Uvertür Nedir

Uvertür Nedir
uvertür, genellikle müzikli bir sahne yapıtının orkestrayla çalınan giriş bölümü. Bazı bağımsız çalgı yapıtları da bu adla anılır. İlk operalar şarkı olarak söylenen bir öndeyişle (prologue) ya da Claudio Monteverdi’nin 0//<?o’sunun başındaki trompet tokatası gibi kısa ve süslü çalgısal bir bölümle başlardı. Daha sonraki 17. yüzyıl operalarında açılış bazen bir sinfonia ya da sonatla, Venedik’te ise canzona(*) adı verilen kısa bir çalgı parçasıyla yapılmaya başladı. Thésée operasındaki gibi tam uzunlukta bir uvertürü ilk kullanan besteci Jean-Baptiste Lully oldu. Onun Fransız ya da Lully uvertürü olarak bilinen müzik formu, noktalı ritimlerde ve yavaş bir bölmeyle açılıyor, bunu füglü ya da taklitli üslupta hızlı bir bölüm izliyor ve çoğunlukla yavaş bir bölümle sona eriyordu.

Lully’nin uvertür formunu yalnızca opera bestecileri (Henry Purcell, Dido ve Aienei-as) değil, oratoryo bestecileri de (Handel, Messiah) büyük ölçüde kopya ettiler. Lully’nin uvertürü kaparken bir dans formu kullanması, bir Fransız uvertürünü bir dizi dansın izlediği orkestra süitinin gelişmesini etkiledi. J.S. Bach’m orkestra için “Uver-türler”i 18. yüzyılın ortalarına değin süren süit formunun örnekleridir.

İtalyan uvertürü 1680’den sonra Alessan-dro Scarlatti’nin operalarında sağlam bir biçimde ortaya çıktı. Bu uvertür, birincisiyle üçüncüsü hızlı, İkincisi yavaş tempolu (allegro-adagio-allegro) üç bölmeden oluşuyordu. Bu da, üç bölümden oluşan ilk senfonilerde örnek alındı. Hem C.P.E. Bach’m, hem de Jiri Antonin Benda’nın yapıtları İtalyan uvertürleri içerir.

Opera uvertürünün daha modern bir formunu besteci Christoph Gluck yerleştirdi. Gluck Alceste (1767) operasının sunu yazısında, uvertürün izleyiciyi oyunun olay örgüsüne hazırlaması gerektiğini belirtiyordu. Alceste’te ve Iphigénie en Tauride’de (Iphigenie Tauris’te) uvertürler perdenin açılmasından önce sona erecek yerde, giriş sahnesinin atmosferiyle kaynaşıyordu. Richard Wagner daha sonra Tristan ve Isolde gibi operalannda buna benzer bir teknik kullandı. Mozart ise uvertürlerine, arkadan gelen dramın duygusal rengini kattı. Don Giovanni ve Die Zauberflöte’Az (Sihirli Flüt) operada kullanılan temalardan alıntılar yaptı. Buna benzer uygulamalar Beethoven, Wagner ve Carl Maria von Weber’in yapıtlarında da görülür.

Özellikle Daniel Auber ve François Boiel-dieu’nün (19. yy başlan) operalarında görülen bir başka eğilim de uvertürün operadan derlenen bir ezgiler potpurisinden oluşma-sıydı. (Bu, müzikal komedilerle operetlerde çok kullanılan bir formdur.) Aynı dönemde İtalya’da ise uvertürde yalnızca izleyicinin ilgisini çekmek amaçlanıyordu. Örneğin Gioacchino Rossini, çoğu uvertürünü birden fazla operasında kullanmıştı.

18. ve 19. yüzyıllardaki birçok uvertür, sonat türünden kaynaklanıyordu. Ama 19. yüzyılın sonlanna doğru uvertürün yerini çoğunlukla doğrudan giriş sahnesine açılan özgür formda kısa bir prelüd aldı. Wagner’ in Lohengrin ve Giuseppe Verdi’nin Aida operalarının bu tür prelüdleri vardır. Claude Debussy’nin Pelléas ve Mélisande’i ile, Benjamin Britten’ın Peter Grimes’inin giriş bölümleri yalnızca birkaç müzik ölçüsünden oluşur. Pietro Mascagni’nin Cavalleria Rus-ticana’smda öndeyiş, perde önünde söylenen bir aryadır.

Romantik opera uvertürlerinin üslubunu temel alan konser uvertürü, 19. yüzyılda bağımsız, tek bölümlü bir yapıt olarak ortaya çıktı. Bunda ya klasik sonat formu ya da senfonik şiirin özgür formu uygulanıyordu. Bu tür yapıtların örnekleri Felix Men-delssohn’un Hebridler (Fingal Mağarası) Uvertürü ile Sir William Walton’in Portsmouth Point (Portsmouth Noktası) uvertürüdür. Ayrıca özel olaylarda seslendirilmek üzere de konser uvertürleri bestelendi. Brahms’ın Akademik Festival Uvertürü bunun örneklerindendir. Mendelssohn’un Ein Sommernachtstraum (Bir Yaz Gecesi Rüyası), Beethoven’in Egmont uvertürü gibi daha başka yapıtlar da, bir tiyatro oyununun giriş müziği olarak seslendirilmek üzere tasarlanmıştır.

Yorum yazın