Asur ve Pers Uygarlıkları

Asur ve Pers Uygarlıkları Hakkında Bilgiler

Hammurabi döneminden bin yıl sonra Babil artık büyük bir devlet olmaktan çıkmış, bu arada daha başka halklar da güçlenmişti. Bu halklardan biri de, Babil Ovasının kuzeyindeki dağlık ülkede yaşayan Asurlulardı. Asurlular İ.ö. 710 yılında Bahiri ele geçirdiler ve öteki ülkeleri de istilaya giriştiler. i.O. 669’dan 626’ya kadar başta bulunan Asur Kralı Asurbanipal, Babil’in yanı sıra Mısır’ı da içine alan bir imparatorluk kurdu.

ACIMASIZ SAVAŞÇILAR VE DEMİRDEN SİLAHLAR
Asur kralları,kıyıcılıklarıyla ve kendilerine boyun eğmeyenlere karşı acmasızlıklarıyla ün salmışlardı. Krallardan biri, dağı düşmanlarının kanıyla kızıla boyadığını rahatlıkla anlatabilmekte ve yaptığı işle övünebilmektedir.
Asur ordusu hem acımasızdı, hem de ağır silahlarla donatılmıştı. Artık tunçtan silahları bırakmışlardı. Demirden yapılmış kılıçlar, kargılar ve baltalar kullanıyor, demir tolgalar giyiyor, demirden zırhlar kuşanıyorladı. Demir karşısında en iyi tunç kılıçlar bile paramparça oluyordu. Asurlu sürücülerin altında hızlı savaş arabaları vardı. Durum böyle olunca, Asur krallarının koskoca bir imparatorluk kurmuş olmalarına hiç şaşmamak gerekir.

KRALIN KİTAPLIĞI
Kral Asurbanipal, kazandığı zaferlerle böbürlenmekle birlikte, kitaplığı ve derin bilgisiyle de övünmekten geri kalmazdı.Yazı sanatındaki becerisini övünçle açıklardı. Asurbanipal’in, Sümerlerin güzel yazılarını bile okuyabildiği söylenir.
Asurlular yazılarını Babillilerin çivi yazısıyla yazarlardı. Bu yüzden, Asurbanipal’in kitaplığı binlerce kil tabletle doluydu. Sümer ve Babil yazılarıyla ilgili bilgilerin çoğu Asurbanipal’in sarayının yıkıntıları arasında bulunan bu tabletlerden edinilmiştir.
Asurlu yazıcılar, krallarının saltanat ve savaşlarının tarihini kaleme aldılar. Asurluların,ülkeleri acımasızca ele geçirmeleri konusunda bu denli bilgimiz olmasının bir nedeni de; yazıcıların bütün bu olayları yazıya dökmüş olmalarıdır. Sanırız, öteki devletlerin orduları da kıyıcılıkta Asur ordusundan aşağı kalmıyordu ama onlar zorbalıklarını dile getiren pek az yazılı belge bırakmışlardı.
Asur imparatorluğu birdenbire çöktü. Asurluların bütün o yıldırma yöntemleri baskı altındaki halkları susturmaya yetmedi. Asurbanipal öldükten birkaç yıl sonra Babilliler başkaldırdı. Babilliler öteki halklarla birlikte i.ö. 612yılında Asur başkenti Ninova’yı ele geçirip yerle bir ettiler.

PERSLERÎN GELİŞİ
Babil’in bağımsızlığı uzun sürmedi. Babil i.ö. 538’de Pers Kralı Büyük Sirus’un ordusu tarafından istila edildi. Persler, Babil’in doğusundaki dağlık bölgeye adını veren bir İran halkıydı. Giderek daha başka ülkeleri de ele geçirdiler, i.ö. 521 ‘den 486’ya kadar başta kalan I. Darius, indus Irmağı’ndan Ege Denizi’ne kadar uzanan uçsuz bucaksız bir imparatorluğu yönetti. Babil ve Mısır da bu imparatorluğun sınırları içindeydi. Oysa Asurlular hiç bir zaman böylesine geniş bir imparatorluk kuramamışlardı.

ZERDÜŞT’ÜN ÖĞRETİLERİ VE BİR İMPARATORLUĞUN YÖNETİLMESİ
Darius, İranlı bir düşünür olan Zerdüşt’ün öğretilerine bağlıydı. Zerdüşt, yaşamın, iyilik tanrısı Ahura — Mazda ile kötülük tanrısı arasındaki sürekli bir savaşın olduğunu savunuyordu. Akıllı bir adam, diyordu Zerdüşt, iyiliğin ve doğruluğun yanında yer almalıdır. Bu görüş, bir hükümdar için; ülkesinde barı; ve düzeni korumak anlamını taşıyordu. İşte Darius da, Zerdüşt’ün öğretilerini hiç değilse bu anlamda izlemeye çalıştı. Egemenliği altına aldığı halklara, barışı ve düzeni bozmadıkları sürece, sınırlı bir özgürlük tanıdı. Sorunlarının çoğunu kendi başlarına çözmelerine izin verdi. Gerçi öteki halkların da kralları vardı, ama Darius, “kralların kralı”ydı, dolayısıyla vergiler de ona ödeniyordu. Darius, vergi toplama işini sağlama alabilmek için imparatorluğun bütün bölgelerine bir valiyle bir general gönderdi. Bu yöneticilerin ne yaptığını öğrenmek için de “kralın gözü ve kulağı” olan, bütün bölgeleri karış karış dolaşan hafiyeler tuttu.
Persler, imparatorluğun bellibaşlı kentlerini birbirine bağlayan yollar yaptılar. Yol boyunca her yirmi kilometrede bir dinlenme yeri vardı. Bu dinlenme yerlerinde hanlar ve ahırlar bulunuyordu. Kralın ulakları uzak yerlere bir an önce ulaşabilmek için her durakta at değiştirirlerdi. Ulaklar, Sardes kentinden 2400 kilometre uzaktaki Sus kentine bir haberi,iki haftadan kısa bir sürede ulaştırabiliyorlardı.
Pers imparatorluğu, o güne dek görülmüş en büyük imparatorluktu. İmparatorluk sınırları bugünkü Türkiye, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak ve Afganistan’ı ve Batı Pakistan’ın bir bölümünü kapsıyordu.

Yorum yazın