 yılında Kore savaşı patlak vermiş ve NATO güçleri müttefiklerini çoğaltma gereğini duymuşlardı. Bunun sonucu olarak Batı Almanya’ya bu örgüte katılma çağrısında bulunuldu. Batı Almanya çağrıyı kabul edince Al manya nın yeniden birleştirilmesi şansı tamamen ortadan kalktı.

Yorum yazın