Avrupa: Çatışmadan detant’a

Avrupa: Çatışmadan detant’a

1955 İle 1975 arasında Avrupa, softuk savaştan işbirliğine doğru yöneldi Askeri açıdan çatışma sü ruyordu, çunku NATO’ya ve Varşova Paktı’na bağlı ülkeler silahlı güçlerini arttırıyorlar ve nükleer silahluru sahip oluyorlardı (İl. Ama giderek bu çatışma Doğulu ve Batılı güçler arasındaki ilişkilerde İstikrarın bir güvencesi olarak kabul edilmeye başlandı.

Detant’ın Anlamı

Bununla birlikte detantın oluşması yıllar aldı İşin başlangıcında iyimser olmak için iki ana ne den vardı Birinci neden. I956’da Nikita Kruşçev’in (1894 19711 Stalin’ in yöntemlerine karşı çıkışıydı Stalin’e karşı bu tavırla birlikte Doğu ve Batı arasındaki ilişkilerin daha yumuşayacağı anlaşılmaktaydı. Avusturya Devleti Anlaşması ile Avusturya’nın tarafsız ve bağımsız olmasının kabul edilmesi, bu yumuşama yolunda atılan olumlu adımlardan biridir.

Ters gibi görünen ikinci ana neden. Almanya’nın yeniden silahlanmasıydı. Batı Almanya NATO’ ya 1955 yılında katıldığı zaman Sovyetler’in tepkisi Doğu Almanya ile birlikte müttefiklerini Varşova Paktı’nda birleştirmek olmuştu. Ortaya çıkan olgu bir tehlikeyi içerirken, Almanya’nın tam olarak ikiye bölünmesi ve böylelikle barışçı bir işbirliğinin sağlanması beklenmekteydi Ancak bunun böyle olmadığı anlaşıldı Bu arada Macaristan’daki bir ayaklanma Sovyet birliklerince bastırılmıştı . Bu sıralarda Batılı güçler Doğu Almanya’yı tanımadılar. Bunun arkasından Berlin konusunda bir dizi kriz başgösterdi . 1958’den Berlin duvarının yapıldığı 1961’e kadar süren bu krizler kimi zaman üçüncü bir dünya savaşı tehlikesini doğurdu ve silahlanmayı hızlandırdı.

Nükleer Savaş Korkusu

1957’den sonra nükleer füzeler silahlanma yarışına ve Avrupa’daki taktik nükleer silahlara katıldı. Buyuk güçler arasındaki krizler giderek tehlikeli olmaya başladı. Bu krizlerin en gergini Küba’daki Sovyet füzeleri ile ilgili olandı 119821 . Bu olay iki büyük gücün ilişkilerini yeniden değerlendirmesine ve detanta doğru yönelmesine yol açtı.

İki büyük guç kendi düzeylerinde, birbirlerinin etki alanlarına karışmama konusunda anlaştılar. Bu durum, karşılıklı ittifakların, olduğu gibi kabul edilmesi anlamına geliyordu. Ancak Avrupa düzeyinde varolan sistemi değiştirmek için çeşitli çabalar vardı. Batı Avrupa’daki huzursuzluk ve bundan doğan çabalar büyüyen ekonomik güçlerden kaynaklanıyordu. Bu konuda Batı Avrupa ülkelerinin yaklaşımının en belirgin temsilcisi Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle (1890 1970) (9). oldu, öyle ki. Charles de Gaulle 1966 yılında Fransa’yı NATO’dan çıkardı, ancak Fransa ittifaktan ayrılmıyordu. Bu davranış Avrupa’da daha esnek bir siyasal sistem yaratmak için uygulanmıştı

Bununla birlikte. 1963’den sonra iki büyük güç yalnızca nükleer savaştan sakınıcı değil, ayrıca böyle bir savaşa yol açabilecek bir silahlanma yarışını da denetleyici bir çaba içinde daha yakın ilişkiye geçtiler. İki güç arasındaki anlaşmalar 1963 yılında atmosfer yada uzayda nükleer denemelerin yasaklanması üstüne oldu. ABD ve

SSCB, bu çabalarla birlikte, 1968 yılında imzalanan ve nükleer silahların yayılmasını yasaklayan bir anlaşmayla görüşmelerini sürdürdüler. Bunların yanısıra iki büyük güç. Stratejik Silahları Sınırlandırma Görüşmeleri (SALT) olarak bilinen ve yeni tehlikeli silahları denetleme amacıyla düzenlenen bir dizi toplantı yoluyla aralarındaki anlaşmaları en yüksek düzeye ulaştırdılar.

Silahlanma yarışını denetleme amacıyla yapılan bu anlaşmalar, daha önce iki güç arasında savaş tehlikesi doğuran çatışmaları ortadan kaldıracak başka anlaşmalara zemin hazırladı. Bunların en dikkate değeri 1972 Berlin anlaşmasıydı. Bunların yanısıra, detanta olumlu çıkar sağlamak amacıyla bir dizi ekonomik anlaşmaya varıldı.

Orta Avrupa’daki Sorunlar

Ancak bu gelişen anlayış süreci pürüzsüz değildi. 1968 yılında Aleksandr Dubçek’in (1921- > yönetimindeki Çekoslovakya’da yönetime karşı başgösteren bir dizi başkaldırıya Sovyet birlikleri müdahale etmek zorunda kaldı Doğu Avrupa bu dönemde daha da gerginleşti.

tki büyük güç SALT görüşmelerine başlarken, Avrupa’da detantı sağlama konusunda Almanya Başbakanı Willy Brandt (1913-) rol oynuyordu. Brandt’ın Ostpolitik’i Batı Almanya, SSCB, Polonya ve sonuç olarak Doğu Almanya arasında siyasal ve ekonomik anlaşmalar sağladı. Bu son anlaşma Doğu Almanya’nın tüm Batılı güçlerce tanınmasına yol açtı. Brandt’ın Ostpolitik’i Berlin anlaşmasının doğmasında rol oynadığından, soğuk savaş boyunca- gerilime yol açan iki ana nedenin dondurulmasını sağladı.

Detant böylelikle sağlam bir biçimde kurulmuş oldu ve Henry Kissinger’in (1923- ) zamanında ABD dış politikasının uygulamaları arasına girdi. 1975 yılında Helsinki’de yapılan Avrupa Güvenlik ve işbirliği Konferansı bir dizi sorun konusunda anlaşma için yol gösterici oldu Ancak temelleri atılan detantın gerçek işbirliğine ne zaman köprü olacağı bilinmemektedir.

Yorum yazın