Süsleme Nedir

Süsleme Nedir

süsleme, müzikte bir melodinin notalar eklenerek ya da ritimlerinde değişiklikler yapılarak süslenmesi. Batı müziğinde, tamamlanmış bir besteyi daha hoşa gidecek bir hale getirmek için uygulanır. Ama bu anlayış eski müziğe ve büyük bölümüyle Doğu müziğine yabancıdır. Doğu müziğinde süsleme, doğaçlama ve besteleme arasındaki sınırları belirlemek çoğu zaman olanaksızdır (bak. doğaçlama, melodi).

Süsleme değişik çağlarda ve ayrı ülkelerde son derece farklı biçimlerde ortaya çıkar. Süslemede kullanılan geleneksel öğeler müzik üsluplarını tanımlar, çoğu zaman da bu üslupları etkiler. Bazı süsleme üslupları bir çalgının teknik bakımdan sınırlı olmasından kaynaklanır. Başkaları ise müzik içindeki tekrarlara çeşitlilik kazandırma, parçayı tekdüzelikten kurtarma isteğini yansıtır. En yaratıcı biçimiyle süsleme, doğaçlamanın, dolayısıyla da bestelemenin önemli bir bölümünü oluşturur.

Ortaçağda kilise çevreleri, dinsel ezginin saflığını bozduğu gerekçesiyle süslemeye karşı çıkmışlardı. 13. yüzyılda notaya geçirilmiş ilk danslar tam bir çalgısal süsleme üslubunun özelliklerini taşıyordu. 14. yüzyıl dindışı İtalyan müziğinde temel süsleme tekniklerinden biri olan daraltma (temel melodinin notalarının ritmik değerlerinin küçültülmesi) ortaya çıktı. Bu uygulama teknik kurallara bağlandı. İcracı bir müzik cümlesinde süsleme yapmak için birkaç daraltma kalıbından birini seçebiliyordu. Daraltmalar genellikle kadansta uygulanıyordu. Bu uygulama 18. yüzyıl konçertosunun özelliklerinden birini oluşturdu (bak. bitiş).

15. yüzyılda süslemeyi ele alan ilk kuramsal yapıtlar ortaya çıktı. 16. yüzyılda bunlardan başka, birçok İtalyan yazarın amatörlere yönelik süsleme kılavuzları yayımlandı. Süsleme, öncelikle sözlerin temelini oluşturan tek tek sözcüklerin değil, metnin taşıdığı ruhsal durumu yansıtma kaygısını taşıyordu.

17. yüzyıl başlarında ses ve çalgı beste üsluplarında kesin bir değişme oldu ve birbirinden ayrı iki ulusal (Fransız ve İtalyan) süsleme okulu ortaya çıktı. Fransız ses süsleme üslubunda daraltma ilkeleri korundu. Bunlar klavsen ve lavta müziğindeki çeşitli tekrarlarda da varlıklarını sürdürdü. Süslemeler klavsen müziğinin önemli özelliği durumuna gelirken, ritimdeki değişiklikler daha sonraki çalgı üsluplarıyla bütünleşti.

Yaklaşık 1600’lerdeki süslemeli ses üslubundan başlayarak, İtalyan çalgı üslubu çok süslü hale geldi. 18. yüzyıl ortalarında solo yapıtların yetkinleşmesi, icracının çok büyük bir ustalığa sahip olmasını gerekli kıldı. Çünkü bestecinin yalnızca melodinin ana çizgisini yazması ve araları süsleyerek doldurmayı icracıya bırakması âdet haline gelmişti. Ama virtüözlerin 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başlarındaki uygulamaları İtalyan üslubunun yozlaşması sonucunu getirdi.

Fransız ve İtalyan süsleme üslupları 18. yüzyıl boyunca farklılıklarını sürdürdü. J.S. Bach bu üslupların her ikisini de istediği gibi kullanabiliyordu. Haydn ile Mozart’ın yapıtlarında notaya geçirilmiş süsler parçaların bünyesine sindirilmişti. 19. yüzyılda süsleme, uygulanması icracının seçimine bırakılmayan, müzik dilinin bütünleyici bir parçası durumuna geldi.

Yorum yazın