Almanya’nın Kalkındırılması Sorunu ve Berlin Ablukası

Almanya’nın Kalkındırılması Sorunu ve Berlin Ablukası
Avrupa’nın Avrupalılar arası ortak kuruluşlarla kurtarılması fikri güç kazanıyordu. Benelüks tatbik alanına konmuş, on altı devletin temsilcileri Paris’te Avrupa İktisadî İşbirliği Teşkilâtı’nı kurmuş, Churchill La Ha- ye’de Avrupa Kongresi’ni toplamıştı. Fakat tatbikat aynı oranda başarılı olamıyordu. Fransa, Almanya sorunun görüşüldüğü Londra Konferansında bütün teklifleri olumuz karşılamıştı. Almanya’ya karşı kazanılan zaferden sonuna kadar yararlanmak istiyor, Almanya’nın hayata dönüşünün Avrupa’nın yaşaması için gerekli olduğunu ve bunun ancak bir Fransız-Alman barışı ile mümkün olabileceğini anlamıyordu. Nihayet, 1 Haziran’da Londra’da, Alman sorununun tümü için temel çözüm yollar: tespit edildi. Batı Almanya’nın siyasi örgütlenmesi ve bir kurucu meclis teşkili için karar alındı. Fransa’nın teklifi üzerine Ruhr bölgesinin denetimi için bir milletlerarası komisyon- ve Almanya’nın silahsızlandırılmasını garanti altına alan bir askeri güvenlik kurulunun teşkili de kararlaştı. Ne var ki Londra’da alman karar, Fransa’da büyük tepki yarattı. De Gaulle Paris hükümetini, memleketin geleceğini tehdit eden bu uygulamaya yeterince karşı çıkmamakla suçladı. Komünistlerin yanı sıra bağnaz milliyetçiler de ayaklanmıştı. Oysa Fransa karşı çıksa da İngiltere ve ABD, Londra kararlarım uygulayacak, bu çırpınıştan Fransa’nın elde edeceği sonuç yalnız kalmak olacaktı.
Fransa bu bunalım içinde fikir çatışması yanarken, Amerika’da basılmış yeni Alman markları (DM.)
Almanya’ya geldi. Bu yeni para enflasyonla bütün değerini kaybetmiş olan reichsmarkın yerini alacaktı. Eski mark tedavülden kaldırıldı. İktisadi durum, hızla düzelme yoluna girdi.
Çalışma arzusu artıyor, Alman toplumu yeniden hayata dönüyordu. Fakat müttefikleri düşündüren bir sorun vardı: Berlin’in İngiliz-Amerikan bölgesinde yeni Alman markı tedavüle konulacak mıydı? Komutanlar, Ruslar’ın tepkisine yol açmamak için işgalden sonra Berlin’de basılan paranın tedavülde bırakılmasına karar verdiler. Fakat bu tedbir Rusların olumsuz müdahalelerine engel olamadı. Doğu Berlin’in Rus işgal komutanı Sokolovskiy, para reformunu reddediyordu. Bu reform tekelci Amerikan ve İngilizlerin çıkarlarına hizmet ediyor, Almanya’nın bölünmesini hedef alıyordu. Berlin, Rus işgal bölgesinin sınır şehriydi ve Doğu-Batı ayrımı gözetmeksizin Sovyet yasalarına tabi olacaktı.
. 1 Temmuz sabahı, Sovyet yetkilileri, Batı Berlin’in sivil halkına hammadde ve hububat getiren vagonlara el koydular. Üç işgal bölgesinde, Amerikalı, İngiliz ve Fransızlar
2.225.0 kişiyi beslemek zorundaydılar. Kara ulaşım yolunun kapatılması Berlin’de kalmalarını imkânsız hale getirebilirdi. Ruslar gerçek bir abluka uygulayacak olursa, Batılılar, her vasıtaya başvurarak ablukayı aşmak zorundaydılar. Sokolovskiy, Berlin’in bir Rus bölgesi şehri olduğu iddiasındaydı. İngiliz ve Amerikalılar, bu iddiayı yalanlamak için, Berlin’de yeni markı tedavüle koydular. Berlinliler hakem olacaklardı; Sovyet markını tercih ederlerse bu, Batılıların Berlin’i kaybedecekleri anlamına gelecekti. Berlin, doğusu ve batısıyla harabe halinde, insanlar yaşama kavgası

içindeydi. Batı bölgesindeki İngiliz, Amerikalı ve Fransızların Berlin’de sürekli kalmayacaklarına inanıyorlardı; ama aksine halk, rus işgalinin ilk günlerindeki korkunç olayları unutmamıştı, ümit olmasa bile sonuna kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerdi.
Sokolovskiy, 23 Haziran’da belediye meclisini topladı. Berlin’in bölünmesine engel olmak için, Batı markının tedavülünün yasaklanmasını istiyordu. Toplantı salonu kızıl askerlerle kuşatıldı. Batı markını savunan küçük azınlık acımasızca susturuldu. Sokolovskiy’in istediği karar alınmıştı. O akşam Batı kesimine elektrik veren ana kablolar kesildi. Ertesi sabah, Berlin’in batısına giden üç demiryolu hattı “süresiz” olarak kapatıldı.
Batılı müttefikler acele karar almak durumundaydılar. Ruslar tutumlarında direnecek olurlarsa, Batı Berlin’de yaşayanlar için açlık ve soğuk kaçınılmaz olacaktı. Fakat Almanlar, açlığa ve soğuğa razı olduklarını bildirdiler. 80.000 Alman; “Dikta istemiyoruz. Komünist olmayacağız! Berlin ikinci bir Prag olmayacak” diye bağırıyordu. Gerçekte Ruslar’ın tekrar savaşmayı göze aldıklarına inanmak zordu; Bir olupbitti ile Berlin’e sahip çıkmak istedikleri muhakkaktı. Batılılar, ablukayı neye mâl olursa olsun aşmaya karar verdiler. İngiliz ve Amerikan hava kuvvetleri kuşatılmış Berlin’e yiyecek ve kömür taşımak üzere derhal seferber edildi. 26 Haziran 1948’de 80 ton yiyecek ve malzeme taşıyan ilk uçak Berlin’in Tempelhoff Havaalanı’na indi. 30 Haziran’da Tempelhoff Havaalanı’- na 125 Amerikan uçağı inerken, 100 İngiliz uçağı da Catow alanına iniyordu. İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri R.A.F.’nin 10 dev deniz uçağı her gün
Hamburg’dan kalkarak Havel gölü üzerine iniyordu. Bu ortak hava köprüsü ile günde taşınan yiyecek ve yakacak 1500 tonu geçiyordu. Ruslar protesto ettiler. Sokolovskiy, “Rus bölgesinin hava güvenliğine tecavüz edildiği” iddiası ile müttefik işgal komutanlarını suçladı. Fakat, Müttefikler arasında imzalanmış bir anlaşma, bölgede üç serbest hava koridoru bırakmıştı. lngiliz-Amerikan uçakları bu serbest bölgelerden uçtukları sürece bir tecavüz söz konusu edilemezdi.
Amerikan, İngiliz ve Fransız işgal orduları temsilcileri 3 Temmuz’da General Sokolovskiy ile görüştüler. Buluşma Batı Almanya konusundaki tasarılarından vazgeçmedikçe demiryolu trafiğinin açılmayacağını ve Berlin sorununun Almanya sorununun bütünü içinde çözümleneceğini bildirdi. Aynı günler, dokuz Batı eyaleti temsilcisi, Batı Almanya’nın anayasasını hazırlayacak bir meclis toplamak üzere Frankfurt’a davet edilmişti. Ne var ki Alman temsiciler, böyle kesin bir adımı atmakla memleketlerinin ikiye bölünmesine sebep olmaktan korkuyorlardı. Anayasa değil, bir örgütlenme statüsü yaparak, şimdilik geçici bir yasa ile yetinmeyi tercih edeceklerdi.
Birleşik Devletler’de sorun hâlâ tartışma konusu oluyor, Berlin’den vazgeçme konusunda baskı artıyordu. ABD, Rusya ile savaşa yol açabilecek bir çatışmadan kaçınmalıydı. Ağustos ayı süresince Moskova’da üç Batılı devlet temsilcileri abluka konusunda, hiçbir olumlu sonuç vermeyen görüşmeler yaptılar. Abluka iki aydır- sürdürülüyordu. Batı Berlin’de açlık ve soğuk tehlikesi ortadan kalkmıştı. Doğu’da durum çok daha kötüydü, halk korku içinde yaklaşan kışı düşünüyordu.

23 Ağustos’ta Frankfurt’ta toplanan Batı Almanya eyalet temsilcileri bir ön tasarı hazırladılar. 1 Eylül’de Bonn’da parlamentoya sunulacak bu tasan, bir geçici yasa görünümündeydi, fakat gerçekte Batı Almanya Anayasası olacaktı. Parlamentonun sosyal demokrat ve Hıristiyan sosyalist üyeleri, başkanlığa Conrod Adenauer’i seçtiler. Bu arada Berlin kaynıyordu. Rus ve İngiliz askerleri arasında silahlı çatışmalar oldu. Batı Berlin hava köprüsü ile beslenmeğe devam ediyordu. Fakat kış bastırmıştı. Sis uçakların görüş alanını sıfıra indiriyor, telsiz konuşmaları Ruslar tarafından sabote ediliyor, ama Berlinli- ler’in mücadele gücü kırılmıyordu. Bu çok zor şartlarda havayoluyla nakliyat aksamadan sürdürüldü.

Aralık’ta Stalin, Molotov’u Dışişleri Bakanlığı’ndan alarak yerine Vichinski’yi getirdi. Mareşal Sokolovskiy görevinden alındı, komutanlığa Çuikov getirildi. Batılılarm hava köprüsü Nisan’da 240.000 ton malzeme taşımış, Batı Berlin’de hayat normale dönmüştü. Sovyet bölgesinde ise bunalım artıyordu. Her gün en az 200 Doğu Berlinli Batı’ya kaçıyordu. Doğu markı tamamen değersiz hale gelmişti. Birleşmiş Milletler’de ABD ile Rusya arasında gizli temaslar başlamıştı. Ruslar Berlin ablukasında savaşı kaybettiklerini anlamışlardı ama bir Batı Alman Devleti’nin kurulmasına engel olabileceklerini hâlâ umuyorlardı.
Bonn’da toplanan parlamentoda, merkeziyetçi bir rejim isteyen sosyalistlerle, aksi tezi savunan Hıristiyan sosyalistler, daha doğrusu Adenauer ile Schumacher arasında kesin görüş ayrılığı vardı. Gerçek tehlike gözleri Doğu’da olan komünistlerdeydi. Batılıların
verdiği imkânlarla yeniden hayata dönen halk kalabalığı ise, Marshall Planı’nın vaat ettiği refahtan vazgeçmek niyetinde değildi. Bu sırada Moskova ile Batılılar arasında Berlin ablukası konusunda temaslar sürdürülüyordu. 5 Mayıs’ta dört büyüklerin bildirisi anlaşmayı ilan etti. 12 Mayıs’- ta, abluka ve karşı abluka tedbirleri kaldırılacak, 23 Mayıs’ta Dışişleri bakanları Paris’te toplanarak Almanya sorununu görüşecekti:
İngiliz ve Amerikalılar, Alman parti liderlerini gizlice Frankfurt’ta toplayarak görüştüler. Liderler arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, Almanya, Sovyet Rusya’nın oyuncağı haline gelmeye mahkûmdu. Bu ikaz üzerine sosyalistlerle sosyal demokratlar yan yana, bir çeşit anayasa niteliğindeki örgütlenme statüsüne müspet oy verdi. Paris Konferansımdan önce yapılan bu olup bitti, Batı Almanya Devleti’nin kuruluşu önünde atılmış ilk adımdı. 11 Mayıs gece yarısı Ruslar, Berlin’i dış dünyadan ayıran barikatları kaldırdılar. Abluka 318 gün sürmüş, Amerikan ve İngiliz uçakları dünya çevresini 300 kere dolaşan bir havayolu yaparak Berlin’e I milyon 600 biri ton malzeme taşımıştı.
Paris Konferansı 23 Mayıs’ta Paris’te toplandı. Konferansa Robert Schuman, Ernest Bevin ve Dean Acheson’un yanında Rusya’yı Vichinski temsil ©diyordu. Vichinski’nin getirdiği teklif 1945’e dönüş anlamını taşıyordu; Almanya bir dörtlü yönetim altında birleştirilecek ve her yönetici devletin bir veto hakkı olacaktı. Üç Batılı Dışişleri bakam bu teklifi kesinlikle reddederek Bonn’da kabul edilen anayasanın bütün Almanya için geçerli sayılmasını istediler. Konferans

çıkmaza girmişti.
Berlin kaynıyordu. Ücretleri Ruslar tarafından ödenen demiryolu işçi ve memurları, ödemelerin Batı Alman markı ile yapılmasını istiyorlardı. İşçi ve memurlar greve gittiler. Doğu Berlin’den gelen yetkililerin duruma müdahale etmesi Üzerine Batı Berlin’in 43 tren istasyonuna el koydular, idare binalarını işgal ederek Rus yöneticileri dışarı çıkardılar. Stalin ve Lenin’in portrelerini yaktılar. Demiryolu ulaşımı durdu. Ruslar ücretlerin yüzde 60’ını Batı markı ile ödemeyi kabul ettiler.
Paris Konferansından hiçbir sonuç alınamamıştı. Fakat bu durum. Doğu ile Batı arasında tehlikeli bir gerginlik yaratmadı. İşgal orduları komutanlarının, Almanya’nın idari bakımdan bölünmüş olmasının sakıncalarını ortadan kaldıracak tedbirler alması kararlaştırıldı. Böylece, yeni bir savaşın patlak vereceği korkusunun dikkatleri Avrupa’ya çektiği günlerde, birden her şey normale döndü. Bir Prag darbesi, bir Berlin bunalımı Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatmamıştı. Avrupa hiç beklenmedik şekilde, birkaç yıl sürecek bir durgunluk dönemine giriyordu.

Yorum yazın